• 11 Mayıs 2018, Cuma

JEOTERMAL SANTRALLER AİHM’e TAŞINDI (2)

(AİHM ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru)

AİHM’e Türkiye’den bireysel başvuruların artması üzerine, 7.5.2010 tarih ve 5982 sayılı yasanın 18. Maddesi ile Anayasanın 148 maddesi yeniden düzenlenerek, bundan sonra bireysel başvuruların Anayasa Mahkemesine yapılması, 30.3.2011 tarih ve 62167 sayılı Yasanın 3. Maddesi c) bendi ile de bireysel başvuruların Anayasa Mahkemesi tarafından görüşülüp karara bağlanması kabul edilmiştir…

Bireysel haklarının ihlal edildiği için iç hukuk yollarını tüketenlerin, haklarına kavuşmak için bireysel başvurularında Anayasa Mahkemesi, “Anayasa’daki tüm haklar bakımından bireysel başvuru hakkı tanımamıştır. Başvuruya konu edilebilecek haklar için Anayasa’da sınırlamaya gidilmiştir. Bu bağlamda Anayasa’nın 148 Maddesi 3. fıkrasında bireysel başvuru konusu olan haklar, Anayasa ve AİHS’ne atıfta bulunarak tanımlanmıştır. Bireysel başvurunun yalnızca Anayasa’ daki hak ve özgürlüklerden sadece AİHS yer alanlar olarak sınırlandırılması Anayasa koyucunun bilinçli bir tercihinin ürünüdür.” (1) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde, çevre kirlenmesi ile ilgili bir hüküm bulunmamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi çevre kirlenmesi ve çevre talanını, AİHS 2. Maddesinde yer alan “yaşam hakkının” ihlali olarak kabul etmekte ve ele almaktadır.

Anayasa Mahkemesi, AİHS yer almadığı için kural olarak çevre ihlallerinde bireysel başvuru hakkını kabul etmemektedir. Nitekim İlimizde görülen Efgan Çetin davasında yargı yolları tüketilip Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bunulmuş, Anayasa Mahkemesi 2017/20231 sayılı başvuruyu 01.11.2017 tarihinde “Çevrenin korunması hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden, konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna” karar vermiştir… Efkan Çetin davasının neden? AİHM götürüldüğünü gelecek yazımda etraflıca ele alıp inceleyeceğim…

Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

Anayasa Mahkemesi uyguladığı çevrenin korunması hakkının ihlal edilmesinde bireysel başvurunun kabul edilemez olduğuna dair kararını, başka bir kararında terk etmiş, AİHM tarafından kabul gören içtihatlar doğrultusunda çevre ihlalini Anayasanın 17. M. kapsamında görerek yaşam hakkına karışma olarak kabul etmiştir. “Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 25.2.2016 tarihinde Mehmet Kurt tarafından yapılan bireysel başvuruda yaptığı incelemede (B. No: 2013/2552) Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.” (2) Bu karar, Türk hukuku açısından çok sevindirici bir gelişmedir…

Dileğimiz çevre ihlalleri ile ilgili başvuruların AİHM gönderilmeden, Anayasa Mahkemesi tarafından bireysel başvuru olarak kabul edilmesi ve görüşülüp karara bağlanmasıdır. Bu uygulama çevrenin kirletilmesini ve talan edilmesini önleyeceği gibi Ülkemizin dış Dünya’da itibarının artmasını da sağlayacaktır…

Aydın Kentinin çevre sorunlarını Büyük Menderes Nehrinin kirliliği, Çine İlçesinde faaliyet gösteren feldspat madenleri ve jeotermal akışkanın reenjekte edilmeden doğaya salınması, Söke’de kurulu çimento fabrikası ve kurulum aşamasında olan kâğıt fabrikası, bilinçsizce kullanılan yapay gübre ve zirai ilaç (zehir) kalıntıları, arıtma sistemine sahip olmayan belediyelerin kanalizasyon atıkları oluşturmaktadır…

Özellikle son günlerde jeotermal akışkanın doğaya verdiği zararları araştıran birden çok bilimsel araştırma yapılmış olmasına rağmen, yetkililer bilimsel araştırma olmadığı iddialarını ısrarla sürdürmektedirler. Ben kendilerine hemen bir kaç bilimsel araştırmayı hatırlatmak istiyorum. Aydın Germencik İlçesi ve yöresinde jeotermal akışkanın, incir meyvesi üzenindeki olası etkileri Sunay Dağ tarafından araştırılarak, “İncirde Verim Ve Kalite Üzerine Jeotermal Enerji Tesislerinin Olası Etkilerinin Belirlenmesi” isimli Doktora tezi hazırlanmıştır. Emrah Aslan “Alangüllü (Aydın) Jeotermal Kaynağının Kimyasal Özelliklerinin ve Çevreye Olan Etkilerinin Uzaktan Algılama Ve ÇBS kullanılarak Belirlenmesi” konulu yüksek lisans tezi ile jeotermal akışkanın bitkiler üzerindeki etkilerini araştırmıştır. Her iki tez de Üniversitelerince kabul edilmiştir. Bunlar göz önüne alınması gereken çok önemli bilimsel verilerdir.

Bu iki teze ilave olarak, Aydın’ın değişik kesimlerinde Gülşen Güven, Doğan Akar, Niyazi Aksoy, Gülsüm Poyraz tarafından da çevre kirliliği üzerine araştırmalar yapılmış ve raporlar hazırlanmıştır. Bu raporlar, Büyük Menderesin kirliliği ve Jeotermal akışkanın doğaya verdiği zararla ilgili araştırmalardır… Merak edenler bunlara bakabilir…

Büyük Menderes Nehri bugün Anadolu’nun en kirli üçüncü nehridir. Kirliliği oluşturan sorunların giderilmesi, çevrenin temiz kalması, Büyük Menderes Nehrinin eskiden olduğu gibi tekrar temiz, sağlıklı akması, canlı yaşamın geri döndürülmesi yasal ve teknik olarak sağlanabilir mi? Sorusuna elbette sağlanır yanıtını veririm…

Büyük Menderes Nehrini kirleten etmenler ile Aydında çevre kirliliği yaratan nedenleri doğru olarak saptayıp, kirliliği önleyici gerekli önlemleri teknik olarak alırsak sorunlar ve kirlilik kendiliğinden ortadan kalkar. Hukukumuz bunu sağlayacak emredici hükümlerle doludur. (Gelecek yazım Çevreyi koruyucu yasalar.)

 

KAYNAK:

1- Hüseyin Ekinci, Anayasa Yargısı. S.182 http://www.anayasa.gov.tr/files/pdf/anayasa_yargisi/2013/8.pdf

2-Anayasa Mah.Kararı.20.5.2016 gün ve 29717 S. Resmi Gazete 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
28 / 12 Parçalı bulutlu
Yarın: 25/10 Parçalı bulutlu