• 16 Kasım 2018, Cuma

CUMHURİYETİN SON KALELERİ DE TEHLİKEDE

Cumhuriyet gazetesinin 09.11.2018 tarihli internet sayfasında “Hukukçu olmayanlar da avukat olabilir” başlıklı bir haber gördüm. Haber mesleğimi ilgilendirdiği için dikkatlice okudum. Yanlış bir değerlendirme yapmamak için tüm dikkatimi habere verdim. Haber “Yargıda Şeffaflığa İlişkin İstanbul Bildirgesi”nde hukuk fakültesi mezunu olmayan kişilerin de mahkemelerde tarafları vekil olarak temsil etmesine yönelik tavsiye kararı aldığını.” (1) Bildiriyordu… Haberin devamında ise bu karara karşı gösterilen tepkiler yer almaktaydı…

 

Cumhuriyet kurumlarının, Cumhuriyet hükümetince dönüştürülmesi olanca hızıyla devam ediyor. Kurumların başındakilerin ve mensuplarının protestoları, karşı çıkmaları yeterli olmuyor. Hükümet, fazla tepki karşısında bir adım geri atmış gibi görünüp, kurumun zayıf bir anında tekrar harekete geçiyor...

 

Teslim alamadığı kurumları dönüştürmek veya yok etmek istemesinin altında yatan gerçek, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet rejimini önce dönüştürmek sonra ortadan kaldırma emelleridir… Bu saldırılar yeni değildir. Bir ülkede yargıyı dönüştürüp yok edersen istediğini yapabilirsin. Yapılan hukuksuzlukları önleyecek, hesap soracak kurum kalmamıştır…

 

Her kurumun mensubu, kendi kurumunca yapılan yanlışları bilir, bunları dile getirir. Yapılan yanlışlara dikkat çekenler her zaman olmuştur… Ben söylemiştim veya ben haklı çıktım demekten nefret ederim, bu sözü söylemekten de kaçınırım. Ama avukat olarak mesleğimi ilgilendirdiğinden biran gerilere gidip nasıl bu hale geldiğimizi, neden gerekli önlemlerin zamanında alınmadığını? Düşündüm.

 

19.3.1969 yılında kabul edilen 1136 sayılı Avukatlık kanunu, 02.05.2001 tarih ve 4667 sayılı yasayla birçok maddesi değiştirilerek çağdaş bir yasa haline getirilmiştir. Yasanın, Baro başkanlarının görev süresini belirleyen 96. Maddesi Birinci fıkrası, dönemin baro başkanlarınca antidemokratik bulunarak yoğun kulisler sonucu kaldırtılmış, birçok dönem seçilme hakkına kavuşulmuştur. Değişiklik sonrası uzun yıllar baro başkanlığı yapan arkadaşlarımız olmuştur. Yeniden seçilememe korkusu baro başkanlarının yumuşak karnı olduğu için, tavizler devam etmiştir…

 

İkinci adım hükümetten gelmiş avukatlığa girişteki sınav zorunluluğu kaldırılmış, baro başkanları kendilerine sonsuz seçilme hakkı tanıyan hükümet karşısında birkaç göstermelik tepki dışında seslerini çıkaramamıştır. Yargıyı dönüştürme çabaları hız kesmemiş, yargının yapması gereken birçok faaliyet diğer kurumlara, noterlere havale edilmiştir…

 

Dönüştürme çabalarına karşı kahramanca karşı duran İzmir Barosu Başkanı rahmetli Av. Nevzat Erdemir ile Çanakkale Baro Başkanları toplantısında yaptığımız mücadeleyi ve benim Baro başkanlarına “arkadaşlar, noter önce avukattır. Yetki ona veriliyor diye tepki koymayın, yargı faaliyetinin adliyeden, hâkimlerden alınıp başka kuruma verilmesine tepki koyun” dediğimi anımsıyorum…

 

