• 2 Kasım 2018, Cuma

ÇEVRE KİRLİLİĞİ, İNSANLIK SORUNUDUR

Yazılı ve görsel basını izlediğinizde Dünya’nın birçok yöresinde çevrenin insan eliyle kirletildiği, yaban hayatının ve ormanların yok edildiğini bildiren haberlerle karşılaşırsınız. Ülkemiz açısından da durum aynıdır. Anadolu’nun dört bir yanında doğaya, doğal yaşama ve ormanlara yapılan akıl almaz saldırılardan, yıkımlardan haberdar olursunuz, içiniz yanar, çok üzülürsünüz…

 

Dünyanın ve Ülkemizin her yöresinde çevreye karşı yapılan saldırılara ve hukuksuzluklara çevreciler ve doğaseverler tepkilerini her platformda göstermektedir. Kentimiz çevrecileri, doğamızı kirleten insan ve hayvan sağlığıyla oynayan, incir ve zeytin ağaçlarının kurumasına neden olan jeotermal akışkana, çimento fabrikasına, feldspat madenine, kurulacak kâğıt fabrikasına tepkilerini göstermekte halkı uyarma görevini yerine getirmektedirler…

 

Aydın’ın can damarı olan Büyük Menderes Nehrinin suyunun kirliliğini, bu kirliliğin insan ve hayvan sağlığı üzerindeki etkilerini, verdiği zararın giderilmesi gerektiğini yetkili, yetkisiz herkese anlatıp yetkilileri görevlerini yapmaya, önlem almaya çağırıyorlar. Ne yazık ki, onların seslerini hiçbir yetkili duymuyor, duymak istemiyor…

 

Dünyanın kendi yapısından kaynaklanan, deprem, tayfun, yanardağ patlaması gibi tabii afetlerin yarattığı çevre kirliliği bir yana bırakılırsa, Dünyayı ve çevreyi kirleten, yok eden insandır. İnsanın oluşturduğu faaliyetlerdir. İnsanın kendi yaşamı ve yaşantısında kullandığı doğada çözülmeyen maddelerden oluşan atıkların neden olduğu çevre kirliliğinin yanında, sanayinin oluşturduğu ve geri dönüşü mümkün olmayan z çevre kirliliği Dünya’nın geleceğini etkiler boyutlardadır…

 

Küresel sanayinin verdiği zarar, hem ham madde temini sırasında, hem de üretim aşamasında ve ürettiği malların kullanılıp doğaya atılması sonucunda oluşur. Hammadde gereksinimi için Dünyanın dört bir yanındaki yağmur ormanları, maden aramaları için de doğal alanlar yok edilmiş, bunun sonucunda kaçınılmaz olarak Dünyanın, oturmuş iklimi değişmiştir…

 

Küresel ölçekte oluşan kirlilik Dünya’nın ortalama ısısını yükseltmiş, Kuzey ve Güney yarı küredeki kutuplarda buluna buzulların erimesine neden olmuş, erime halen devam etmektedir. Nerde duracağı da belli değildir… Buzulların erimesi, kutuplardaki doğal hayatı yok ettiği gibi, Atmosfere aşırı karbondioksit salınması sonucu oluşan sera etkisi iklim değişikliğine neden olmuştur. Kutup buzullarındaki eriyen su denizlerin yükselmesine ve alçak tarım ovalarının tuzlu suyla dolmasına neden olacaktır…

 

Sanayinin diğer bir zararı fabrikaların, termik santralların bacalarından ve jeotermal santrallardan salınan gazların yağışlı havalarda asit yağmurlarına dönüşmesidir. Asit yağmurları, bitkilerin ölümüne neden olur ve tarıma büyük zarar verir. Bu kadarla kalsa iyi, asit yağmurlarına tarımsal ürünler için sera yapılarak belki önlem alınabilir ama ne yazık ki, ormanlar ve kırsal alanlar korunamaz. Asit yağmurları yeraltı sularına karışarak onarlın da kirlenmesine neden olur…

