Pınarbaşı Mesire Alanı, Bir Türlü Düzelmedi Bahtı

Bugün Ağustos ayının ilk günü,

Sıcakların da tavan yaptığı günler.

Eskilerin “eyyan buhur” dedikleri en sıcak günlerle dolu Ağustos ayında, asfalt eriten sıcaklarda, Aydınlılar serinleyecekleri gölgeler aramaya başlar.

İşte tam burada Aydın’ın mesire alanı Pınarbaşı geliyor akıllara.

Pınarbaşı, adı üzerinde, pınarlardan suyun çıktığı veya geçtiği mesire yerlerine verilen bu isim Efeler ilçesinde de bir zamanlar tarihe tanıklık etmiş Pınarbaşı mesire alanı nedense bir türlü eski günlerine kavuşamadı.

Tarihi kent fotoğraflarında Aydın’ın simgesi, sayfiye yeri olarak yerini alan Pınarbaşı eskiden şehrin sıcak günlerinde sığınılacak bir serinleme mekanıydı.

 

 

1900 lü yılların başından bu yana kentin en yakın ve serin mekanı olarak Aydın halkının tercih ettiği mesire alanı çok fazla sayıda Aydınlının dinlendiği şirin bir alandı.

Hatırladığım 1960 lı yılların sonunda, 1970 li yılların başında henüz ilkokulda öğrenciyken pazar günleri, oturacak yer bulmak imkansızdı.

Henüz deniz ve plaj ile tanışmadığımız yıllarda, yazın dinlenme adresiydi.

Televizyon’un siyah beyaz camı ile tanışmadığımız o yıllarda en büyük eğlencesi piknik alanı, Pazar günlerinin en güzel mesire alanı Pınarbaşı bugün sessiz ve kimsesiz.

Bir dönem yazlıkların henüz bilinmediği yıllarda Aydınlıların sıcak yaz günlerinde serinlemek için akın ettikleri Pınarbaşı’nda Zeki Müren, Behiye Aksoy şarkıları ortalığı çınlatırdı.

Semaverde getirilen çay, cırcır böceklerinin serenadında, keyifle içilir, bol oksijenin etkisiyle, göz kapakları ağırlaşanlar, hasırın üzerine şekerleme yaparak dinlenirdi.

Tarihte 1922 ye kadar Rum mahallesi olarak bilinene bu semtte ne anılar öyküler yaşanmıştır..!

Tarihi ender fotoğraflarda görülen ve bugün aynı yerden akan tabakhane deresi eskiden içilecek kadar berrak ve temizdi.

 

Rumların en yoğun yaşadığı bu mesire alanında zamanında 1900 lerde görüntülenen fotoğraflarda dini yapılar, sivil konutlar, bazı askeri tesisler tabakhane deresinin sağında ve solunda yerleşimler mevcuttu.

 

Bu mesire alanında ne sevgililer, aşıklar buluştular ağaçların altında..!

Okuldan kaçanlar, gençliğin esrik rüzgarları eşliğinde hayal dünyasına kanat açtılar

Semaver çayların içildiği mesire alanında gün boyu serinlenir soluklanır, çekirdek çıtlatılırdı.

Daha yakın zamanlarda Adnan Menderes döneminde ve 1950’lerde yapılan Yüzme havuzu Pınarbaşı’na canlılık getirmiştir. İlk tenis kulübü Aydn’da merhum Avukat Rıfat kadri İnceoğlu’nun kardeşi tarafından kurulmuş ve müsabakaları Yüzme havuzu yanındaki sahada yapmışlardır. Kısaca havuzlar olarak bilinen tesislerde onlarca Aydınlı genç yüzme yarışlarına katılmış, derceler almıştır. Özellikle yaz aylarında havuzun kenarında nişan düğün gibi cemiyet törenleri toplumsal bir statü ve değerdi.