Barolar ve Barolar Birliği Yargıda arabuluculuk kurumunun oluşturulması için kurslar düzenleyerek öncülük ettiler. Bu kurumun güçlü durumda olan sermaye sahiplerinin ellerini güçlendirdiğini, zayıf durumda olan halkın, emekçinin elini zayıflattığını tartışmadılar bile. Aynı hatayı avukat arkadaşlar da yaptı. Hemen arabuluculuk kurslarına kayıt yaptırıldı, kurs sonunda sertifikalar alınır alınmaz “Arabulucu-Avukat” tabelaları asıldı, kart vizitler bastırıldı, çok para kazanacaklarını sandılar, kazandılar mı? Mesleğin dönüştürülmek, yok edilmek istendiğini fark etmediler bile…

 

Gereğinden fazla açılan ve halen her ile açılması için çaba gösterilen hukuk fakültelerinin yenilerinin açılmaması, açılanların kapanması için yeterli çabayı gösteremediler. Avukatlığa girişte yapılması zorunlu sınavların geri getirilmesi ve uygulanması için yeterli çabaları olmadı gereken önlemleri alamadılar…

 

Bu süre içinde barolar ve Barolar birliği ne mi yaptı? Güzel işler de yaptı, TBB ibaresinden Türkiye kelimesinin kaldırılmak istenmesi karşısında dik duruşlarını takdirle karşılıyorum. Bunun dışında toplantılar, seminerler, konferanslar düzenledi, meslektaşlara meslek içi eğitim vermek gibi iyi işler yapıldı. Baro başkanları, toplantılarda açıklanan sonuç bildirgelerindeki kararların çoğunun hiçbir zaman hayata geçirilmeyeceğini bildikleri halde toplanmaya, sonuç bildirgeleri yayınlamaya devam ettiler. İyi niyetliydiler ama karşı tarafın iyi niyetli olmadığını, yargıyı dönüştürmek, avukatlık kurumunu ortadan kaldırmak istediğini göremediler…

 

Avukatlık kanunun 1. Maddesi “ Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir. Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.” hükmüne ve etik olmamasına rağmen, ticarethane açar gibi avukatlık bürosu açılışları yaptılar, kurdele keserek açılışlara katıldılar…

 

Avukatlık yasasının 35. Maddesi avukatlara; “Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa (görüş bildirme) verme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak adli işlemler takip emek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek yalnız baroda yazılı(kayıtlı) avukatlara aittir.” Hükmünü getirmiştir. Bu madde bu ileri yalnız avukatları yapabileceğini, başka kurum veya kişilerin yapamayacağını gösterir.

 

Söz konusu haberde , “Mahkemeler avukatlık yetkisi olmayan uygun kişilerin mahkeme nezdinde tarafları temsil etmesine izin verebilir.” Cümlesi en can alıcı cümledir. Birinci olarak Baroya kayıtlı olmayan, avukatlık ruhsatnamesi bulunmayan bir kişinin mahkeme huzurunda davalı ya da davacı olan bir kişiyi temsil edebileceğinin kabul edilmesidir. İkincisi Cumhuriyet kanunlarında olmayan ancak İslam kukunda yer alan kişilerin mahkeme huzurda vekille temsil edilmesi uygulamasının geri getirilmek istenmesidir. Bu tavsiye kararı yasalara aykırıdır ve asla kabul edilemez…

 

Barolar, 1136 sayılı Avukatlık yasasının 02.05.2001 tarih ve 4667 sayılı yasanın 46. Maddesi ile değişik 76. Maddesine göre “Avukatlık mesleğini geliştirmek.(…)Hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumakla… Yükümlüdür. Baroya kayıtlı avukat olarak Türkiye Barolar Birliği Başkanına ve yönetim kuruluna, Baro başkanlarına ve baroların yönetim kurulu üyelerine, avukat arkadaşlarıma sesleniyorum. Mesleğimiz saldırı altındadır ve yok edilmek isteniyor. Avukatları ve mesleğin geleceğini korumak için her türlü yasal zeminde derhal harekete geçmek zorundayız. Yarın çok geç olabilir…

 

 

KAYNAK:

1-09.11.2018 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi İnternet Sayfası 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
13 / 8 Sağanak yağışlı
Yarın: 12/4 Güneşli