• 22 Haziran 2018, Cuma

Bugün Sadece İncir!

Dünya’nın bazı bölgelerinde yetişen bitkiler ve o bitkilerden elde edilen meyveler sadece o yöreye aittir. Başka bölgelerde aynı özellikte yetişmez, yetişse bile aynı tadı vermez. Onun için bu bitkiler, meyveler çok kıymetlidir. Özel bitkiler ve meyveler o bölgede kurulmuş olan devletlerle birlikte anılır. Devletler ürünlerini korumak için tescil ettirirler ve marka haline getirirler…

İncir de Türkiye için aynı özelliği taşır. Aydın incirin ana vatanıdır. Aydın deyince akla hemen incir gelir. Kuzeyindeki dağ etekleri ve yamaçlar incir ağaçları ile kaplıdır. Anadolu’nun eski çağlarından beri en önemli tarımsal ihraç ürünüdür. Türk Patent Enstitüsü tarafından, 20.07.2006 tarihinden geçerli olmak üzere 90 tescil numarası ile tescillenmiş ve aynı kalitede yetiştirilmek üzere koruma altına alınmıştır. Ne yazık ki bu gün, tescillenme anındaki kalitesinin yerinde yeller esmektedir. İncir artık eski tadı vermemektedir…

İncir ağacını ve meyvesinin kalitesini korumakla görevli kuruluşların görevi, tescillenen incirin her yıl aynı kalitede yetiştirilmesini sağlamak, bunun için gerekli olan bütün önlemleri almak ve üreticiyi de bilinçlendirerek korumaktır. Ne yazık ki yetkililer, Aydın’da kurulu jeotermal santrallardan salınan akışkanın; kontrolsüz olarak derelere, kanallara akıtılması ve yeraltı sularına karışması, yoğuşmayan gazların ve buharın Atmosfere salınması sonucu inciri olumsuz yönde etkilediğini kalitesini bozduğunu görmezden gelmektedir.

Asıl görevlerinin aynı kalitede incir yetiştirilmesini sağlamak, inciri ve incir üreticisini korumak olduğunu unutarak, üreticiyi koruduğunu zannederek gerçekleri dile getiren, kendilerini uyaran çevrecileri suçlamaktadırlar…

İncirin kalitesinin bozulması yetmiyormuş gibi bu kez Germencik Alangüllü mahallesinde kurulu jeotermal santrala yakın olan bölgelerde bulunan incir ve zeytin ağaçları kurumaya başlamıştır. (1) Her zaman olduğu gibi ağaçların kurumasına, çevrenin kirlenmesine kılıf bulmaya çalışan ilgililer, kurumanın yeraltı sularındaki bor yüksekliğinden meydana geldiğini, jeotermal akışkanın kurmayla ilgisinin olmadığını söyleyerek işin içinden çıkmaya çalışmışlardır. Ama bir şeyi unutmuşlardır, bunca yıl kirlenmeyen, sıcak akmayan yeraltı suları ne olmuş da sıcak akmaya ve bor oranı ağaçları kurutacak seviyeye ulaşmıştır…

Yeraltı sularının kirlenmesinde jeotermal akışkanın çıktığı derinliğe reenjekte edilmeyip yüzeysel derinliklere reenjekte edilmesinin hiç mi rolü olmamıştır? Akışkan bu nedenle yeraltı sularına ne oranda karışmıştır herhangi bir araştırma yapılmış mıdır? Bu olasılıklar yetkililerce kontrol edilmiş midir? Sonuçlar kamuoyu ile paylaşılmış mıdır?

İncir, insanın cennetten atıldığı andan, günümüze yaşantımızda yeri olan önemli bir besin maddesidir. Yaprakları insanın ilk elbisesidir. Kentimizin ve Ülkemizin önemli tarımsal ihraç ürünlerinin başında gelir…

İncir öyle bir meyvedir ki “tazesi, kurutulmuşu, pekmezi, şarabı, pestili, reçeli, sirkesi ve alkolü doğal olarak üretilebildiği gibi, üretilen bu maddelerden de lokum, dondurma ve bisküvi gibi birçok sanayi mamulü üretilmektedir. (…) İncir üretiminden yurt dışına yapılan ihracattan, kuru ve taze incirden 2012 yılı itibarıyla 200.621.000 USD girdi sağlanmıştır. Bu rakamlara incirden üretilen diğer sanayi mamulleri dâhil değildir.” (2)

İncir, insan sağlığı açısından da çok önemli bir meyvedir. Bünyesinde A, B1, B2 ve C vitaminlerinin yanında kalsiyum, demir, fosfor sodyum ve potasyum içeren, bir kilogramında iki bin dokuz yüz kalori barındıran, afrodizyak etkisi olan, bünyesinde barındırdığı vitaminlerin çok hızlı bir şekilde kana karışabilen, krampları engellediği için sporcularca tercih edilen ve dünyada aranan, sevilen mucizevi bir meyvedir…

İncirin mitolojideki ve semavi dinlerdeki yerini önceki bir yazımda detaylı olarak anlatmıştım. Burada tekrar anlatmayacağım. Bugün için sorun, incirin ve Aydın kentinin geleceği ile ilgilidir. Aydın tarım kentidir, nüfusunun yarısından çoğu geçimini tarımdan sağlamaktadır. İlde kurulu sanayi tarıma dayalıdır, tarıma dayalı sanayii de geliştirilmek zorundadır…

Kentte yetişen ve üretimde ülke birincisi olan diğer ürünlerini başka bir yazımda değerlendirmek üzere şimdilik bir yana bırakıyorum. Yetiştirdiği tarımsal ürünler ile ülkeye büyük katkılar sağlayan ve akıllı bir politika ile sağladığı katkılarını kat be kat artabileceği eşsiz ürünlere sahip bu topraklar ne yazık ki, jeotermal akışkan yüzünden ölmektedir… Sadece topraklar ölmemekte, hava, su kirlenmekte havzanın can damarı Büyük Menderes Nehri içinde yaşayan canlılar ile birlikte ölmektedir.

Aydın kentinde yaşanan bu olumsuzluklar halktan ve kamuoyundan gizlenmekte, ortaya çıkan olumsuzluklar örtbas edilmektedir. Yasaya aykırı olarak jeotermal akışkan reenjekte edilmeyip boru çekilerek doğrudan doğaya salındığı, kanallara, derelere, nehirlere akıtıldığı yetkililer tarafından bilinmesine rağmen önlem alınmak yerine seyirci kaldıkları yerel basında çıkan haberlerden anlaşılmaktadır…

Anayasa, yasalar ve uluslararası sözleşmeler yetkililere insanı, çevreyi, doğayı koruma görevi vermiştir. İsteğimiz, görevlerini adil olarak yerine getirmeleridir…

 

 

 

KAYNAK:

1-29.05.2018 tarihli Evrensel Gazetesi, Özer Akdemir haberi. Hürriyet Gazetesi, Burhan

Ceyhan haberi.

2-Ferit Çobanoğlu, İncir Araştırma Dergisi 2013 Aralık sayısı. Makale S.11-15 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
28 / 11 Parçalı bulutlu
Yarın: 30/16 Çok bulutlu