• 11 Eylül 2018, Salı

Yörüklerin Öyküsü

Yörüklerin öyküsü ateşi avuçlarında taşıyanların öyküsüdür. Yazılmamış çizilmemiştir. Yaşanmıştır yalnızca. Yaşını bilmeyen, doğdum doğalı yaşıyorum diyen, anam gibi yaşımızı bilmiyoruz. Kaçmadan vurmaya elim değmiyor diyen babam gibi vurulup vurulup toprağa, nice hain pusuya, nice ağa düştüğümüzü kaç kez bilmiyoruz.

Yörüklerin öyküsü, ateşten gömleği giyenlerin, göç yollarında vuruşarak ölenlerin öyküsüdür. Asırlardır çağrılır türkülerimiz, koca bir coğrafyada, elini kulağına atınca erkeklerimiz, kaynar su gibi fakır fakır kaynar yüreklerimiz. Kanlı kılıçlar, kanlı göynekler çıkar sandıklardan. Kadınlar ağıda durur, Börklüceler, Atçalı Kel’ler, Kurtuluş Savaşı’nda Gökçen Efeler, Gördesli Makbuleler toprağa can verir. Ben ağlarım, kaç yiğide ağıtlar, türküler yaktık, bilmiyoruz.

Yörüklerin öyküsü, Güneş’i kovalayanların öyküsüdür. Güneş’in doğduğu yerden

Güneşle başlar, nice ateş hattı, nice ateş çemberi, nice savaşlar, bir seher vakti, haydi deyince efeler, kuşandık kamaları, çıktık dağlara. Kimimiz Sinanoğlu, kimimiz Çakıcı olduk. Önümüze kattık sürüleri, ayrıldık obalarımızdan, ata yurdumuzdan… Kınından çekilmiş kılıç gibi, düştük yollara, kaç ova geçtik, kaç dağdan aştık, Toroslar, Mersinler, Antalyalar, Aydınlar yeni yurdumuz oldu. Bazen kıtalar boyu yürüdük, kıtalar boyu vuruştuk, vuruşarak düştük, acem ellerine, sürüldük, Fizan’a, Suriye sıcağına kaç kez… Çoraklaştı açmaz oldu gülümüz, yollarda yititirdik yarımızı, çöllerde… Düştüğü yere gömdüler ölümüzü, kimi açıkta kaldı. Sahipsiz yörük mezarlarıyız. Toroslarda, Karıncalı Dağda… Kaydımız kuydumuz yok, kaç can yatar oralarda, kimse bilmez, bilmiyoruz…

Yörüklerin öyküsünü yazılı kaynaklarda pek bulamazsınız. Yörüğün sarayı kıldan, yorganı yünden, ayakkabı gönden, sermayasi canldandır. Suyu pınarın gözünden içer. Keçinin sütünü, ineğin yağını, koyunun peynirini yer. Doğal yaşayan yörükler, sağlıklıdır, dürüsttür, merttir. Mustafa Kemal Atatürk’ün anası, kız kardeşi Makbule ile yaramazlık yaptıklarında:

“Yörük çocukları, bıktım, usandım sizden,” diye bağırınca Makbule, ağabeyi Mustafa’ya sorar:

”Ağabey, annem bize Yörük çocukları diyor. Ne demek Yörük çocukları?”

Mustafa Kemal:

“ Yörük demek, yürüyen Türk demektir. Yani yerleşik düzene geçmemiş gezgin Türk. Orta Asyadan yürüyüp Anadolu’ya gelmişiz. Aydınoğulları osmanlıya katıldıktan sonra da Aydın, Söke, Rodos üzerinden Selanik’e gelmişiz. Yörük öz be öz Türk demektir,” der.

Cumhuriyetin ilanından sonraki konuşmalarında da:

“Toroslarda bir tek Türk çadırı bile kalsa bu yurdu kimse el uzatamaz,” der.

Yörükler özgürlük ve bağmsızlıklarına düşkündürler. Onların derdini bir katır, keyfini kırk katır çekmez. Çok çalışır, üretir, kimseye muhtaç olmazlar. Yörükte bulunan beyde bulunmaz. Onurlu, dik başlıdırlar, biat etmezler. Haksızlığa başkaldırırlar.

Bizim öykümüz Yörüklerin öyküsü, sur içi kentlerde, kale içi sığınaklarda yaşayanların değil, şahin ve şahbazlar gibi, sarp kayalıklarda avlananların öyküsüdür. Kıldan çarık giyenlerin, “Ferman padişahınsa dağlar bizimdir” diyenlerin, kalkan yüzlü yiğitlerin, sırtı dönük ok atan, meteliğe kurşun sıkan, atı ile yamaca tırmanan, masal kahramanı süvarilerin öyküsüdür. Anlatılmamış, anlaşılmamış, yalnızca yaşanmıştır.

Yörüklerin öyküsü, ateşi avuçlarında taşıyanların öyküsüdür. Özgürlüğe susamışların, bölüşmeyi, kardeşçe yaşamayı, dayanışmayı özleyenlerin öyküsü. Şeyh Bedreddinlerin, Börklücenin, Birgili Cennetoğlunun, Atçalı Kel’in, Yağdereli Sinanoğlunun, Gizemli Kadın Efenin öyküsü…. İzmir’de mermiyi düşmanın anlına çakarak özgürlük meşalesini yakan Hasan Tahsinin, Aydın cephesinde bir yıl, üç ay direnen Demirci Mehmet Efenin, Yörük Alinin, Gökçen Efenin, İmamköylü Çete Ayşenin, Gördesli Makbulenin öyküsü..

Yörüklerin öyküsü, Kurtuluş Savaşı’nda düşmanlara kök söktüren, yokluktan varlık, sürüden insan, topraktan, yıkıntıdan vatan yaratan Mustafa Kemal Atatürklerin, kıl çadırlarında yürekleri “vatan, vatan!” diye çarpan, yurtsever insanların, yörüklerin öyküsüdür. Biz biliriz ki, tarihini ve kültürünü sahip çıkmayan uluslar, tarihin sayfalarından silinir gider, Atatürk’e, onun devrimlerine sahip çıkıp, gerektiğinde hiç düşünmeden ölüme göze alanların öyküsüdür. Ne mutlu Türküm diyenlerin öyküsü…Yörüklerin öyküsü…. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
22 / 13 Çok bulutlu
Yarın: 21/13 Gökgürültülü sağanak yağış