• 22 Aralık 2017, Cuma

UYGARLIĞIN DOĞDUĞU TOPRAKLAR ANADOLU!

Üzerinde yaşadığımız topraklara neden Anadolu denmiştir, ne zaman denmiştir? Bunu tam olarak bilemiyoruz. “Hititler Assuva, Mısırlar İasiye yani Asya diyorlardı.”(1) Anadolu ismini, Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat’ın Başköy Bizans kalesini fethetmek için çıktığı seferde uğradığı Ankara Taşılca Köyünde yaşayan Kırmızı Ebe ile Selçuklu askerleri arasında yaşanan mistik ayran söylencesine bağlayanlar olduğu gibi Anatolia’dan geldiğini ileri sürenler de olmuştur.

Yazılı tarihte Anadolu ismini ilk kez, XIV. YY.da İbn Battuta seyahatnamesinde sadece Orta Anadolu için kullanmıştır. Türkler, Anadolu ismini Selçuklular döneminde kullanmaya başladı. Osmanlı idari yapılanmasında XIX. Yüzyıla kadar Anadolu Beylerbeyliği olarak anılmış, 1864 yılından sonra Coğrafi bir ad olarak, yarımadanın tamamı için kullanılmıştır. (2)

Anadolu, Türkler için idari yapılanmadan çok uygarlık ve düşünce yapısı yönünden etkili olmuştur. Anadolu medeniyet yaratmış, yarattığı medeniyeti Dünyaya yaymış bir coğrafyanın adıdır.

Medeniyet Anadolu’da doğmuştur, bunun açık kanıtı ise başka hiçbir yerde bulunmayan antik kentler ve kentlerde ortaya çıkarılan çeşitli sanat eserleridir. Köprülerdir, su kemerleridir, tiyatrolardır, heykellerdir. Başka coğrafyada bu kadar çok sanat eserini bir arada göremezsiniz. Klasik tarih anlayışına sahip olan Batılı uluslar, tarihin yazının icadı ile başladığını, medeniyeti de Greklerin geliştirdiği tezini ısrarla ve inatla savunmuşlardır. Gerçek, onların savundukları gibi değildir.

Anadolu’da açılmayı bekleyen binlerce höyük açıldığında klasik tarih anlayışı kökünden değişeceği gibi uygarlığın Anadolu topraklarında doğduğu tezi bir kez daha kanıtlanacaktır. Hafızamızı şöyle bir yoklayalım, okullarda bize tarihin yazının icadı ile M.Ö. 3000 yıllarında başladığı, uygarlığın da Grekler tarafından geliştirildiği öğretilmedi mi? Buna inanan ve savunan Batılı tarihçiler, tezlerini kanıtlamak için Galatlar tarafından M.Ö. 3. Yüzyılda kurulan efsanevi “Tavium” kentini bulmak için Anadolu yollarına düştüler… Tavium yerine Hititleri buldular. (3) Şaşkındılar tarih tezleri sarsılmaya başlamıştı. Greklerden önce tarih sahnesinde başka uluslar vardı.

19.Yüzyıldan itibaren, Hititlere ait antik kentlerde kazılar yapmaya başladılar. İlk kazıyı yapanlardan Human, tarihi eserleri ülke dışına çıkarmada ustaydı, “1878 de ortaya çıkardığı Pergamon’a ait Zeus Sunağını Berlin’e götürmüştü. 1888 de başladığı kazılarda Hititlere ait kabartmaları ortaya çıkarmış ve bulduğu 23 kabartma, 1 dikilitaş ve bütün küçük buluntuları Berlin’e götürme iznini de Osmanlı yetkililerinden almıştı.” (4) Tarihi eserler, talan edilmeye devam ediyordu…

Avrupalılar Anadolu’da yaptıkları kazılarda Hititleri buldular, onların uygar bir ulus olduklarını gördüler, ama gururlarını bir türlü yenemediler. Hititlerin yerli Anadolu halkından olduğunu asla kabullenmediler, ısrarla onların Hint-Avrupa kökenli olduklarını iler sürdüler. Tarihçilerimiz de bu konuda ikiye ayrıldılar, bir kısmı Hititlerin yerli Anadolu halkı olduğunu kabul ederken, bir kısmı onları Hint-Avrupa kökenli olabileceğini kabul etti.

