• 17 Nisan 2018, Salı

ADAM GİBİ ADAM

Dilimize yerleşmiş pek güzel atasözlerimiz vardır. “Lafla peynir gemisi yürümez, Kişinin aynası iştir lafa bakılmaz…” gibi… Kendi kendine övünen kişiler de pek sevilmez toplumda. “ Bırak seni başkaları övsün,” derler. Kişilik sorunu yaşayan beceriksiz kişiler durmadan kendini överler.

Pek güzel özdeyişler de var dilimizde.”Kendi tarihini iyi bilmeyen ulusların coğrafi sınırlarını başkaları çizer, kültürlerini sahip çıkmayan uluslar, zamanla yok olup giderler.” Anlayana sivrisinek saz, ya anlamayana ne denir bilmem ki…

Bu günlerde Belçika’da yayınlanan bazı kitaplarda “Türk Düşmanlığı, Türkleri aşağılayan sözler” oldukça çokmuş. Bunu duyan yöneticilerimiz ne yapıyor dersiniz. Canlı yayınlarda efeleniyorlar ama devlet duyarlılığını hiç göstermiyorlar. Adam gibi adam arıyoruz bu günlerde…

İşte bir örnek: Otuzlu yıllar, Fransa’nın meşhur ”Larousse” sözlüğünde bir sözcük var, “decapiter”. Bu sözcüğün anlamı kazığa oturtmak, kazığa oturtmak deyimini açıklamak için şöyle bir örnek veriliyor. “ Türkler bugün bile esirlerini kazığa oturturlar.”

Atatürk, bunu öğrenince Fransız büyükelçisini yemeğe davet ediyor. Elçiye yemekte bu sözcüğün anlamını soruyor. Kızaran elçi:

- Sözlüğe bakmam gerekir, diyor.

Atatürk önceden hazırlattığı “ Larousse” sözlüğü uzatıyor. Elçi okurken verilen örneğe gelince titrek bir sesle yarıda kesiyor. Atatürk’ün yüzüne bakıyor.

Atatürk:

- Demek biz Türkler bugün de esirlerimizi kazığa oturtuyoruz öyle mi sayın sefir?

- Efendim, Katolik kilisesi matbaasında basılmış. Biz laik bir ülkeyiz, kiliseye karışamayız. Atatürk kızar:

- Öyle mi efendim! Siz laik bir ülke olduğunuz için demek kiliselere karışamıyorsunuz. Ben de yarından itibaren İstanbul’daki kiliselere birer kilit astırıyorum. Bunu duyan sefir ayağa kalkarak;

- Ekselans, protesto ederiz, diyor.

- Hani sizi ilgilendirmiyordu?

Dönerek;

- Sefire yolu gösterin, diyerek kovuyor.

Sonra ne mi oluyor, hemen sözlük toplatılıp yeni baskıda bu örnek çıkartılıyor.

Bu günlerde doğru dürüst uyuyamıyorum. Uyur uyumaz Atatürk’ü görüyorum düşümde. Önce bir ışık dolduruyor odaya. Başı dik, gözleri şimşek şimşek… Yarasalar saklanıyor köşe bucak. Sanki sınavdayım. Sorular soruyor.

- Hani size bıraktığım ülke? Dilim tutuluyor, yüreğim çarpıyor, yerinden fırlayacak oluyor, yutkunuyorum. Yanıt veremiyorum. Altın oklar fırlıyor gözlerinden…

- Kan ile alınan topraklar parayla satılır mı? diyor, yerin dibine giriyorum Paşalar beliriyor ardında birden. Saati soruyor. Paşalar “üç” dediler. Kocatepe’deydi o an. Yürüdü uçurumun ucuna kadar. Eğildi, durdu. Bıraksalar ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlayacaktı.(N.H)

Birden Ankara’da oluyoruz. Çankaya, Ankara sisler ve karanlık içinde. Onu gören bir polis soruyor:

- Ne arıyorsunuz? Gözleri çatık, sesi gür ve tok, çınlatıyor Ankara sokaklarını…

- Adam, arıyorum adam! Birden Samsun’a yöneliyor.

Kan ter içinde kalmışım düşümde. Dilim damağıma yapışmış. Yüreğim çarpıyor durmadan. Her gün benzer rüyalar görüyorum. Akşama kadar da bu ses kulaklarımda çınlıyor. ADAM, ARIYORUM ADAM yurdumu kurtaracak. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
16 / 9 Parçalı bulutlu
Yarın: 15/12 Sağanak yağışlı