• 21 Ekim 2017, Cumartesi

MUSUL KERKÜK MESELESİ II

          Cumhuriyetin ilk yılları çok sıkıntılı geçmekteydi.19242te Musul meselesi gündeme gelmiş ve ardından 1925’te Şeyh Sait İsyanı patlak vermişti.

         Şeyh Sait İsyanının arkasında İngiltere vardı. İngilizlerin bu isyanı desteklemelerinin iki nedeni bulunuyordu. Birincisi Türkiye’nin Musul ile ilgilenmesini ve direncini önlemek, ikincisi yeni devletin ülkeyi yönetemeyeceği izlenimini yaratmaktı.

        Bunlar tipik İngiliz siyasetidir. Ayrıldığı yerde çatışma alanları bırakarak İngilizlerin buraları ne güzel!  Yönettiğini göstermek.

          İşte bazı Örnekleri: İngiltere, Hindistan’dan çekilirken Hindistan ile Pakistan arasında Keşmir Meselesi’ni , Filistin’den çekilirken Yahudiler ve Araplar arasında Filistin Meselesi’ni, Kıbrıs’tan çekilirken Türkiye ile Yunanistan arasında Kıbrıs Meselesi’ni bırakmışlardır.

        Konumuza dönersek Türkiye-Musul-Kerkük konusunda Misak-ı Milli sınırlarını ve  Mondros Ateşkesi’nden sonra işgalini gerekçe göstererek Musul-Kerkük’ün kendisine verilmesini yineler.

          İngiltere buna karşılık Musul-Kerkük’ü vermeye yanaşmadığı gibi Hakkari üzerinde de hak iddia eder. Gerginlik artar. Zaman zaman sınır çatışmaları çıkar.Konu Milletler Cemiyetine intikal eder. Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam) konu ile ilgili bir raportör görevlendirir. Raportöre göre Musul-Kerkük halkı Türkiye’ye katılmaktan yanadır. Ancak İngiltere bunu hemen engeller. O raportörün yerine  İsveçli ve Macar raportör görevlendirilir. Bu yeni raportörler konunun Uluslararası Adalet Divan’ında çözülmesini önerir.(İngiltere’nin isteği ile)

     Uzatmayalım Adalet Divanı, İngiltere’nin isteği doğrultusunda karar alır. 5 Haziran 1926’da Ankara Antlaşması ile Musul-Kerkük Irak toprağı sayılır.O sırada Irak , İngiltere yönetimindedir. Ankara Antlaşması’na göre Musul Kerkük’ün petrol gelirlerinin %10’u Türkiye’ye bırakılacak, Irak dağılacak olursa Musul-Kerkük, Türkiye’ye verilecekti.

      Yani daha 1926’da Türkiye Irak’ın dağılma ihtimalini görmüştü. Gerçi daha Sevr’de  İngilizler bir Kürt Devleti kurdurmak istemişti.

       1957’de Kerkük’e yapılan nüfus sayımında Türkmenlerin nüfusu şehrin %60’ını oluşturuyordu. Uzun yıllar Irak’taki Baasçı yönetimler bu bölgede Araplaştırma politikası izlemişti.

      2003’te ABD, Irak’ı işgal ettiğinde  Barzani Peşmergeleri o kargaşadan yararlanarak  Kerkük’teki Nüfus ve Tapu dairelerine saldırmış, Kerkük’e çok sayıda  Kürt nüfus yerleştirmişti.

       Bana göre Türkiye Irak ve Suriye’nin rejimlerine bakmadan bu ülkelerin toprak bütünlüğünü korumalıdır.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
21 / 13 Parçalı bulutlu
Yarın: 18/12 Sağanak yağışlı