• 13 Nisan 2018, Cuma

İNSANLIĞIN İNTİHARI!

Başlığa bakıp çok acımasız olduğumu düşünmeyin. İnsan durduğu yerde intihar etmez! İntiharı gerektirecek sebepler bir araya gelir, o kişinin eğilimi varsa sonuç gerçekleşir. İnsanlığın intiharı ise, bilerek ya da bilmeyerek yaşam ortamını, birlikte yaşamak zorunda olduğu canlıları yok ederek olur… Biyolog Dr. Paul R. EHRLICH “ Doğa insan olmadan da yaşar ama insan doğa yok olduktan sonra yaşayamaz.” Öngörüsüyle olacakları özetlemiştir…

Tarihsel süreçte insan nüfusunun azlığı, kullandıkları materyallerin doğa tarafından yok edilmesi nedeniyle çevre sorunları ancak doğal afetler şeklinde kendini göstermiştir. Sanayi devrimiyle birlikte petrol ve petrol türevi maddelerin, özellikle plastiğin yaşantımıza girmesi doğanın insan eliyle kirlenmesini hızlandırmış, önü alınamayacak boyutlara ulaşmıştır…

Çevre sorunları her bölgede ayrı ayrı yaşanmakta, etkilenmeyen kesim bundan habersiz yaşamını sürdürmektedir. Çevre kirliliğinden ne yazık ki dünyada yaşayan büyük bir kesim haberdar değildir. Çevre kirliliğinden haberdar olmak için yaşam alanlarının kirlenmesi, bölgenin doğal ekosisteminin çökmesi gerekmektedir…

Karşılaştığımız her sorun karşısında sorunu gidermenin çarelerini ararız. Nasıl ki, insan sağlığının bozulmasını önlemek, bozulduğunda tedavi etmek için tıp bilimi doğmuşsa çevrenin kirlenmesi karşısında “Çevre Bilim”in ortaya çıkması kaçınılmazdır. Ülkemizde Çevre Bilimi, bağımsız bir bilim dalı olarak son yıllara kadar kabul edilmemiştir…

Çevre sorunları sadece o bölgeyi, bölgede yaşayanları etkilemez. Etki alanı dünya ölçeğinde de olabilir. Çözümü için sadece teknolojiyi, ekonomiyi kullanmak, yasaları uygulamak yetmez. Çevre sorunlarını çözmek için bütün bireylere çevre eğitimi verilmeli, onlarda çevre bilinci oluşturulmalıdır. Bu yapılmadığı takdirde çevre kirliliğinin önü alınamaz…

Çevre eğitimi ilk olarak ailede başlamalıdır. “Çocuklarımıza Dünya’yı, insanları, doğayı ve hayvanları sevmeyi, doğayı ve hayvanları korumayı, onlara saygı duymayı öğretebilirsek, hem kendimiz, hem de çocuklarımız çevreci olur.” (1) Aileden alınan ilk eğitimin üzerine okullarda verilecek çevre öğretimi, onların bilinçlenmesini sağlayacaktır.

“Ekonomi bilimi sınırlı kaynakların sınırsız insan ihtiyaçlarının karşılanması, bireysel ve toplumsal refahı en üst düzeye çıkaracak biçimde en iyi nasıl dağıtılacağını inceler. Ekonomi bilimi, hayat kaynağımız olan hava, su ve güneş gibi doğal kaynakları sınırsız ve serbest mal kabul etmiştir.” (2) Serbest mal kabul edilen bu değerlerin yaşam kaynağımız olduğunu görmezden gelerek yağmalanmasının önünü açmıştır…

Ülkemizin dört bir köşesinde son yıllarda çevre talanı ve doğa kıyımı yaşanmaktadır. Dünyada eşi olmayan doğal varlıkların, eşsiz eko sistemlerin, endemik bitkilerin yoğun olduğu alanlara kurulmaması gereken tesisler kurularak, Anadolu’nun eşsiz doğası yok edilmektedir…

Aydın İli ve yöresi, insan yaşamının vazgeçilmezleri arasına giren Elektrik enerjisi elde etme uğruna yok edilmektedir. Bölgemizde elektrik elde etmek için jeotermal akışkanın ısısı kullanılmakta, çıkarılan akışkan ve yoğunlaşmayan gazlar doğaya salınmaktadır. Jeotermal sondajları ve santralları denetlemekle görevli olan yetkililer, ne yazık ki önlem alacakları yerde kendilerini uyaran, doğanın temiz kalmasından başka bir amaçları olmayan çevrecileri suçlamaktadırlar…

Kentimizde gereğinden çok jeotermal elektrik santralı kurulması amaçlanmaktadır. Bu nedenle jeotermal sahalar bir biri ardına satışa çıkarılmaktadır. Çevreciler, hiçbir zaman teknolojiye, ülkenin kalkınmasına karşı olmamışlardır. Onlar, ülkenin pozitif bilimin ışığında kalkınmasını, hukukun tam ve eşit olarak uygulanmasını isterler… Onlar, doğanın kirletilmeden, talan edilmeden, bozulmadan gelecek kuşaklara aktarılmasını da isterler…

Çevreciler, gökyüzünün mavi, ağacın yeşil, bulutun beyaz, suyun berrak, toprağın temiz kalmasını istiyorlar. (3) Başka amaçları da yoktur. Çevreciler, insanın çevreyi kirletmekle intihar etmekte olduğunu görüyor, ilgilileri önlem alması için uyarıyorlar. Elektrik elde edilmesinde kullanılan jeotermal akışkanın Aydına verdiği zararların saptanmasını, bilimsel araştırmalar yapılmasını istiyorlar. Bu istemler, onların yurttaş olmaktan kaynaklanan en tabii haklarıdır. Bu hak, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti anayasasının bireylere tanıdığı haklardandır… Ama devleti idare edenler, yasalarımızda tanınan haklara aykırı, hakları ihlal eden yönetmelik yayınlamakta, yönetmelikle yasanın önüne geçebilmektedirler.

Yasal mevzuatımız, imza koyduğumuz uluslararası sözleşmeler, çevrenin kirletilmemesi için gereken her türlü önlemi almıştır. Yasalarla insan sağlığı, insan yaşamı garanti altına alınmıştır… Yasaları, hukuku uygulamak devletin ilk görevidir. Yetkililerden beklenen, yasaları uygulayıp doğayı kirletenlere, insan sağlını hiçe sayanlara engel olmak, doğanın temiz kalmasını sağlamaktır.

Doğa katliamı, çevre kirliliği aynı hızla devam eder doğal denge bozulursa ne olur? Derseniz, bunu cevaplamak için kâhin olmaya, niyet okumaya gerek duymayız, sonuç bellidir. Yaşamak için havaya, suya, toprağa, bitkilere muhtaç olan insan açlıktan, susuzluktan ölür, soyu tükenir…

İnsan doğayı yok edemez ama doğa insanı yok eder! Gelin inatlaşmadan, çevrecileri itham etmeden, elimizdeki bilimsel araştırmaların ortaya koyduğu gerçekleri görüp gereken önlemleri alalım… Ekosistemin ve insanın yok olmasına engel olalım…

 

 

KAYNAK:

1-İsmail Türkbay, Marsyas’ın Dilinden Meandros ve Havzası. S. 145

2- Zeynep Arat, Ekonomi Açısından Çevre. Makale Bilim Teknik Der. S. 147.S.1

3-Aydın Barosu Çevre Kom. Afişi.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
28 / 11 Parçalı bulutlu
Yarın: 30/16 Çok bulutlu