• 20 Temmuz 2018, Cuma

AÇLIK SAVAŞLARI (1)

Gazetede ilgimi çeken bir haber okudum. En tehlikeli canlı insan diye haber yapmışlar, habere göre “Dünyanın saygın bilim dergilerinden Proceedings of the National Academy of Sciences'ta yer alan bir makalede, gezegene(Dünya’ya) en büyük zararı insanların verdiğini ” yazıyordu… (1) Neden böyle bir saptama yapılmıştı, saptama doğru muydu? İnsan kendine, hemcinslerine, doğaya, canlılara ve Dünya’ya ne gibi kötülükler yapmıştı? Gerçek neydi? Araştırdım. Araştırmamı konu daha iyi anlaşılsın diye Dünya ve Türkiye gelinde Aydın özelinde ayrı ayrı değerlendirdim…

Dünya’nın doğal değerleri sanayi devrimi ile birlikte talan edilmeye başlanmıştır. Talan ve yıkım, 20. yüzyılın sonları ile 21. yüzyılın başında inanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Yağmur ormanları yok edilmiş, göller, nehirler, dereler kirletilmiş, ekosistemler çökertilmiş kutuplardaki buzullar hızla erimeye başlamıştır. Kirlenme sonucu iklim değişmiş, yağışlar azalmış çöl alanları genişlemiş, tarım alanları daralmıştır. Dünyamızı koruyan Ozon tabakası hava kirliliği yüzünden delinmiş, insanlar ve canlılar radyasyona maruz bırakılmıştır…

Doğal değerleri para kazanmak uğruna emperyal güçlerce yok edilen Dünya’da Birleşmiş Milletler raporlarına göre 2018 yılı itibarıyla bir milyar yirmi milyon kişi aç yaşamaktadır. Yani her altı insandan birisi açtır. Aç insanların genellikle az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde olması emperyalizmin acımasızlığını gözler önüne sermektedir…

BM Gıda ve Tarım Örgütü FAO’nun raporlarına göre, "asıl sorun siyasal iradenin (gelişmiş ülkelerin) olayı görüp gerekli önlemleri almamasında yatmaktadır. Sağlıklı bir tarım sektörü ile açlığın ve yoksulluğun üstesinden gelmek mümkündür. Dolayısıyla gelişmekte olan ülkelerde tarıma yatırım yapılmalıdır." (2) Bunun anlamı gelişmekte olan ülkelerin emperyalizm tarafından bilinçli olarak sömürüldüğü, sömürüyü sürdürmek için, tarımı yok edip ülke insanını açlığa mahkûm ettiğidir…

İnsan, yaşamının devamı ve sağlıklı bir tarım yapabilmek için temiz toprağa ve temiz suya ihtiyaç duyar. Bilindiği üzere Dünya su gezegeni olarak kabul edilse de mevcut suyun %96 sı tuzlu sudur. Kullanılabilir tatlı su %4 civarındadır. Bunun da %68’i göllerde ve buzullarda bulunmaktadır. Evimize gelen, çeşmelerimizden akan suyun bize ulaşıncaya kadar hangi işlemlerden geçtiğini, evimize nasıl geldiğini çoğumuz bilmiyoruz ama düşünmeden, tasarruf etmeden, bol bol kullanıyoruz…

Çevre kirliliğine bağlı olarak meydana gelen iklim değişikliği nedeniyle yağışların düzensiz hale gelmesi, kar yağışının azalması içilebilir su kaynaklarının da azalmasına neden olmuştur. Ne yazık ki kullanılabilir suyun bulunduğu nehirleri, gölleri ve yeraltı sularını bilinçsizce kullanarak ve kirleterek yok ediyoruz. Bu da yetmiyor gözümüz gibi korumamız gereken yeraltı sularını sanayileşme uğruna kirletip kullanılamaz hale getiriyoruz…

Evrene göre daha genç olan Dünya’da canlı yaşamının M.Ö. 2 milyar yıllarında başladığı, ilk olarak basit canlılarını oluştuğu, zamanla çeşitlilik ve karmaşıklık kazanarak, yeni hayvan ve bitkilerin ortaya çıktığı, insan yaşamının şimdilik, M.Ö. 2 milyon yıl öncesine gittiği bilimsel olarak kanıtlamıştır… (3)

İnsan, ortaya çıktığı ve yeryüzüne yayıldığı günden bu güne kadar hep savaş halindedir. İlk işi kuzenleri Neandertal’leri, Denisova’ları, Homo Eractus’ları yok etmek olmuştur. Bununla yetinmemiş, ormanları tarla açmak, yakacak olarak kullanmak için yok etmiş, beraber yaşamak zorunda olduğu diğer canlıları yemek ya da zevk için avlamıştır. Nüfusu arttıkça daha çok canlıya ve bitkiye ihtiyaç duymuş, yetiştirmek yerine onları yok etmiş, bazı bitki ve hayvan türlerinin nesillerini kurutmuştur…

İnsan ilk önceleri toprak elde etmek, yağmalamak, ganimet elde etmek, hemcinslerini köleleştirmek için savaşmıştır. Sanayi devrimi ile birlikte daha çok enerji ve doğal kaynaklara sahip olmak için savaşmaya başlamıştır. Geçirdiğimiz iki büyük küresel savaş bunun sonucudur. Enerji savaşları halen sürmekte, uluslar hızla silahlanmaktadır. Bu silahlanmanın sonu Dünyanın geleceği için umut verici değildir…

Ünlü bilim insanı Albert Einstein “Üçüncü Dünya savaşını bilmem ama dördüncü Dünya savaşı taşla sopayla yapılacaktır.” Öngörüsünde bulunmuştur. Bunun anlamı insanlığın kendi kurduğu uygarlığı ve kendisinin yok edeceğidir. Bundan sonraki savaşlar, temiz suya ve ekilebilir temiz topraklara sahip olmak için yapılacaktır…

Son buzul çağı insanın hızla çoğalmasının önüne geçmiş, bu sayede birçok bitki ve hayvan insan eliyle yok oluştan geçici olarak kurtulmuştur. Sanayi devrimine kadar hem nüfus artışının az olması, hem de geri dönüşümlü doğal malzemelerin kullanılması çevrenin temiz kalmasını sağlamıştır. Çevreyi kirleten petrol ve petrol türevi maddeler, milyonlarca yıldır kirlenmeyen Dünya’yı çok kısa bir sürede kirletmiştir…

Dünya üzerinde oluşan canlı yaşam, bundan milyonlarca yıl öncesinde de birkaç kez yok olma noktasına gelmiş, her seferinde yeni canlılar evrimleşmiş, yaşam devam etmiştir. Bunlar Dünya’nın kendisinden kaynaklanan olaylardır. Evreler halinde geçmişe izler bırakmış ve yeni ekosistemler oluşturmuştur…(Devamı gelecek yazımda)

 

 

KAYNAK:

1- https://www.sozcu.com.tr/2018/dunya/bilim-insanlari-acikladi-en-tehlikeli-canli-insan-2422972/

2-https://bianet.org/bianet/dunya/117650-dunyada-1-milyar-20-milyon-ac-insan-var

3-J. Bronowski, İnsanın Yücelişi. S.26 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
38 / 23 Az bulutlu
Yarın: 37/22 Az bulutlu