• 21 Eylül 2018, Cuma

“HAFIZA-İ BEŞER NİSYAN İLE MALÜLDÜR!”

 

Başlık olarak insan hafızasının çok unutkan olduğunu anlatan özdeyişi kullandım. Böyle yapmamın nedeni hem dikkatleri çekmek hem de özdeyişin doğru olduğunu göstermek içindir. Tarih; bize geçmişte yaşananları, yapılan hataları ve başarıları anlatır. Geçmişe bakarak aynı hataları tekrar etmemizi önler. Bizlere düşen ise geçmişte yapılan hataları tekrarlamadan uygarlık yolunda yolumuza devam etmektir…

Büyük Menderes Havzasında son yıllarda yeryüzüne çıkarılan Jeotermal akışkanın çıktığı mecraya reenjekte edilmeden doğaya salınması; yeraltı sularını kirlettiği, toprakları öldürdüğü, incir ve zeytin ağaçlarını kuruttuğu herkesin bildiği bir gerçektir. Bu gerçek karşısında başta yetkililerin önlem almaları doğayı korumaları gerekir… Tarım kenti olduğu gözardı edilerek, daha fazla enerji üretmek uğruna topraklarımızın, suyumuzun, havamızın zehirlenmesine sessiz kalınmaktadır.

Hava, su ve toprak sadece jeotermal akışkan tarafından mı kirletilmektedir? Hayır! Onun yanında yapay gübreler, zirai ilaç diye yutturulan tarımsal mücadelede kullanılan zehirler, arıtılmadan salınan kent kanalizasyonları ve benzeri etkenlerce kirletilmektedir…

Emperyalist ülkeler, gelişmekte olan ülkelerdeki açlık sorununu gidereceklerini iddia ederek, genetikleriyle oynanmış tohumlar üreterek bunların kullanımını dayattılar hatta zorunlu hale getirdiler. Peki, az gelişmiş ülkelerde özellikle de Afrika’da açlığın önüne geçildi mi? Ne yazık ki hayır!

Geçenlerde Faacebook arkadaşım sayfasına bir resim koymuş, görenleriniz olmuştur. Kargalar GDO’lu mısıra hiç dokunmadıkları halde yerli tohumdan yetiştirilen darıyı (mısır) tamamen yiyip bitirmişler. Efeler Mahallesinde yürüyüş yolundaki serçelerin, kargaların kendilerine ufalanıp atılan jipsleri, patlamış mısırları yemediklerini görüp şaşırmıştım. Bize dayatılan GDO’lu tohumlardan üretilen besinleri kuşlar hiçbir şekilde yemiyorlar… Yiyecek olarak tavuk artıklarını verdiğimiz sokak kedi ve köpeklerinin zamansız ürediklerine tanık olmuşsunuzdur. Zamansız üremelerine ne sebep oluyor dersiniz? Yetkililerin ve emperyalistlerin asla kabul etmedikleri, tavuk yemlerine karıştırılan hormon ve antibiyotik olamaz mı?

Peki, GDO’nun açılımı nedir? İnsan sağlığına yararlı ya da zararlı mıdır? Gelin birlikte öğrenelim. “GDO harfleri; kısaca Genetiği Değiştirilmiş Organizma demektir. Biyoteknolojik yöntemler kullanılarak laboratuvar ortamında üretilmiş, tamamen yapay bir tohum çeşididir. Ekildiği toprağın uzun vadede verimsizleşmesine sebep olurlar. GDO’lu üretimin yapıldığı bir alanı maalesef tekrar doğal haline dönüştürmek mümkün değildir. Kendi meyvelerinin tohumu bile tekrar ürün veremez. Örnek vermek gerekirse, GDO, üretim yapılan toprağa bir kez bulaştığında, bir hastalık gibi havaya, su kaynaklarına vb. yayılır ve içindeki kimyasallar hepsini birer zararlı maddeye dönüştürür. Maalesef tamamen sağlığa zararlı bu tohum çeşidi, ürün miktarını arttırmak için çok sık tüketilen sebze-meyve, buğday, mısır gibi gıdalarda kullanılmaktadır.”(1)

