• 23 Ekim 2018, Salı

Bir Aşk Hikayesi

Bazı aşklar vardır yıllar geçse de unutulmaz. Kerem İle Aslı, Leyla İle Mecnun, Ferhat İle Şirin gibi… Bedri Rahmi Eyüpoğlu da böylesine bir aşk yaşadı.. Kızın adı Mari Gerekmezyan'dı.. Türkiye'nin ilk kadın heykeltraşlarından biriydi.. Ermeni asıllıydı.. Güzel Sanatlar Akademisi'nde misafir öğrenciydi.. Çok başarılıydı.. Okulda bir asistana aşık oldu.. Asistan ünlü bir ressam ve şairdi.. Üstelik de evliydi.. Delice sevdiler birbirlerini.. Dillere düştüler.. Sevdiği adamın büstünü yaptı.. Ünlü ressam da onun portre lerini çizdi.. Günlerce aylarca büyük bir aşk yaşadılar.. Birbirlerine seranat yaptılar. Mari'nin kaşı kara, gözü kara, bahtı da karaydı.. Ailesi ve Ermeni toplumu onu terketti, yalnızlaştırıldı..

Dönemin basını, Ermeni olduğu için Ankara’daki Resim Heykel sergilerinde üst üste aldığı ödüllerde adını bile geçirmedi. Buna ragmen sevgilisini hiç terketmedi.. Ta ki hastalanana kadar.. 1947 yılında tüberküloza yakalandı.. İstanbul Alman Hastanesi’ne yatırıldı.. Durumu ağırdı.. Antibiotik gerekiyordu.. Ama dünya savaşı yeni bitmişti.. Ülkede ilaç yoktu.. Ünlü ressam sevgilisini kurtarmak için tablolarını sattı.. İlaç için her yolu denedi.. Şiirler karaladı.. Ama olmadı.. Mari Gerekmezyan 1947 yılının 12 Ekiminde 37 yaşında hayata gözlerini yumdu..

Aradan 2 yıl geçmişti.. 1949 yılının bir ilkbahar günüydü.. İstanbul Büyük Kulüp'te bir toplantı vardı.. O gece Büyük Kulüp'tekiler özel konuk olan Bedri Rahmi Eyüboğlu'ndan bir şiir okumasını istediler.. Bedri Rahmi ayağa kalktı.. Şiiri okumaya başladı.. Ama gözyaşlarını tutamadı.. Bir yandan mısraları söylüyor, bir yandan sular seller ağlıyordu. Gözyaşlarına mendil yetmiyordu..

"Karadutum, çatal karam, çingenem..

Nar tanem, nur tanem, bir tanem..

Ağaç isem dalımsın salkım saçak..

Petek isem balımsın ağulum..

Günahımsın, vebalimsin.

Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan..

Yoluna bir can koyduğum..

Gökte ararken yerde bulduğum..

Karadutum, çatal karam, çingenem..

Daha nem olacaktın bir tanem..

Gülen ayvam, ağlayan narımsın..

Kadınım, kısrağım, karımsın.

Sigara paketlerine resmini çizdiğim,

Körpe fidanlara adını yazdığım,

Karam, karam

Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam.

Sıla kokar, arzu tüter,

Ilgıt ılgıt buram buram.

Ben beyzade, kişizade,

Her türlü dertten top yekun azade..

Hani şu ekmeği elden suyu gölden.

Durup dururken yorulan

Kibrit çöpü gibi kırılan

Yalnız sanat çıkmazlarında başını kaşıyan

Artık otlar göstermelik atlar gibi bedava yaşayan

Sen benim mihnet içinde yanmış kavrulmuşum

Netmiş, neylemiş, nolmuşum

Cömert ırmaklar gibi gürül gürül

Bahtın karışmış bahtıma çok şükür.

Yunmuş, yıkanmış adam olmuşum

Karam, karam

Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam..

Sensiz bana canım dünya haram olsun."

Bedri Rahmi'nin hemen yanında eşi Eren Eyüboğlu oturuyordu.. Ama hiç tepki vermiyordu.. O da herkes gibi bu şiiri ona yazmadığını biliyordu.. Bedri Rahmi'nin "Karadutum, çatal karam, çingenem" diye seslendiği kadın, 2 yıl önce ölen Mari Gerekmezyan'dı.. Mari öldükten sonra Bedri Rahmi'ye dünya haram olmuştu.. Öyle ki..

Yıkılmışlığını dizelere dökmüştü..

"Türküler bitti,

Halaylar durdu,

Horonlar durdu..

Hüzün geldi başköşeye kuruldu,

Yoruldu yüreğim, yoruldu."

Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Tezek adlı yapıtında Nazilli Sümerban Fabrikasına gelişini şiirsel bir dille anlatır. Hele “Gıdı Godı Treni” çok hoşuna gider. Kedisinin adını da Gıdı Gıdı koyar. Bu ünlü sanatçımız sevda yüklü bir insandı. 1975 yılında öldü.. Ölene kadar "Canım Cebişim" dediği Mari'yi hiç unutmadı.. Cebiş, Anadolu'da yeni doğan dişi keçi yavrularına denirdi. Keçiler özgürlüğüne düşkündür, baskıya gelemezler… Bedri Rahmi de Anadolu’nun bir dağ yeliydi. Ölesiye değin öyle yaşadı. Yıldızlara yoldaş olsun, şair, ressam… koca yürekli sanatçı...

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
11 / 2 Parçalı bulutlu
Yarın: 10/1 Sağanak yağışlı