• 12 Haziran 2018, Salı

KORKU VE ÖZGÜRLÜK

 

Yaşam yaşandığı kadardır, ötesi ya anılarda bir iz, ya da düşlerde bir umuttur. Her yolcu kendine yürür, kendini bulmaya çalışır ömrünce. Güneşe, aydınlığa giden yolun puslu bir yolcusudur. Kendini, kendindeki gücü tanımayan kişi başkalarının uydusu olmaya devam eder. Yaşamdaki hiçliği görüp, korkuyu yenen insanlar özgür insanlardır.  

Korkusuzluk, yaşamın zembereği gibidir. Promete, korkuyu yendiği için, ateşi tanrılardan alıp insanlara verdi. Ve insanlık korkuyu yendiği için suya daldık, gökyüzüne tırmandık. Korkuyu yendiğimiz için sayıları, sözcükleri bulduk, düşünerek yepyeni buluşlara imza attık. İnsanlık tarihi her şeyden önce bir korkusuzluk tarihidir. Uçurtmayı havada tutan rüzgarın gücü değil, onun direnme gücüdür. Direnmeden, korkuyu yenmeden hiçbir onurlu işi başaramayız. Korkak insanın aklı bile bir işe yaramaz. Çevremiz, “Ben bir konuşsam yer yerinden oynar,” deyip de susan korkaklarla doludur. Korkaklar her gün, kahramanlar bir kez ölür diye boşuna söylememişler.                                                                                                                               

Dünya tarihini bir göz gezdirirsek, Spartaküs’ten Galilei’ye, Nesimi’den Şeyh Bedreddin’e, Umur Bey’den Atatürk’e hep kahramanlarla doludur. Korkakların tarihi olmaz. Spartaküs, zalim Roma İmparatorluğu’nun ordularını yendikten sonra arkadaşları ona sorar, kendini nasıl hissediyorsun diye.

Spartaküs’ün yanıtı şöyledir:

“Artık özgürüm ama okuma yazma bilmiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum, korkuyorum,” der. Roma Ordusunu yenen Spartaküs’ün, “ Okuma yazma bilmediğim için korkuyorum!” sözleri evrensel bir nitelik taşır. Bilgisiz insan, okumayan insan, kaba kuvvetle ne denli büyük başarılar elde ederse etsin, sonunda başarısız olur.

9 Eylül 1922’de Türk Ordusu İzmir’de düşmanı denize dökerken Mustafa Kemal Paşa çadırında kitap okumaktadır. Utkuyu haber vermek isteyen subay bir, iki kez çadırın önünden geçer ama Atatürk’ün kitap okumayı sürdürdüğünü görünce:

“Paşam, biz şavaşı kitapla mı kazandık, Mahmetçiğin süngüsüyle, İzmir düşmanlardan temizlendi,” deyince Mustafa Kemal kitaptan başını ağır ağır kaldırır ve:

“Biz bu savaşı kitapla, bilgiyle kazandık, üstelik savaş daha yeni başlıyor. Cehaleti ve bilgisizliği yenemezsek bu utkuyu da kaybederiz. Bilgisiz, eğitimsiz uluslar gelişmiş ulusların yemidir,” der.    

İlk elektriği bulan fizikçi Sırp asıllı Nikola Tesla, patent hakkını çalan Edison’a ve onun gibilerine söylediği söz oldukça düşündürücüdür:

O kadar cahilsiniz ki dininiz var diye ahlaka ihtiyacınız kalmadığını sanıyorsunuz.”

Gönümüzde de din ticareti yapanlar ahlaka gereksinim duymuyorlar. Dört kitaplı dine de inanmayan Japonya gibi ülkelerde ise hiç hırsızlık olmuyor. Görevini aksatan bir sorumlu kişi de, ben görevimi iyi yapmayarak insanlığa zarar verdim, diyerek intiharı seçiyor. Bizdeki din tütcarları ise, pek çok cana, mala, ülkemizin geleceğine zarar verdikten sonra, “Aldanmışım” diyerek işin içinden sıyrılmaya çalışıyorlar.

Hele bir ülkenin Aydınları, gazetecileri, Üniversiteleri, demokratik kuruluşları, politakacıları korkaksa o ülkede faşizm boy atmış demektir. Faşizm besin kaynağı korku ve baskıdır. İnsanlar korkup büzüldükçe faşizm gelişir, boy atar. Faşizm, Demokratik düzenin yerine aşırı, çarpıtılmış bir ulusçuluk ve baskı düzeni kurmayı amaçlayan öğreti. Faşizmde siyasi hayata tek bir parti hakimdir. Mülkiyet hakkı ve kapitalizm devam etmekle beraber iktisadi organlar siyasi iktidarın mutlak kontrolü altındadır.

Bugün Çağdaş ve Laik cumhuriyetle hesaplaşmasını İsmet İnönü ve Atatürk üzerinden yürütmekte olanlar şunu bilmeliler ki İsmet İnönü ve Atatürk büyük devlet ve siyaset adamı olarak Türk halkının gönlündeki yere çoktan yerleşmiştir. Onu oradan söküp atmaya bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da kimsenin gücü yetmeyecektir.

İsmet İnönü, “Bir memlekette namuslu insanlar da en az namuzsuzlar kadar cesur olmadıkça, o memleket için kurtuluş yoktur” sözüyle bugünlerde de   yol göstericiliğini sürdürmektedir.

Atatürk’ümüzün Gençliğe Hitabesindeki sözler, yıllar sonrasına ışık tutan, olukça düşündürücü sözlerdir.

”Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir.

 İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”             Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Ya istiklal ya ölüm” diyerek Türk Ulusunu kurtarmak için yola çıktığında O’nun için idam fermanı yayınlayanları anımsıyor musunuz?

Onurlu, özgür ve bağımsız olmanın yolu korkularımızı yenmekten geçer. Nazilli’de Şahap Amcanın meyhanesindeki bir yazı dikkatimi çekmişti. “Rakı içenler öldü de su içinler ölmedi mi?” yazıyordu. Korkaklar her gün, kahramanlar bir kez ölür. Bir can için onursuzca korkak yaşamaya değer mi?

Zaman ötesi çağlarda bile sevgiyi paylaşmaktır çabamız. Yaşamın gizi olan sevgi, ayrık otu gibi yayılsın her yere… Ne diyor Koca Yunus: “Sevelim, sevilelim…”
 

 

 
 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
30 / 19 Çok bulutlu
Yarın: 33/18 Güneşli