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Hititlere ve tarihe çok önem veriyor, Türklerin kökenlerinin bulunması için çaba harcıyordu. O’na göre uygarlığı Türkler yaratmıştı. Bunun kanıtlanması ve tarihin yeniden yazılması gerekiyordu. Avrupalı tarihçiler, ısrarla ve inatla uygarlığın kökenlerini Greklerden öteye geçirmemek için çaba harcıyordu.

Anadolu topraklarında yaşamış eski ulusları kabul etmemek, yok saymak için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlardı. Anadolu’dan göçüp İtalya’ya yerleşen Roma kentini kuran Etrüskleri kabul etmiyorlar. Karyalıları, frigyalıları, Lidyalıları görmezden geliyorlar, onların uygarlıklarını yok sayıyorlardı.

Bilmedikleri, Anadolu’da açılmayı bekleyen binlerce Höyük olduğuydu. Höyükler açıldıkça tarihin ve uygarlığın köklerinin değişeceği gerçeğiydi. Bize öğretilen, insanın M.Ö. 13500-9000 yılları arasında avcı-toplayıcı toplumdan, tarım toplumuna geçtiği, ilk ilkel yerleşimlerin bu tarihten sonra ortaya çıktığıydı. Acaba gerçek bu muydu? Gerçeğin bizlere dayatılmak istendiği gibi olmadığı çok geçmeden anlaşılacaktı. Tarih ne onların dayattıkları gibi M.Ö. 3000’de başlıyor, ne de uygarlık Greklerin tekelindeydi.

Anadolu uygarlıklarının kökleri çok eskilere dayanıyordu. “Greklerin Anadolu’da ortaya çıkışı, M.Ö. 9. ya da 10. yüzyılda İyonya oldu.” (5) Oysa bugün bildiğimiz tarih, şimdilik M.Ö. 11000 yıllarına kadar inmektedir. Batılıların tezlerini çürüten iki önemli bulgu ortaya çıktı. Birincisi, Ege Bölgesinde Bafa Gölü yakınlarındaki Latmos (Beşparmak) dağlarında ortaya çıkarılan “Mağara resimleriydi” Resimler, “yerleşik düzene geçmiş, tarihöncesi dönemde yaşamış toplumların düşün dünyasını yansıtmaktaydı.” (6)

İkincisi, Alman arkeolog Klaus Schmidt tarafından 1995 yılında Alman Arkeoloji Enstitüsü’ nün desteğiyle başlatılan “Göbeklitepe” kazılarında ortaya çıkarılan yapılardı. (7) Buluntular, M.Ö. 10000 yılında yapılmış birden çok mabetti ve klasik tarih anlayışını altüst etmişti. Tarihin M.Ö 3000 yıllarında yazının icadıyla başladığı, uygarlığı Grekler yarattığı tezi tamamen yıkılmıştı.

Uygarlık, şimdiki bilgilerimizle M.Ö. 10000 yılarında Anadolu’da başlamış ve Dünya’ya yayılmıştır. Başlangıç tarihi yeni höyükler açıldıkça daha da geriye gidebilir. Anadolu’ya, tarihimize, antik kentlerimize sahip çıkmak zorundayız.

 

KAYNAK:

1-Cevat Şakir Kabaağaçlı, Merhaba Anadolu. S.13

2-Meydan Larousse, 1. cilt. S. 482

3-C.W. Ceram, Tanrıların Vatanı Anadolu. S. 15

4-age. S.37

5-Cevat Şakir Kabaağaçlı, Anadolu Tanrıları. S.16-17

6-Muhibbe Darga, Anadolu’da Kadın. S. 51 Şengül G. Aydıngün, makalesi

7-Yüksel Güngör, İlk Çağ Anadolu Medeniyetleri. S. 20

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
21 / 13 Parçalı bulutlu
Yarın: 18/12 Sağanak yağışlı