• 11 Ağustos 2018, Cumartesi

Hacı Bektaş Veli ve Kapadokya

Yine yollar... Yine karanlıklar... Yine gökyüzünde, alemi seyre dalmış ay dede... Yeni yolculuklar... Yeni mekanlar. Yeni insanlar... Bu defa yönümüzü Pirimiz Hacı Bektaş Veli için çevirdik… Erenlerin mekanında huzur bulmaya gidiyoruz... Dualar edip güzel duygularla dönmeyi umut ediyoruz... Ülkemin her köşesi ayrı güzel ve kıymetli... Bu güzellikleri görmek lazım zamanında… Kaçırmamak gerek... Kıymetlerimiz onlar... Anadolu medeniyetler beşiği dedikleri tam da manidar bir söylem... Her köşesinde tarih, kültür, doğa güzellikleri barındıran eşsiz bir coğrafya… Ardından doğa harikası Kapadokya... İnsani hayrete düşüren, doğanın gücünü gösterdiği şapkalı evler... Hacı Bektaş’ta iken ufak tefek alış veriş yaptık... İnsanlar çok sıcakkanlı ve samimi… Her gelene çay ikramı... Yöreye özgü hediyelikler aldık, günün anısına istinaden... Hacı Bektaş’ın türbesine girince de bütün maneviyat omuzlarıma çöktü… İncinsen de incitme diyen bir kıymet... Sonrasında iyi insanlar, güzel atlara binip gittiler, diyen Yaşar Kemal’i anmadan geçemedim... Türk edebiyatının isim babaları bizi yollar boyunca karşıladılar… Sanki bir yandan Pir Sultan Abdal göz kırpıyordu bize, Mahsuni Şerif, elinde bağlama ile sözümü kesmeyin der gibi... Nazım yine şık bir duruşla Piraye’yi, bir eli cebinde bekliyordu... Ülkem güzel ülkem... Şapkalı evleri gezme anı çok keyifliydi… Güzel atlar ülkesi anlamına gelen Kapadokya, muazzam bir doğa harikası... Şaşkınlıkla izledik ve dinledik… Her köşesi peri bacaları olan yörede hâli hazırda yeni oluşmaya çalışan küçücük peri bacaları… Yörenin turizme katkısı çok fazla... Ülkenin her yerinden gelen yerli turistler... Ve de yabancı turistler... Zaten yörenin toprağı elverişli olmadığından geçim kaynağı sınırlı bir yöre... Aklımız orda kalarak o güzel insanlara ve atlar ülkesine veda ettik… Ancak bu güzelliklerin yanı sıra güzel dostluklar da kurduk… Kah ağladık kah güldük… Yeni hikayeler dinledik... Yaşamın herkes için bir daha ne kadar zor ve sürprizli olduğunu anladık, hayatı ertelememek gerektiğini… Acısıyla tatlısıyla akıp giden bir ömür… Ve yol boyunca Pirimiz Hacı Bektaş’ın "eline, diline, beline sahip ol." cümlesini mırıldana mırıldana bir geziyi sonlandırarak Aydın'a geldik… 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
35 / 16 Açık
Yarın: 35/16 Az bulutlu