 

Verimli tarım alanlarının tuzlu suyun istilası sonucunda tarım yapılamaz hale gelmesi, Dünya’da açlık sorununu da beraberinde getirecektir. Geçen haftalarda yazdığım yazılarımda anlatmaya çalıştığım, “Açlık Savaşları” kaçınılmaz hale gelecektir… Bunun sonucunda daha çok kirlenme, daha çok talan, daha çok doğal yıkım, daha çok ölüm olacaktır…

 

Gelişmiş ülkeler, kapitalizmin para kazanmak, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeleri sömürmek için, gözlerden kaçırdığı çevre kirlenmesini ne yazık ki geç fark etmişler ve Dünya’yı felaketten kurtarmak için önlemler alma yoluna gitmişlerdir. Aldıkları önlemler, küresel boyutta olduğu gibi bölgesel boyutta da olabilmektedir... Küresel çapta ilk sözleşme, 1972 tarihinde Stockholm’de gerçekleştirilen “Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansı” yapılmış ve çevre ve insan sağlığı ilk kez ele alınmıştır… Sözleşmenin birinci maddesi; “ İnsanın; özgürlük, eşitlik ve yeterli yaşam koşulları sağlayan onurlu ve refah içindeki bir çevrede yaşamak temel hakkıdır. İnsanın, bu gün ve gelecek kuşaklar için çevreyi korumak ve geliştirmek için ciddi bir sorumluluğu vardır…”(1) Bu ilkeler, Anayasamıza ve yasalarımıza da işlenmiştir. Ama ne yazık ki tam olarak uygulamaya geçirilmemiştir…

 

Takip eden yıllarda Rio sözleşmesi, Johannesburg Zirvesi, Ramsar Sözleşmesi, Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına Dair sözleşme, Akdeniz’in Kara Kökenli Atıklardan Arındırılması sözleşmesi ve diğer sözleşmeler imzalanmış, kirlilik yine önlenememiştir...

 

“İnsan yaşamı ve esenliği yalnızca çevrenin dengesini oluşturan tür çeşitliliğine bağlı değildir. Bunlara insana özgü düşünsel, sanatsal zenginlik ve kültürel kalıtlar da bağlıdır. Doğal ve kültürel varlıkların korunmasını amaçlayan uluslarası bir dizi düzenlemenin ve sözleşmelerin yürürlüğe konulması böyle bir arayışın ürünüdür.”(2) İnsan sağlığını korumak için yapılan iyi niyetli çabalar, sırf para kazanmak uğruna emperyalizm tarafından bertaraf edilmektedir…

 

“Hukuksal açıdan çevre, çok geniş tanımlar içermektedir. Çevrenin, genel anlamda insan sağlığı ve güvenliği, flora, hayvan varlığı, toprak, hava, su ve iklim gibi doğal oluşumları, görüntü seçkinliğini, tarihi anıtları ve insan ürünü olan yapıtları ya da tüm diğer ögeler arasındaki bütün ilişkileri içerdiği benimsenmektedir.” (3) Ama ne yazık ki insan yaşamının her aşamasını içine alan çevre ve çevrecilik getirim uğruna gözardı edilmektedir.

 

Çevre insanın ve diğer canlıların yaşam alanıdır. İnsan dışındaki canlılar doğadan ihtiyaç duydukları kadarını alır. Artıkları doğada kendiliğinden çözüldüğü için çevre kirliliği oluşturmaz. Oysa insan doğadan ihtiyacından fazlasını alır, ürettiği malzemeler ve kullanıp attığı atıklar geri dönüştürülemezse çevre kirliliği yaratır. Çevre kirliliği önlem alınmazsa insanın ve doğal yaşamın sonunu hazırlar…

 

KAYNAK:

1-1972 Stockholm sözleşmesi 1. M.

2- Güney Dinç, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Göre Çevre Ve İnsan. S. 6

3-age. S.5 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
19 / 10 Sağanak yağışlı
Yarın: 20/10 Parçalı bulutlu