• 13 Temmuz 2018, Cuma

AYDIN İÇİN NE YAPMALIYIZ?

Geçen haftaki yazımda Aydın’ın çevre sorunlarını tespit etmiştim. Bu günkü yazımla yaptığım bu tespite göre Aydın’ın çevre kirlenmesini nasıl önleriz, doğasını nasıl kurtarırız? Sorularına yanıt bulmaya çalışacağım…

Üzerinde yaşadığımız Dünya’nın havası, içilebilir suyu, denizleri ve toprağı kirlenmiş, yoğun nüfus artışı nedeniyle ekilebilir tarım alanları betonlaştırılarak daraltılmıştır. Bu durum ister istemez insanların yakın bir gelecekte açlıkla karşı karşıya geleceklerini ve aç kalacaklarını gösterir… İçilebilir ve kullanılabilir suyu, ekilebilir toprağı olan uluslar bu krizi atlatabilir…

On yıl öncesine kadar kendi kendine yetebilen on ülkeden biri olan ülkemiz ne yazık ki, tarım ürünleri ihracatçısı iken, tarım ürünleri ithalatçısı olmuştur. Ne oldu da bu duruma geldik? Bu duruma gelmemizin başlıca nedeni emperyalizmin tuzağına düşmemizdir... Emperyalizm dün silah zoruyla sömürdüğü ülkeleri bu gün tarımını yok ederek, ekonomisini çökerterek yapıyor…

Gelişmiş ülkeler, kendi doğalarını ve tarımı korumak için çevreyi kirletici tesisleri gelişmekte olan ya da az gelişmiş ülkelere ihraç ya da hibe ederek kendi ülkelerinin doğasını ve tarımını koruma altına almışlardır. Bu gerçeği görmeyen, algılamayan siyasal iktidarlar istihdam sağladığı ve dünya ile bütünleştikleri iddiası ile emperyalizmin isteklerine boyun eğmişler, çevrenin kirlenmesine sessiz kalmışlar ve ülkemizin tarımını bitme noktasına getirmişlerdir…

Ülkemizde ve Aydın İlinde yetiştirilen tarım ürünlerinin çoğunluğu stratejik ürünlerdir. Korunmaları ve geliştirilerek üretimlerinin devamı sağlanmalıdır. Aydın İli tarım kentidir, nüfusunun çoğunluğu geçimini tarımdan sağlamakta, üretilen ürünler ihraç edilerek döviz girdisi sağlamaktadır…

Aydın halkı ve Aydın’ı idare edenler, tarımdan elde edilen değerler ve girdileri ile kurulması düşünülen sanayii kıyaslamalıdır. Yapacakları kıyaslama sonunda Aydın’ın tarım kenti mi yoksa sanayi kenti mi? Olacağına karar vermelidirler. Karar verirken de Aydın halkının görüşleri alınmalı gerekirse halk oylaması yapılmalıdır…

Büyük Menderes Nehri, Aydın tarımının can damarıdır. İhmaller sonucu kirletilen ve tarımsal sulamada dahi kullanılmayacak hale getirilen nehir acilen temizlenip eski günlerine döndürülmelidir… Büyük Menderes Nehri, doğduğu yerden denize döküldüğü yere kadar dört ilin sınırlarından geçmekte ve kirletilmektedir. Yani nehrin temizlenmesi merkezi hükümetin ve Devletin öncelikleri arasında olmalıdır…

Büyük Menderes Nehrinin temizlenmesi için ne yapılmalıdır? Öncelikle Afyonkarahisar ve Uşak ovalarından kaynaklanan zirai ilaç artıkları ile yapay gübreler ile kirlenmiş suyun nehre deşarjı önlenmelidir!

Uşak deri sanayiinden kaynaklanan ağır metal kalıntılarının Adıgüzel barajında birikmesinin önüne geçilmelidir. Barajdan nehre doğrudan karışan kirlenmiş suyun, ağır metallerden temizlenmesi gerekmektedir…

Aydın ovalarına girdiğinde nehre karışan zeytin karasuyunun nehre deşarjı mutlaka ama mutlaka önlenmelidir…

Büyük Menderes Nehrinin geçtiği bölgelerde kurulu belediyelerin arıtma tesisleri olmadığı için nehre deşarj ettikleri evsel atıklarla kirletilmiş kanalizasyon suyunun deşarjı önlenmelidir. Keza havzada kurulu organize sanayi bölgelerindeki arıtma tesislerinin mutlaka çalışması sağlanmalı, olmayanlara da arıtma tesisleri kurulmalıdır.

Kızıldere jeotermal sahasından itibaren geçtiği yörelerdeki, özellikle Efeler ve Germencik ilçelerindeki elektrik santrallarında kullanılan jeotermal akışkanın derelere, su kanallarına ve oradan Büyük Menderes’e deşarjı önlenmelidir. Bu santrallarda kullanılan akışkanın reenjekte edilmesi zorlanmalı Devlet ve Büyükşehir Belediyesince kontrol edilmelidir… Jeotermal akışkanın reenjekte edilmeden doğaya salınması, dereler vasıtasıyla Büyük Menderes’e deşarjı bu topraklara yapılan en büyük kötülüktür…

Jeotermal akışkanın doğaya salınmasını, tarım ve su havzalarını kirletmesini önlemek, öncelikle merkezi idarenin ve devletin görevleri arasındadır. Bunun yanında 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Yasasının, 7. Maddesi İ) Bendi “Sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak çevrenin, tarım alanlarının ve su havzalarının korunmasını sağlamak…” r) bendi gereğince baraj yapmak, kente içilebilir su sağlamak Büyükşehir Belediyesinin görevleri arasındadır.

Jeotermal akışkanın reenjekte edilmeyip doğaya salınması, Büyük Menderes Nehrini kirletmekle kalmıyor, su havzalarının, yeraltı sularının ve tarım topraklarının kirlenmesine de neden oluyor… Önümüzdeki yıllar, suyun her şeyden daha kıymetli olacağı yıllar olacaktır. Bu gün petrol ne kadar değerliyse yarın su en az onun kadar değerli olacaktır. Emperyalizm şimdiden su savaşları senaryoları hazırlamaya başlamıştır…

Geçmişini bilmeyen ulusların geleceği olamaz! Bu söz neden söylenmiştir? Çünkü geçmiş olayları, geçmişte yaşananları iyi değerlendirmeyen, gerekli dersleri almayanların aynı tuzağa tekrar düşeceklerini belirtmek için söylenmiştir. Ne yazık ki Osmanlı İmparatorluğunun çöküş nedenlerini iyi analiz etmememiz nedeniyle ülkemiz yine emperyalizmin tuzağına düşmüş, doğasını, suyunu, havasını, toprağını kirletenlerle, tarımını yok edenlerle işbirliği yapmıştır… 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
12 / 7 Bulutlu
Yarın: 16/9 Çok bulutlu