• 6 Ekim 2017, Cuma

BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM!

              Başlığa ismini aldığım şarkıyı, Türk halkı olarak il kez rahmetli Ayten Alpman’ın sesinden Kıbrıs Barış harekâtı sırasında duyduk, çok beğendik, hep birlikte söyledik, belleğimize yerleşti.

 

“Bir başkadır benim memleketim” şarkı, söz ve içerik olarak Anadolu’nun dününü, bugününü, üzerinde yaşayanların hasletlerini, suyunun, toprağının, havasının, insanlarının, hayvanlarının, doğasının güzelliğini anlatır… “Şarkının orijinal sözlerini Amerikalı yazar, Yitzchak Rayz yazmış ve bestelemiş. Şarkının, Rus Yahudilerinin çektiği zorlukları anlattığı söylenir. Türkçe sözlerini Fikret Şenes yazmış, sözlerle tamamen Anadolu’yu, doğasını ve insanını anlatmış.”(1)

 

Şarkı, Ulusal birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz o günlerden, bu günlere aradan geçen 43 yılda güncelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş, gündemde kalmıştır.

 

Bu gün de Ulusal birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz günler yaşamaktayız. Ülkemizin dört bir yanı ateş çemberi, komşularımızın hepsiyle sorunlarımız var; dostumuz diyebileceğimiz bir tek sınır komşumuz yok! Ne gam; birlik ve beraberliğimizi pekiştirecek şarkımız var ya! Bize yeter. “Bir başkadır benim memleketim.”

 

Anadolu efeler diyarıdır, koynunda koçyiğitler yaşar. Dün Çanakkale’de, Sakarya’da, Kocatepe’de ne yaptıysak bu gün de yaparız.  Âşıklar destan yazar dağlarında… onlar ki, Yunus Emreden Emrah’a, Mecnun’dan Leyla’ya, Mevlana’dan Bedreddin’e saymakla bitmez, sırlarına erişilmez. Gözü pek, bağrı yanık çobanlar, türküler söyler dağlarında… Zengini de fakiri de sevdalıdır güzel Anadolu’ya. Havasına, suyuna, taşına toprağına bin can verilip, düşmanlardan kurtarılan, özgürleştirilen Türk’ün ebedi yurdudur Anadolu.

 

Bu gün öyle mi ya? Artık Anadolu’nun dağlarında çobanlar türkü söylemiyor, âşıklar destan yazmıyor, kuzular dağlarda, ovalarda özgürce otlayıp, zıplamıyor, koyunlar ikiz kuzular yavrulamıyor. Kurtların neslini tükettik. Erenlerin sırları kalmadı, yeni erenler yetişmedi, şimdi görenler artık yeniden doğmuş gibi olmuyor. Sularını, havasını kirlettik; toprağını zehirledik. Ne güzel sözler yazmış, seni ne güzel anlatmış Fikret Şenes, buğulu sesiyle ne güzel okumuş Ayten Alpman... İliklerimize işlemiş, yüreğimiz kabarmış, gururla dinlemiş, birlikte söylemiştik şarkıyı.

 

Anadolu’nun dört bir köşesinde kirlenmedik nehir, göl, dere, çay, dağ, ova bırakmadık. O sularda yaşayan canlıları yok ettik, Dereler, nehirler yetmedi dağlarını kazdık; mağaralarını yıktık, yerin altını üstüne çıkardık, verimli topraklarını zehirledik. Atmosfere saldığımız zararlı gazlarla havasını kirlettik. Yetmedi; canlı yaşamın yok olmasına aldırmadık, onları da Tanrı yarattı demedik, ölmelerine göz yumduk.  Kirlenmedik ne hava bıraktık, ne su bıraktık, ne taş, ne toprak. Ne uğruna? Para için mi yaptık, elektrik için mi yaptık? Maden elde etmek için mi yaptık? Yoksa! Altın için mi yaptık? Her ne için yaptıysak yapalım yanlış yaptık!

 

Anadolu’nun en gözde nehirlerinden olan Büyük Menderes Nehri, Aydının can suyudur. O sularda devasa yayınlar, sazanlar, tatlısu levrekleri, su kaplumbağaları yaşardı. Sakarmekeler Ördekler kışlak olarak kullanır, su tavukları evleri olarak bilir, orada ürerlerdi. Kenarında yetişen söğütlerde; serçeler, üveyikler, bülbüller, saksağanlar yuvalarını yapar, yavrularını yetiştirirlerdi. Şimdi o günlerden eser yok! Kenarlarındaki söğütler kesildi, kaşaklar köklendi, suları yok edildi, kirletildi. Çevreci dostlarımız ısrarla, bilimsel açıklamalar getirerek Büyük Menderes Nehrinin aşırı kirletildiğini ve ölmekte olduğunu haykırıyorlar; ilgililerden ses yok. (2) Sadece kirletilen, ölen, öldürülen Büyük Menderes olmayacak. Aydın’ın toprakları, doğası da ölecek, yok olacak! Uluslarası emperyalizm ve işbirlikçileri Sadece Büyük Menderes Nehrini kirletmekle yetinmedi! Jeotermal akışkan denen, özünde iyi olmasına karşın, kötü kullanılan enerjiyi yeraltından ne kadar zehirli, kansorejen, çevre kirliliği yaratabilecek madde varsa onunla birlikte yeryüzüne çıkardı, akışkanı reenjekte etmeyip doğaya akıttı, zararlı gazları atmosfere saldı, topraklarımızı ve havamızı kirletti… yetkililerden yine ses yok!

 

Büyük Menderes Nehri ve Havzası, Anadolu’nun batıya açılan kapısıdır. O kapıyı kirleterek kapattığınızda Anadolu ölür, yok olur. Yetkililer bunu bilmiyor mu? Elbette biliyor. Jeotermal enerjinin böyle kullanılması çevre kirliliği yaratmaktadır. Birlik ve beraberlik sadece silahlı düşmanlara karşı değil,  işbirlikçileri ile doğal değerlerimizi çalan, çevreyi kirleten, talan eden emperyalistlere karşı olmayı da gerektirir. Gelin yine hep beraber olalım; çevremizi, doğamızı, suyumuzu, havamızı, toprağımızı emperyalistlere karşı koruyalım!

 

“Havasına suyuna, taşına, toprağına

Bin can feda bir tek dostuma

Her köşesi cennetim, ezilir yanar içim

Bir başkadır benim memleketim.”

İçimizin yanmaması; doğamızın, sularımızın, göllerimizin, havamızın, toprağımızın temiz kalması için bir olalım. Büyük Menderes Nehrinin sularını, Aydın’ın havasını, toprağını, özgürce akan derelerini, Büyük Menderes Nehri kenarındaki söğütlerde şakıyan bülbülleri, karatavukları, üveyikleri, sarıasmaları, su içmeye gelen güvercinleri, sakarmekeleri, ördekleri kurtaralım.

Büyük Menderes Nehri; havamız, suyumuz ve topraklarımız temizlendiğinde insan için, yaban hayatı için yaşamak çok güzel olacak. Anadolu tekrar eski günlerine dönecek, her köşesi cennet olacak.

“Her köşesi cennetim, ezilir yanar içim, Bir başkadır benim memleketim.”

 

KAYNAK:

1- https://bizimzaman.blogspot.com/2014/02/memleketim-sarkisi-kimin-memleketim.html

2-http://www.aydin24haber.com/dr-aydin-buyuk-menderes-yok-olma-tehlikesi-ile-karsi-karsiya-319852h.htm

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
16 / 10 Çok bulutlu
Yarın: 14/8 Sağanak yağışlı