• 7 Ağustos 2018, Salı

CAFERLİ’DE BİR GÜZEL

Karacaoğlan: “Ben güzeli güzel demem, güzel benim olmayınca,” dese de ben bütün güzelleri severim. Ben demek biraz bencilliğe kaçıyor, benim sevdiklerim beni sevmek zorunda değil ki… Çiçeği, denizi, doğayı severken onun da sizi sevmesini bekliyor musunuz? Sevmek, özveride bulunmak, korumak, kollamaktır. Her güzel şey gibi sevmek emek sister, özveri ister. Örneğin karanfili seviyorsun, onu sulayıp bakımını yapmadan, kuru kuru seviyorum demek bir işe yarar mı?

Sanırım dört, beş yıl oldu, Ortaklar bucağına bağlı Tekin Köyü sınırları içindeki Magnesia ören kentine Ömer Akşahan arkadaşımla geziye gitmiştik. Kazı Başkanı Prof. Dr. Orhan Bingöl ve ekibi gece gündüz çalışarak yüzyıllar öncesinin Beyaz Saçlı Artemis kentini ortaya çıkarıyordu. Orhan Hoca eşliğinde yaptığımız antik kent turunda, kentin bilinmeyenlerinin hikayelerini dinledik. Dünyanın en büyük stadionu olma özelliğini taşıyan Magnesia stadionunda dolaşırken, yalnızca çok küçük bir kısmı hâlâ toprak altında olan bu devasa yapıdan büyülendik. Öyle ki, tarihte bilinen ilk kombine oturma yerleri, her biri ayrı bir hikaye anlatan kabartma, heykel ve yazıtları ile Magnesia stadionu ziyaretçilerini etkisi altına alıyor.

İşte bu güzel gezide, güzel insanların arasında, bir de güzel tanıdım. Avrupa güzelimiz Nazlı Deniz Kuruoğlu. İnsanın görünüşü güzel olabilir, ama bu güzelin yüreği, düşünceleri, davranışları da çok güzeldi. İstanbullu bir güzel gelip Caferli Köyü’ne yerleşmiş. İlk anda usumdan şöyle bir düşünce geçti, “İstanbullu bu güzel, Caferlide neler yapabilir ki,” demiştim. Geçen yıllar önyargının ne denli yanıltıcı olduğunu gösterdi.

“Kuşadası’na bağlı olmasına rağmen Söke’ye çok yakın olan Caferli Köyü adeta kabuk değiştiriyor. Son yıllarda giderek nüfusu azalan köye yerleşerek hayatını burada sürdüren sanatçı Nazlı Deniz Kuruoğlu adeta köyün kaderini değiştirmek için çaba sarf ediyor.

Caferli Köyü’nde evlerin dış cepheleri boyanırken, Söke’nin Granta mevkiinden başlayıp köyün içinden geçerek Davutlar yoluna bağlanan asfalt yol kenarındaki evlerin bahçelerindeki tüm saksılar, çöp kovaları dahil olmak üzere beyaz ve lila ağırlıklı renge boyanıyor. Caferli Köyü muhtarı başta olmak üzere köylülerinde büyük destek verdiği çalışma sonrasında Caferli Köyü yeni yüzüyle bölgenin en çok beğenilen köylerinden olmaya aday gibi görünüyor. Doğal yapısı ile de özellikle doğaseverlerin dikkatini çeken Caferli Köyüne Söke Doğal Gezginler Grubu’nu davet eden Nazlı Deniz Kuruoğlu, doğaseverlerden destek istedi. Ayrıca köyde doğaseverlerin kamp kurabilecekleri alan oluşturabilmek için hazırlıklar başladı.

Yaşamını Caferli Köyü’ndeki evinde sürdüren Nazlı Deniz Kuruoğlu, Caferli Köyü’nü yeniden ayağa kaldırmak için çabasının süreceğini söyledi. Sosyal medya ve internet üzerinden Caferli Köyü’nün tanıtımı içinde çaba sarf eden Nazlı Deniz Kuruoğlu’nun bu çabaları kısa sürede karşılık bulacağa benziyor.”

Nazlı Deniz Kuruoğlu, 32 yıl önce Türkiye Güzellik Yarışması'nda aday olduğunda, kısa saçları nedeniyle pek şanslı görülmedi. Ancak o Türkiye Güzellik Kraliçesi seçilmekle kalmadı, Avrupa Güzeli tacını da giydi. Anneannesinin zoruyla girdiği yarışma onun hayatını pek etkilemedi. Kendi dünyasına, dansına geri döndü. İstanbul'un kalabalığından yorulunca, Kuşadası'nın Caferli Köyü'nde, her taşında emeği olan çiftliğine çekildi. Tescilli güzel, çiftlikte işlerini yoluna koyar koymaz, tüm çalışmalarını Caferli Köyü'nü güzelleştirmeye, köylüyü bilinçlendirmeye harcamaya başladı.

Kuşadası Caferli Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği başkanı oldu. Eline fırçayı aldı, köylü kadınlarla birlikte evlerin dış cephelerini beyaza boyadı. Her çöp kutusunu, su deposunu, çiçek dikilen peynir tenekelerini, hatta çanak antenleri renk renk boyadı. Kendi güzelliğini Caferli Köyü'ne yansıtmaya çalışırken karşılaştığı engeller, bunca yıl basından uzak kalan 1982 Avrupa Güzeli Nazlı Deniz Kuruoğlu'nu yıldırmadı.

Dört, beş yıl gibi kısa bir zamanda Caferli Köyü çevrenin yıldızı oldu. Festivaller, kitap günleri, fotoğraf sergileri, seçkinlerin ziyaretleri, organik tarım ürünleri o küyü çekim merkezi haline getirdi. Sadece Caferli köyüyle değil, doğal kültürün, çevrenin korunması için de hep mücadelenin içinde oldu. Kuşadsı 105 FM Rodyosunda Belma Bircil Özgün’le yaptığı söyleşide: “Ben anı yaşamayı seviyorum, paylaşmayı, daynışmayı seviyorum,” diyordu.

Nazlı Hanım, çevre ve doğa duyarlılığı konusunda da yüreklice mücadelesini demokratik kuruluşlarla beraber sürdürüyor. Bizim büyükşehir belediye başkanımız da güzel bir bayan ama Jeotermeller konusunda ne gibi girişimlerde bulunduğunu ben bilmiyorum. Bu işler sadece reklemla, panolara yazı yamakla olmuyor. Menderes Nehri de zehir akıyor, can çekiştiriyor. Kişinin aynası iştir, lafa bakılmaz, diyor atalarımız. Ne diyeyim, her köye, kasabaya ve şehrimize Nazlı Hanım gibi çalışkan, halkla bütünleşen, mücadeleci güzeller nasip etsin tanrım. Caferli’de bir güzel, güzel mi güzel…

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
28 / 14 Açık
Yarın: 29/13 Az bulutlu