• 12 Ekim 2018, Cuma

KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ, KİMLER KALDI?

Tarihi süreçte Anadolu’da oluşan kültür ve kültürlerin yarattığı uygarlık birçok kaynaktan beslenerek büyümüş, Dünyaya yayılmış ve günümüze ulaşmıştır. Bir kara parçasında yaşayan halklar arasında, etnik, kültür ve uygarlık alanında etkileşim kaçınılmazdır. Meydana gelen her yeni toplum; uygarlık ve kültür sentezidir… Tarih, ortaya çıkan uygarlığı gelecek kuşaklara tarafsız olarak yansıtmak ve aktarmakla görevlidir…

Anadolu, tarihi açıdan en eski uygarlıkların ortaya çıktığı eşsiz bir kara parçasıdır. Şair Ahmet Arif, Anadolu adlı şiirinde;

“Beşikler vermişim Nuh’a,

Salıncaklar, hamaklar,

Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır,

Anadolu’yum ben,

Tanıyor musun?” (1) Dizeleriyle Anadolu uygarlığının ne kadar eskilere gittiğini anlatmak istemiştir. Antik kent kalıntılarından ve gün yüzüne çıkarılan eserlerden Anadolu tarihinin şimdilik M.Ö. 11.000 yıllarına kadar geriye gittiği kanıtlanmıştır…

Tarihi süreçte Anadolu toprakları, doğudan ve batıdan birçok ulus tarafından istila edilmiş, kültürel yıkımlara, ayrışmalara, birleşmelere ve yeni sentezlere sahne olmuş, yeni bir toplum oluşmuştur. Kültürümüzü incelediğimizde Hititlerden, Lidyalılardan ve Friglerden kalma birçok âdetin, örfün bu gün de yaşanmakta olduğunu görürüz…

Eski kültürler, isim ve şekli değiştirerek yaşamaya devam ederler. Örneğin: “Frigya tanrısı Attis, 25 Aralıkta ve bakire bir anneden (Nana) Dünya’ya gelmişti. Bu gün 25 Aralıkta kutlanan Noel, Anadolu pagan inançlarının Hristiyanlık dünyasındaki yansımasıdır. İlk Noel’in 336 yılında kutlanması… (2) Din alanında da bir sentezlemenin olduğunu, yeni dinlerin eski dini akideleri de içine alarak geliştiğini kanıtlamıyor mu?

Kültür etkileşimi o kadar çoktur ki, bunları saymakla bitiremeyiz. Bizans’tan sonra Anadolu’ya hâkim olan Türkler zamanında da halklar arasında kültür etkileşimi hız kesmeden devam etmiştir. Bu gün kırsal kesimde yoğunlaşan ve hala yaşan kültür etkileşimi, Emperyalizm tarafından tehdit olarak algılandığından yok edilmeye çalışılmaktadır…

Bunun ilk aşaması 1948 yılında Marshall planı ile gerçekleşmiş, milli sanayi hamlemiz yok edilmeye başlanmıştır. Bunu yapmalarının başlıca nedeni silahla yenemedikleri Türk ulusunu ekonomik olarak çökermek istemeleridir... İsteklerini hayata geçirmek isteyen emperyalistler köylerin tüzel kişiliğini kaldırılarak mahalleye çevrilmesini sağladılar…

Kurtuluş Savaşını kazanan, emperyalist güçleri Anadolu’dan kovan ordu, Mustafa Kemal Atatürk’ün komutasında köylülerden, zeybeklerden oluşmuş milli ordudur.

Anadolu’nun ve Türk’ün kültür ve uygarlık yapısını anlayan ve Dünyaya anlatmak isteyen Mustafa Kemal Atatürk, köklerimizi araştırılması için Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumunu kurmuştur…

Köylünün kalkınmasının öğretim ve eğitimden geçtiğini iyi bilen yetkililer, “ İlköğretimi olmayan ülkelerde ortaçağ idaresi devam eder. Resmi kanunlar ne derlerse desinler, ne haklar tanırlarsa tanısınlar ilköğretim derecesinde bilgi sahibi olmayan insanlar, hak ve görevlerinin ne olduğunu anlayamaz.” (3) Tezini savunarak, her Türk vatandaşının en azından ilköğrenim görmesi zorunlu tutulmuş, bunu sağlamak için Köy Enstitüleri kurulmuştur…

Ülkenin makûs (kötü-ters çevrilmiş) talihini yenecek olan Köy Enstitüleri, emperyalizmin önündeki en büyük engel ve halkını aydınlatacak meşale idi. Ne yazık ki Emperyalizme teslim olan idareciler, halkına ışık olacak ilim yuvalarının yaşamasına izin vermediler, onları uydurma sudan bahanelerle kapattılar. Oysa idarecilerin ve devletin asli görevi, halkın huzurunu, refahını sağlamak, sağlığını ve can güvenliğini korumaktır. Halkı cezalandırmak değil…

M.Ö. yaşamış ünlü filozof Platon, Devlet adlı kitabında kötü devlet idarecilerini; “hiçte iyi yönetilmedikleri halde, düzeni değiştirmeye kalkan yurttaşları, ölüm cezasıyla korkuturlar. Buna karşılık bu kötü düzen içinde rahat eden kişileri öveni, onlara yaranmaya, istediklerini sezinleyip yerine getirmeye çalışanı, iyi yurttaş, büyük devlet adamı sayar, onu şana şerefe boğarlar.” (4) Şeklinde anlatır. Eski insanların o gün için şan ve şerefe boğdukları idarecilerden kaç tanesinin ismini biliyoruz?

Anadolu’ya, Anadolu halkına uygarlık yolunda hizmet etmiş, katkı sunmuş, mutlu etmiş, geleceğe taşımış insanları bu gün bile isimleriyle biliyor rahmet ve şükranla anıyoruz. Anmaya devam edeceğiz. Ama Anadolu’ya, Anadolu halkına, doğasına kötülük edenleri de hiçbir zaman unutmayacağız…

Geçmiş tarihlerde çok acılar yaşamış, zulme uğramış Aydın İli halkı, yeni bir zulümle karşı karşıyadır. Bu kez zulüm yerin altından gelmekte… Jeotermal akışkan kullanılarak elektrik elde edilirken kullanılan akışkan çıktığı mecraya reenjekte edilmesi gerekirken derelere ve nehirlere salınmaktadır…

Akışkanın doğaya salınması, nehirlere ve yeraltı sularına karışması sonucu toplu balık ölümleri olmakta, incir ve zeytin ağaçları kurumaktadır. 2018 yılı itibarıyla incirde gözle görülür verim düşüklüğü ve kalitede bozukluğu yaşanmaktadır. Zeytin ise yere dökülmekte verimi düşmekte kalitesi bozulmaktadır…

Yetkililer; çiftçinin, köylünün derdine çare bulmak yerine onların hak aramalarına engel olmakta, Anayasada ve yasada tanınan temel haklarından olan toplantı ve gösteri yapmalarına, dertlerini ifade etmelerine izin vermemektedir. Türkiye Cumhuriyeti, hukuk devletidir, hukuk devleti olarak kalacaktır. Yapılan hukuksuzluklar yine hukuk eliyle ortadan kaldırılacaktır…

 

KAYNAK:

1-Ahmed Arif, Hasretinden Prangalar eskittim. S.77

2-İsmail Tokalak, Bizans-Osmanlı Sentezi. S. 63

3-Erdal İnönü, Anılar Ve Düşünceler-1. S. 91

4- Platon, Devlet. S. 116 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
19 / 10 Sağanak yağışlı
Yarın: 20/10 Parçalı bulutlu