• 24 Temmuz 2018, Salı

İNSAN BAZEN EŞŞEKLEŞİR

Köyümüzün hem ebesi hem terzisi olan Makineci Fatma Ninem, bilge bir kişiydi. Bir şeyi anlatacağı zaman da sözlerini öykülerle süsleyerek anlatırdı. Topal Hasan Amca, oldukça inatçı bir insandı. Oğlu Yusuf askere gidecek, herkesle helalleşmiş ama dargın olan babası elini vermemiş. Bunu duyan Fatma Nine:

“ İnsan bazen eşekleşir, diyerek öykülerinden birini daha anlatmaya başladı. “ Tanrı evreni yarattıktan sonra yarattığı varlıkların ad ve yaşam sürelerini bildirmeye başlar. Eşeğe; “ Senin adın eşek, sabahtan akşama çalışıp insanlara hizmet edeceksin. Ağır yükleri sırtında taşıyacaksın. Ot yiyeceksin. Az akıllı ve çok inatçı olacaksın. Elli yıl da yaşayacaksın,” deyince eşek de: “ Ne olur tanrım, bu yükleri taşımak için elli yıl çok, otuz yıl yeter,” der. Tanrı da kabul eder. Sonra da köpeğe döner: “ Senin adın köpek, insanların malını koruyacak, onların en yakın dosttu olacaksın. İnsanların artıklarını yiyecek, yirmi beş yıl yaşayacaksın,” der. Köpek de: “ Tanrım, böyle yaşamak çok zor, bana on yıl yeter,” der. Tanrı kabul eder. Daha sonra Maymuna döner: “ Senin adın maymun, daldan dala atlayacak, aptal gibi dolaşacaksın. İnsanları eğlendirip yirmi yıl yaşayacaksın.” Maymun da: “ Tanrım, insanların, çocukların palyaçosu olarak yirmi yıl yaşamak çok, bana on yıldan fazla ömür verme,” der. Tanrı da kabul eder. Sonra da özene bezene yarattığı insana döner: “ Senin adın da insan, evrende düşünen tek varlık olacaksın. Diğer yaratılmışlara zekânı kullanarak hükmedeceksin. Otuz yıl yaşayıp dünyayı yöneteceksin.” İnsan itiraz eder: “ Tanrım, insan olarak otuz yıl yaşamak yetmez. Ne olur bana eşekten artan yirmi yılı, köpekten artan on beş yılı ve maymundan attan on yılı da ver,” der. Tanrı bunu da kabul eder. Ve insan otuz yıl insan gibi yaşadı. Güzel şeyler üretti. Evlendi, çoluk çocuğa karıştı. Sonra, yirmi yıl eşek gibi sabahtan akşama çalıştı, ağır yükler taşıdı. Bazen de tepme attı. On beş yıl da köpek gibi yaşadı. Evi korudu, kuyruk salladı, yaltaklandı. Yaş epeyce ilerleyince de on yıl maymun gibi yaşadı. Aptal gibi davrandı. Torunlarını eğlendirdi. Onun bunun maskarası oldu. Ömür dediğin ne ki; “ Bir tadımlık bir düş” göz açıp kapayıncaya kadar gelip geçiveriyor. Bazen de Topal Hasan gibi eşekleşiyor,” dedi Fatma ninem… Işıklar içinde yatsın benim çilekeş ninem. Ondan o kadar çok şey öğrendim ki; okuduğun onca okul Fatma ninemin öğrettiği kadar yaşama dönük bilgi vermedi. İnsan gibi yaratılmak Tanrı’nın bir lütfu ama insan olmak insanın aklını, zekâsını kullanması, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, yanlışı doğrudan ayırabilmesi ile oluyor. Bunun için de eğitim görmek, bilgi dağarcığını doldurmak, hümanist düşüncelerle çevresini aydınlatıp, yara sarıcısı olmak gerekiyor. Yani insan gibi insan, adam gibi adam olabilmek oldukça zor… Hele yaşadığı ülkenin aydını olabilmek daha da zor… O ülkenin ve ya dünyanın karanlık güçleri, düzmece suçlamalarla üzerine saldıracak, ışığını karartmaya çalışacaklar. Onurlu ve dik durmasını bilenler ölümsüzlüğe ulaşıp halkının kahramanı olacaklar. İnsan olmak, yaşamak, bisiklet binmek gibidir, pedalı çevirdiğin sürece düşmezsin, ürettiğin, yararlı olduğun sürece yaşarsın. Sevgili Rıfat Ilgaz son şiirinde şöyle diyor: “ Elim eline değsin, / Isıtayım üşüdüyse,/ Boşa gitmesin son sıcaklığım…” İnsan olabilmek, adam gibi yaşamak, oldukça zor iştir. Mangal gibi yürek ister.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
11 / 2 Parçalı bulutlu
Yarın: 8/1 Aralıklı gökgürültülü yağış