• 9 Şubat 2018, Cuma

YAŞAM KAYNAĞI ORMANLARIMIZ!

Orman nedir? Sorusuna çoğunluğumuz ağaçlarla kaplı alanlar şeklinde yanıt veririz. Orman ağaçlarla kaplı alandır elbette ama ormanlarda sadece ağaçlar yoktur. Ormanlar, Dünyanın doğal dengesini korur, birçok canlı türüne ev sahipliği yapan ekosistemlerdir…

Ağaçlar, Atmosferdeki Co2 gazını fotosentez yoluyla Oksijene çevirerek, bizlerin ve diğer canlıların solunum ihtiyacını karşılar… Bulunduğu bölgenin iklimini düzenler, yağışların sele dönüşmesini ve erozyonu önler. Yeraltı sularının artmasını sağlar. Ormanlarda her türden yüzlerce hayvan, böcek, milyonlarca bakteri ve mikroorganizma yaşar…

Sağlıklı bir yaşam sürdürmemiz için gereken ortamı sağlayan ekosistemlerin başında yer alan ormanlar ne yazık ki, geçmişten beri ülkeleri idare edenler ve ondan faydalanan insanlar tarafından paraya çevrilecek mal olarak görülmüştür. Canlı yaşamına olan katkıları hep gözardı edilmiştir…

Ormanların ekonomik sektör olarak görülmesi günümüz sorunlarından değildir. Geçmiş tarihte de bitmeyecek doğal kaynaklar olarak algılanmış, yenileme çalışmaları yapılmamış, hoyratça kullanılmış, yok edilmiştir… Anadolu topraklarında yer alan ormanların tahrip edilmesi sürecinin, “tarihçi Theophrastus ve Strabo’nun aktarımlarından Büyük İskender’in istilası ile başladığı” (1) ileri sürülmektedir. Bu gün aynı tahribatın, Dünyanın iklimini dengeleyen en önemli ekosistemlerden olan yağmur ormanlarında kapitalist şirketlerce para kazanma hırsıyla tekrarlandığını televizyon ekranlarında görmekte ve üzülmekteyiz…

Ülkeler, kendi topraklarında yer alan ormanların korunması gelecek kuşaklara aktarılması sürdürülebilir bir ormancılık politikası izlemek için, yasal düzenlemeler yapmışlardır. Yasal düzenlemelerle, orman tahribini önlemek amacıyla konulan ağır cezalara rağmen orman alanlarının yağmalanmasını önleyememişlerdir. Orman alanları gün be gün daralmakta, oluşturduğu ekosistem yok edilmektedir…

Ormanların tahribi sadece insanların yasalara uymaması, kaçak ağaç kesimi yapmasıyla olmamıştır. Tahribat, bazen de maden aranması, turizm yatırımları, jeotermal sondajına izin verilerek yasal düzenlemelerle de olmuştur…

Ülkemizde ormanlar ve ormancılıkla ilgili ilk düzenleme, “XV. ve XVI. yüzyıllarda olmuş, izinsiz ağaç kesimi yasaklanmış, ormanların korunması ve yönetimi Tersane amirlerine, Koru ağalarına ve Dağ mimarlarına verilmiştir.” (2) Osmanlı döneminde ilk yasal düzenlemelere 1839 tarihli tanzimat fermanından sonra başlanmıştır. 1870 yılında” Orman Nizamnamesi” çıkarılmış, 1937 yılına kadar uygulamada kalan bu nizamname ile ormanlar devlet malı sayılmıştır…

Cumhuriyet döneminin ilk orman kanunu, 8 Şubat 1937 tarih ve 3116 sayılı Orman kanunudur. Kanunun 1. maddesi orman sayılacak yerleri saymış, 14. maddesi orman alanları içinde yer alan “yaylak, kışlak, otlak ve sulama gibi her nevi haklarla binalar ve hızarlar ve her nevi malların istimlâk” edileceğini, 15. Maddesi, orman içinde kalan köylerin başka bir yere nakledileceğini 23. Maddesi, ormanların nasıl korunacağını açıklamıştır. Yapılan kadastro çalışmaları sonunda Ormanların tapusu devletin eline geçmiştir.

Gelişen şartları karşılamadığı düşünülen 3116 sayılı Orman Kanunu, 31.8.1956 tarih ve 6831 sayılı Orman Kanununun 117. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Halen yürürlükte olan Orman kanunu, günümüze gelinceye kadar birçok değişikliğe uğramıştır. Bizi ilgilendiren son değişiklikler, 17.ve 18. Maddelerde yapılan değişiklikler ve bu maddeler için yayınlanan yönetmeliktir. Zira bu maddeler ile orman alanlarının kapitalist çevrelerce yağmasına, talanına yasal kılıf bulunmuştur…

Çıkarılan yönetmeliğin 4. Maddesi, kanunun 17/3. Maddesine göre orman alanlarında yapılacak faaliyetler için verilecek izinleri belirlemektedir. Yönetmeliğe göre, “enerji üretim santralleri, jeotermal kaynak ve doğal mineralli su arama…” dâhil birçok tesisin orman içine kurulmasına, 18 maddeye göre de define aranmasında dahi izin verilebilmektedir. İzin verilmesinde aranan tek kriter, “Kamu yararıdır.”

Ormanların tahribi sadece Orman yasası ve yönetmeliklerinde düzenlenmemiştir. Talana diğer yasalar ve yönetmeliklerle de izin verilmiş, düzenlemeler yapılmıştır. Örnek olması için Karayolları Genel Müdürlüğü Teşkilat yasasında 6001 sayılı yasayla yapılan değişiklikle Orman kanunun 17. Maddesinde değişiklik yapılabilmiştir…

Büyük İskender’den günümüze değişen bir şey olmamıştır. Orman, insan soyunun ve Dünya yaşamının kaynağı olarak görülmemiştir. Orman paraya çevrilecek, yağmalanacak meta olarak görülmektedir. Ormanların, ağacın insan yaşamına katkıları, Orman ekosistemlerinin canlı yaşamın sigortası olduğu gerçeği yadsınmakta, görmezden gelinmektedir. Bu ne zamana kadar sürecektir?

Dünya nüfusunun hızla arması, çevre kirliliği sonucu oluşan küresel kuraklık ve çölleşme kapımıza dayanmıştır. Geleceğin Dünyasını temiz suya, havaya ve toprağa sahip ülkeler şekillendirecektir. Havanın, suyun ve toprağın temiz kalması için, orman ekosistemlerine ihtiyaç vardır. Orman ekosistemlerini yok eden, onları emperyalistlerin talanına terk eden ülkelerin geleceği yoktur. Aklımızın bir köşesine yazalım.

 

KAYNAK:

1-İlhan Gülen-Metin Özdönmez, Türkiye’de Orman Ve Ormancılık. Bilim Teknik Dergisi 168 Sayı

S. 21

2-adı geçen makale S.21 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
21 / 13 Parçalı bulutlu
Yarın: 18/12 Sağanak yağışlı