• 3 Nisan 2018, Salı

ATATÜRK’Ü ANLAMAK

Atalarımız boşuna dememişler:” Akılsız dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun,” diye. İnsan olmak, aklını kullanmakla eşdeğer bir kavramdır. Sorgulamayan, usunu kullanmayan, yalan yanlış duyduklarıyla yetinen insan, insana ne denli benzese de bizim anladığımız anlamda çağdaş insan olamaz. Usunu kullanmayanlar, düşüncelerini irdeleyemedikleri için duyduklarını, yalan yanlış anlatır dururlar. Bir de bunlardan daha tehlikeli olanı, doğruyu bilmelerine karşın çıkarlarıyla ters düştüğü için bilerek doğruları çarpıtanlar vardır. Bir toplumun yozlaşmasında en tehlikeli işbirlikçiler de bunlardır.

Kurtuluş Savaşı’ndan sonra 1924 yılında çıkarılan bir yasa ile davranışları ve yazılarıyla Ulusal Kurtuluş’a karşı çıktıkları, İstanbul Hükümeti ve düşman kuvvetleriyle işbirliği yaptıkları gerekçesiyle 150 kişi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılarak sınır dışı edilmiştir. Bunların arasında o zamanlar Damat Ferit’in Posta Telgraf Genel Müdürü yazar Refik Halit Karay da vardır. Kurtuluş Savaşı başladığında Mustafa Kemal Paşa telgraf hatlarından yararlanmasın diye elinden geldiğince engellemeye çalışmıştır.

Refik Halit 1938 yılında yüz ellilikler için af çıkana değin 16 yıl Beyrut, Halep ve Hatay’da yaşadı. Yurda döndükten sonra 2 Haziran 1938 tarihli Tan gazetesinde şöyle yazıyordu: “ Sevgili yurdumu ne halde bıraktım? Nasıl bir harika ile karşılaştım. Yurdumuzda torağın kurusu bizim, yaşı yabancınındı. Yaşa Atatürk, beni gurbette de göğsümü kabartarak yaşatan Atatürk.”

 

1963 yılında yayımladığı “ Bir Ömür Boyunca” adlı yapıtında şunları söylemiştir: “Tanıdığım siyasetçiler arasında Atatürk’ten başka cüceleşmeyen devlet adamı yok. Hayatta dev olmak pek güç değil ama tarihte dev kalmak çok zor,” diyordu.

 

Kurtuluş Savaşı’nda Atatürk’ün yanında bulunanlardan birçoğu sonunda “devrimin hızına ayak uyduramadıkları için” Atatürk’ten birer birer ayrılmışlardır. Bunların arasında generaller, yazar onbaşı Halide Edip Adıvar da vardır. Ali Fuat Cebesoy, Atatürk’ün ölümünden sonra: “ Biz bu çocuğu çok geç anladık,” der. Halide Edip de yurt dışından geri döndüğünde gazeteci Sabiha Zekeriya Sertel’e aynen şunları söylemiştir: “ Sabiha, Mustafa Kemal haklıymış.”

 

Mehmet Akif Ersoy, İstiklâl Marşımızın yazarıdır. Ulusal Savaşa katılmak için İstanbul’dan Ankara’ya gitmiş, çeşitli bölgeleri dolaşarak halkı aydınlatmıştır. Zaferden sonra uzun süre Mısır’da yaşamıştır. Mısır’a şapka giymemek için gittiğini söyleyenler olmuşsa da bunun doğru olmadığı bir gerçektir. Çünkü orada entari giymeyip, ceket, pantolon ve Frenk gömleği giydiği için kendisine “Hıristiyan Akif” diyenler olmuştur.

 

Türkiye’ye başında şapka ile döndükten sonra şunları söylemiştir: “Mısır’da 11 yıl kaldım. 11 saat daha kalsaydım çıldırırdım. İnsanlık da Türkiye’de hürriyet de Türkiye’de, Allah benim ömrümden alıp, Mustafa Kemal’e versin.”

 

Ayrıca bir gün kendisini hastanede ziyaret eden gazeteci, Kuran çevrisinden söz açmış. Atatürk’ün bu çevriyi merak ettiğini söyleyince, Akif o çevrinin kaybolduğunu, zaten onu beğenmediğini, sağlığına kavuşunca yenisini yapamaya çalışacağını söylemiştir. Bu arada sözlerine şunları eklemiştir: “Ben yemin etmem. Fakat işte yemin ediyorum, Milli Mücadelede Atatürk’ün yanında bulundum, kendisini yakından tanıdım. Vallahül’azim eğer Atatürk olmasaydı, bu zafer kazanılmazdı.”

 

Bu gerçeklere karşın, ne yazık ki günümüzde Atatürk’ü dışlamaya çalışan, O’nu sıradan bir kişiymiş gibi göstermeye çalışan, asıl gerçekleri göz ardı edip Atatürk’ümüzü sıradan bir insan gibi gösterip “ Mustafa” filmini çeken Soros’un zavallı yardakçıları, tarikatın uşakları boşuna uğraşıyorsunuz. Anadolu’da Mustafa Kemaller tükenmez.

 

Bu aymazlıklar, Atatürk ilkelerinden ayrılmanın, bağnaz insan yetiştirmenin sonucudur. Çözüm; O’nun devrim ve ilkelerine yürekten bağlanıp yaşama geçirmektir. Şili’deki Atatürk Parkında Atatürk’ün bir büstü var. Büstün üzerinde şöyle yazıyor: “ Kendi içindeki ateşi milletine mal eden (özümseten) adam, kendi meşalesini vatandaşının eline veren kahraman.” diyor. Küba’da, Pakistan’da, Avustralya’da ve pek çok ülkede onun adına parklar, koylar, anıtlar var. İzmir’deki Atatürk anıtından rahatsız olanlar da…

 

Atatürk’ü, Atatürkçülüğü bilerek çarpıtmaya çalışan zavallı cüce beyinler, boşuna uğraşıyorsunuz. Sömürgecilere ilk tokadı vuran Atatürk, Türklerin olduğu kadar tüm dünyanın da lideridir.” Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, bütün ezilen ulusların da uyanışını öyle görüyorum. Tüm ezilen uluslar bağımsızlıklarına kavuşacaklardır, sömürgecilik, emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerine uluslararasında hiçbir renk, din ve ırk ayrımı gözetmeyen yeni işbirliği çağı egemen olacaktır,” diyen, UNESCO’nun dünyaya örnek gösterdiği sembol Atatürk’le uğraşacağınıza anlamaya çalışın. Onun ışığı sizi de aydınlatacaktır. Güneşi söndüremezsiniz. Onlar güneşten çok önce sönüp gidecekler.. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
9 / 0 Az bulutlu
Yarın: 13/7 Sağanak yağışlı