• 10 Ağustos 2018, Cuma

AÇLIK SAVAŞLARI VE AYDIN!

Üç haftadır Dünya’nın yakın gelecekte mutlaka yaşayacağı açlık savaşlarının Dünya ve Türkiye’deki etkilerini, neden bu hale geldiğimizi, nerede yanlış yaptığımızı anlattım. Bu günkü yazımda açlık savaşlarının Aydın’a ve Aydın halkına olası etkilerini ve Aydın’ın doğasının nasıl ve neden? Kirlendiğini anlatmaya çalışacağım…

Uygarlık, tarıma elverişli havzalarda, su kenarlarında yeşermiştir. İlk kentler yine su ve tarım havzalarının hâkim tepelerinde kurulmuş ve gelişmiştir. Anadolu su havzaları bakımından o dönemde zengin sayılırdı. Uygarlığın geliştiği 25 su havzasına sahipti. Ne yazık ki, bu su havzalarında akan nehirlerden bazıları kurumuş, bazıları tarımsal sulamada kullanılamayacak kadar kirlenmiş, kirletilmiştir…

Anadolu’da ilk mağara yerleşimlerinin M.Ö. 50.000 yıllarına dayandığı arkeolojik bulgularla kanıtlanmıştır. Anadolu’nun bu gün için bilinen yazılı tarihi şimdilik M.Ö.10.000 lere kadar inmektedir. Doğuda Göbeklitepe bulunan mabet ve resimler ile batıda Latmos dağları mağara resimleri bunun başlıca örneklerini oluşturur…

Anadolu’da ilk yerleşim yeri, M.Ö. 8000 yıllarında kurulduğu bilimsel olarak kanıtlanan Çatalhöyük’tür. “Burada yaşayanları ilk köylüler olarak nitelendirmek daha doğru olur. Çünkü yaşamları topraktan kaldırdıkları ürünlere bağlıydı. Şehrin hemen civarında yer alan tarlalarda arpa, buğday, bezelye, baklagiller ve mercimek yetiştiriyorlardı.”(1)

Anadolu’nun batısında yer alan Büyük Menderes Nehri ve havzası tarih öncesi çağlardan günümüze insanlar için cazibe merkezi olmuştur. Bunun kanıtı havzada kurulan ve bugün için ören yeri olarak ziyaret edilen onlarca antik kenttir. Havzaya kurulmuş kentlerin halkları doğa ile barışık yaşadıkları sürece ayakta kalmışlar, doğa ile savaşa girdiklerinde yok olmuşlardır…

Havzada yaşamış eski uluslardan, o ulusların insanlarından günümüze, antik kentlerin harabelerinden, kentlerdeki heykel ve sanat eserlerinden, efsanelerinden başka bir iz kalmamıştır. O ulusların insanlarının tarımla uğraştıkları; sebze, meyve ve hayvan yetiştirdikleri anlaşılmıştır…

Büyük Menderes Nehri ve Havzası tarih boyunca önemini hiç kaybetmemiş, insanları doyurmuş, barındırmıştır. Barındırma süreci 20. yüzyılın ortalarına kadar sorunsuz sürmüştür. Büyük Menderes havzasının 14 ve 15. yüzyıllardaki zenginliğini İlber Ortaylı, “ Cuma Ovası, Aydın, Germencik, Nazilli, Sultanhisar’ı gezip Aydınoğulları’nın sahip olduğu zenginlikleri görebilirsiniz. Bölgedeki gelir kaynağı sırf incir ve üzüm değil; müthiş bir dericilik, tahıl ihracatı, dokumacılıktır…”(2) Şeklinde anlatmıştır. Daha sonra bölgeyi gezen Evliya Çelebi’de Aydın’ın güzelliklerini, zenginlikleri, yetiştirdiği ürünleri seyahatnamesinde anlatmıştır. Ama ne yazık ki kestaneden bahsetmemiştir.

Cumhuriyetin kurulması ile birlikte tüm Anadolu’da olduğu gibi Büyük Menderes Nehri havzasında da bataklıklar kurutulmuş, tarıma elverişli hale getirilmiş, sulama ve kurutma kanalları açılmış, yetiştirilen ürün yelpazesi genişletilmiştir… Aşağı Büyük Menderes Havzasında yer alan Aydın Ovalarında her türlü sebze ve meyve yetişir. Yılda aynı tarladan birkaç kez ürün almak mümkündür…

Neler yetişmez ki Aydın topraklarında? Tahılın her türlüsü, sebzenin her türlüsü ve meyvenin her türlüsü bolca yetişir. Adı Dünya’ya yayılmış olan sarı lop ve gök lop kuru incir üretiminde Türkiye ve Dünya birincisidir. Zeytin üretiminde Türkiye ikincisidir. Kestane üretiminde Türkiye birincisidir. Pamuk üretiminde söz sahibi olduğu gibi lif uzunluğu nedeniyle en kaliteli pamukları yetiştirir. (3) Ürettiği ürünler Aydın halkını doyurduğu gibi Anadolu’ya ve Dünya’ya ihraç edilir…

Büyük Menderes Nehri, havzanın can damarıdır. Bu damar ne yazık ki, özellikle 1950 yıllarından sonra hızla kirletilmeye başlanmış, bu gün tarımsal sulamada kullanılmayacak derecede kirletilmiştir…

Nehir bu kadar çok kirletildiği halde temizlenmesi için somut bir adım atılmamıştır. Yetkililer kirlenmeyi seyretmekte, kirletenlere göstermelik ceza kesmekle yetinmektedirler. Bunlar yetmezmiş gibi Aydın’ın doğundan batısına verimli tarım arazileri, incir ve zeytin bahçelerinde jeotermal elektrik santralı kurulmasına izin verilerek Büyük Menderes Nehri ile birlikte tarım topraklarının da ölmesine neden olunmaktadır…

Jeotermal akışkanın Büyük Menderes Nehrine deşarj edilmesi sonucu toplu balık ölümleri meydana gelmiş, Germencik ve Buharkent’te incir ve zeytin bahçeleri kurumaya başlamıştır... Ağaçlardaki kurumanın ve balık ölümlerinin nerede duracağı ya da durmayacağı, bölgeyi çölleştirip çölleştirmeyeceği belli değildir. Bu konuda bilimsel çalışma yapması beklenen devlet yetkilileri suskunluklarını sürdürmektedir…

Yetkililer ve santral sahipleri bu olumsuzlukların jeotermal akışkandan kaynaklandığını kabul etmeseler de sorunun kaynağının ne olduğuna dair somut bir araştırmaları da yoktur… İnsan yaşamının devamı ve nesillerinin sürdürülmesi için temiz havaya, temiz toprağa ve temiz suya ihtiyaç vardır. Bunlar yoksa o bölgede insanın geleceği yoktur!

 

 

KAYNAK:

1-May Veber-Çatalhöyük-Bilimsel Makale, Kâinatın Sırları. S.161

2-İlber Ortaylı, Türklerin Tarihi. 1. Kitap. S.244

3-Efeler Ziraat Odası 2014 verileri. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
10 / 0 Az bulutlu
Yarın: 13/7 Aralıklı gökgürültülü yağış