• 24 Nisan 2018, Salı

ÖLMEDEN ÖLMEK

Bazen işler hep ters gider de yaşamdan bunalır ya insan: “ Ölsem de kurtulsam” desin… İnsanın intiharı düşündüğü günler bile olur. Her şey sıkıcıdır. Hiç bir şeyden zevk alamazsın. Yaşamanın anlamının olmadığını düşünürsün. Seni anlayan da yoktur çevrende… “İnsanların tümü bencil acımasızdır. Ya da geleceğini göremeyecek kadar aptal. Bunlarla uğraşmaya değmez,” dersin.

Böylesi çıkmazda kaldığın günlerde –mış gibi yapmayı dene. Yani ölmüşsün de evinde, camideki cenaze töreninde olanları bir düşün. İmamın hüzünlü görünüşü gerisinde bir sevinç, “İyi de oldu hani. Bu ay yine açık vermiştim. Cenaze töreni, gömülmesi, hayırı derken üç beş kuruş görecek cebimiz.” Komşular, “İyi adamdı ya hiç komşuluğu olmazdı. Okumak, yazmaktan başka bir iş bilmezdi.” gibi iç cekmeler.

Bir de cenaze namazını düşün. Tanıdık dostlar dizilmişler saf saf… “Erken öldü, daha çok gençti,” diyenler. Her ölüm erken ölümdür ya… En önde oğlun. Bir daha konuşamayacağın, öpüp koklayamayacağın oğlun. Nasıl da ağlıyor. İçinde keşkeler dolaşıyor binlerce. Hoca cenaze namazından sonra soruyor:

“Nasıl bilirsiniz?”

“İyidir, Allah rahmet eylesin!”

“Hakkınızı helal ediyor musunuz?”

"Helal olsun!”

Gerçekten helal ettiler mi dersin? Etmeseler de nasıl olsa iflas etmişsin. Kimileri de içinden, “Benim elli lira alacağım vardı ama oğluna söylesem verir mi acaba?” Öğrencileri de var cenaze namazında. “Çok disiplinliydi, bazen kızar bağırırdı ama yattığı yer ışıkla dolsun. O olmasaydı belki de bu okulu bitiremezdim. Çok birikimli bir öğretmendi.”

Mezarlıkta kıraç bir yere gömütünü kazmışlar. “Keşke biraz gölge bir yerde olsaydı,” diyorsun içinden. Biliyorum, sıcağa pek dayanamazsın ama klima da takılmaz ki mezara… Nasıl da atıyolar toprağı üstüne, kürek kürek… Sanki çıkıversen mezardan bu kadar emek boşa gitti” diye üzülecekler.

Hani, “Ele verir talkımı, kendi yutar salkımı,” diye bir söz var ya herkes çekilince hoca talkım veriyor. Kafasında da, “Hemen verirler mi acaba paramı. Verseler de eve giderken çocuklara et alsam.” Evinde helva ekmek dağıtılıyor. Eşinin yanında daha çok da dul karılar. “Ölenle ölünmüyor kardeş, yaşam devam ediyor,” diyorlar.

Torunun: “Dedem nerede? Dedemi isterim,” diye bağırıyor.

Oradakiler: “Deden uzaklara gitti. Yarın gelecek,” diyorlar. Ne kadar yarın. Hiç ulaşılmayan bir yarın.

Mersin’e gittiğimde görmüştüm. Yumurtalık- Gökova Köyündeki halk şairi Dertli Kazım ölmeden mezarını yaptırmış. “Benim geride kimim kimsem yok” diyerek. Zaman zaman da kendi mezarına gidip dualar okuyormuş. Ardımdan kimse okumaz diye… Bence insanın ölmeden ölümü düşünmesi, egosuna gem vurmak için güzel bir şey olur diye düşünüyorum.

Bunların hiç biri olmadı. Düşünsene, hayattasın. Pişmanlık duyduğun her şeyi yapabilirsin. Koyunları, kuzuları okşayıp, çocuklara şeker verebilirsin. Bahçene çiçekler, fidanlar dikerek güzelleştirmek elinde. Mutlaka senin yemen gerekmiyor diktiğin meyvelerinden. Pişmanlık duydukların varsa artık bir daha yapma. Aç gözlülüğün de anlamı yok, anladın. İnsanlara kızıp azarlayacağına, “Aptal bunlar” diye bağıracağına daha hoşgörülü ol. Herkesin Tanrısı kendi aklı ve bilgisi kadardır. Herkesin senin gibi düşünmesini bekleme. Olduğu gibi kabul et.

Bilirsin bitkilerin bir özelliği vardır. Susuz kalıp, kurumaya yüz tutarlarsa, hemen tohum yapmaya başlarlar. Bunu bilen bahçıvanlar da sebzelerine fazla su vermezler. Aslında doğanın gizi tohumlarda gizli. Minnacık bir tohum yıllarca kuru bir yerde duruyor, suyu, toprağı, güneşi görünce kabuğunu kırıp boy atıyor. Kendine benzer tohumlar bırakıp tekrar doğaya dönüyor.

Doğadaki canlıların en yaygaracısı bence insanlar. Hem yaşadıkları çevreye çok zarar veriyorlar. Hem de –öleceklerini bile bile- köy tavukları gibi avaz avaz bağırıyorlar. Ölüm değişmez son, doğum gibi bir gün haber vermeden gelecek. Ölümü düşünerek, yaşadığın günleri zindan edeceğine, yaşamın içini güzel şeylerle doldur da ölümsüzlüğe ulaş. Bir yazar, “Yazdıklarım ölümden kurtardıklarım,” demiyor mu?

Meyvesinden hiç yemeyeceğini bile bile ağaç dik. Başkaları yerken seni anımsasın. Elinden geldiğince çevrene iyilik yap. Yaşlılara yardımcı ol. Çocukların elinden tut, onlarla oyna. Herşeyin bir dönüşüm içinde olduğunu unutma. Senden binlerce yıl önce de vardı şikayet eden insanlar, binlerce yıl sonra da olacak. Hiçbir şey seninle başlayıp seninle bitmeyecek. Hani Koca Mevlana: “İlle yüz deme doksan da olur, ille ben deme yoksan da olur,” diyor ya; benden sonra tufan deme her şey doğal sürecini dolduruyor. Sevdiğin, sevildiğin kadardır yaşamın. Sev sevebildiğin kadar. Gönlünce yaşa… Küçücük takıntılarla yaşamını zindan etme.

Tenler ölse de tinler ölesi değil, deseler de sen işini sağlama al. Bugün yaşıyorsun ve pek çok şeyin farkındasın, sevgiyle yaşa… Ne diyor koca yürekli Anadolu ereni Yunus Emre: “Sevelim, sevilelim…” Neyzen Tevfik de: "Hayat, çatlak bardaktaki suya benzer, içsen de tükenir, içmesen de…” demiyor mu? 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
33 / 17 Parçalı bulutlu
Yarın: 30/15 Aralıklı gökgürültülü yağış