GDO’lu tohumlar, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Bitkisel Ürünler Genel Müdürlüğü BUGEM’in İnternet sayfasında, “Tohumda Doğru Bilinen Yanlışlar “ soru ve cevaplarla şöyle anlatılmaktadır. Genel Müdürlüğe göre; “Hibrit tohumlar kısır değildir. Ülkemizde GDO’lu tohum yoktur. Tohumda dışa bağlı değiliz… Diğer sorulara verilen yanıtları buraya almıyorum. (2) Karganın bile yemediği GDO’lu mısırın, insan sağlığı için yararlı, hatta Dünya’nın sekizinci harikası gösterilmesi karşısında diyecek söz bulamıyorum.(Tarımla ve Tohumla ilgili yasaları ayrı bir yazımda değerlendireceğim.)

Emperyalizmin; bitki tohumları, kanatlı hayvanlar, küçük ve büyükbaş hayvanlar üzerinden Ülkemizde oynadığı oyunları, Soner Yalçın “Saklı Seçilmişler.” İsimli kitabında çok güzel anlatmış ve belgeleriyle açıklamış.(3) Meraklısı oradan detaylarıyla öğrenebilir. Benim konum ise sizlere ülkemizde ve Dünya’da geçmişte oynanan oyunları görmediğimizi, geçmişten ders almadığımızı bu nedenle aynı oyunların tekrar, tekrar oynandığını ve sömürü düzeninin aynen devam ettiğini gösterebilmektir…

Osmanlı “Düyunu Umumiye ve reji idaresi” vasıtasıyla emperyalizmin gerçek yüzüyle tanışmıştı. Sonuçta kocaman bir imparatorluk yıkılıp tarihe karıştı. Yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti, 1948 yılında Marshall planı ile emperyalizmin gerçek yüzüyle tanıştı. Cumhuriyet idaresi kıt olanaklarla kurduğu milli sanayi ve tarım işletmeleri özelleştirme adı alırında bir bir satıldı… Ders alı önlem aldık mı? Hayır! Osmanlı’nın yaptığı hataları bugün aynen tekrarlıyoruz. Tekrarlamaya devam ediyoruz.

1948 yılından sonra Avrupalılar ve ABD Anadolu Avrupa’nın gıda deposu olacak, sanayi üretiminden vazgeçiniz. Zaten pahalıya üretiyorsunuz deyip sanayinin yok olma yolunu açtılar. Milli sanayii yok ettiler. Şimdi de tarımsal üretimin arttırılması için bize dayattıkları tohumlar sayesinde neredeyse tarımı ve hayvancılığı bitirme noktasına getirdiler… Geçmişten ders almadığımız için uyumaya devam ediyoruz…

Tarım ve hayvancılıkta kendi kendine yeten ülkeler arasında iken, ne oldu da saman bile ithal eder hale geldik… Sularımız kirlendi ve topraklarımız yetersiz kaldı? Tarım ürünleri ihracatçılığından çok kısa bir sürede tarım ürünleri ve hayvan ithal eder hale geldik? Anadolu florasının binlerce yılda oluşturduğu doğal ürünleri tekrar ekemez olduk. O tohumları yok ettik, yerine topraklarımızı öldüren, Hibrit ve GDO’lu tohumları kullanmaya mecbur edildik? Sorguladık mı? Hayır!

Ne demişti Henry Kissinger, “Petrolü kontrol edersen ulusları, yiyeceği kontrol edersen insanları kontrol edersin.” (4) Bu sözü kaçımız duydu, duyanlar kaç kişiye duyurdu? Uyandık mı? Hayır! Hala mışıl mışıl uyumaya devam ediyoruz…

 

KAYNAK:

1-www.eskitadinda.com/yerli-hibrit-ve-gdo-lu-tohum-nedir-130-c

2-www.tarim.gov.tr/BUGEM/Belgeler/Duyurular/Tohumda%20doğru%20bilinen%20yanlışlar.pdf

3-Soner Yalçın, Saklı Seçilmişler.

4-age. S.40

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
29 / 13 Güneşli
Yarın: 28/13 Parçalı bulutlu