Havuz kenarı düğünleri ancak o yıllarda siyah beyaz filmlerde varlıklı kişilerle anılırdı. Aydın 60’lı yılların ortalarında zirve yapan ve 70’li yılların ortalarından sonra, değişen tatil olgusuyla deniz plaj ve kum nedeniyle Didim plaj evleri ve 1957 de, İzmir den, Aydın’a bağlanan Kuşadası’nda kadınlar denizinde kurulan ilk Kooperatif evleri ile Pınarbaşı git gide unutulmaya yüz tuttu.

 

 

 

 

 

 

 

 

Dün Salı sabahı bir çay içmek için saat on gibi gittiğim aynı mesire alanı, büründüğü sessizliği bozan tek ses, şakıyan kuşlardı.

Ortada kazulet bir teleferik ayağı, bomboş çimenler ve ıssız bir Pınarbaşı.

Oysa kent içinde ve yaya yürüme mesafesindeki böylesi bir mesire alanı başka illerde olsa, cazibe merkezi olarak düzenlenir, sabah akşam, gece gündüz kuşların cıvıltısına, insanların da sevinçleri karışırdı.

Bembeyaz sularını Menderes’e taşıyan antik çağdaki adıyla (Eudon ) tabakhane deresinin, bir kenarında oluşturulacak doğal yaşam parkı, butik prefabrik dükkanlarda, el sanatları hediyelik eşyalar, antikacılar, sahaflar, ikinci el eşya satanlar, gene butik bir toplantı ve nikah salonu, yapılarak daha cazip bir hale getirilmelidir.

Hükümet konağı arkasındaki yoldan girilen merdivenler ise tam bir rezalet.

Bu merdivenlerin etrafını otlar bürümüş, yetersiz aydınlatma ile geceleri evsizlerin mekanı haline gelmiş durumda.

Bu merdivenlere nostaljik sokak lambaları ile aydınlatma yapılarak, Pınarbaşı seyir terasları, banklar yapılarak sıcak Aydın akşamları için mükemmel bir serinleme mekanları yaratılabilir.

Daha düne kadar bu yeşil zengini alanda çay bahçeleri, nargile kafeleri, üniversite öğrencileri ile cıvıl cıvıl bir mekandı.

Kentin içinde ve merkezinde böylesine bir doğal mekan maalesef iyi değerlendirilmemektedir.

Tarihin içinden zaman tünelinden gelen kaynakların anlattığına göre bugünkü tabakhane deresi yanında, rumların işlettiği meyhaneler de sakiler eşliğinde güzel sesli kadınlar dinlenir, efkar dağıtılırmış.

Bildiğimiz kadarıyla Büyükşehir belediyesinin denetimindeki Pınarbaşı için sil baştan bir rekreasyon projesi hazırlanmalı , Aydın ‘ın tarihi isimleri , ünlülerinin büstlerinin yer aldığı “ tarih içinden Aydın “ açık hava sergisi ne güzel olurdu..?

Bir zamanlar Kuyucular köyünde üçüncüsü yapılan Kültür ve sanat festivali benzeri TRALLEİS ve SEIKILOUS KÜLTÜR VE TARİH GÜNLERİ şenliği kapsamında Aydınlı yazarların ve şairlerin Aydınlılarla buluştuğu kitap standları , söyleşiler ve imza günleri Pınarbaşı’nda düzenlense ne güzel olurdu..!

Yazın denize gidemeyenler için nostalji açık hava sinemaları oluşturarak burada , unutulmaz kült filmler , minderler üzerinde Aydınlıları sunulsa, gene eski günlerdeki gibi buz gibi Madran gazozu ve kar helvası bu sıcaklarda ne güzel giderdi..!

Tarih ve Kültür Pınarbaşı’nda yeniden yaşasa ne güzel olurdu..?

Değil mi BÜYÜKŞEHİR ve BAŞKANI Sayın Çerçioğlu ..?

SÖZÜN ÖZÜ:

 

BİR İNSAN ACI DUYABİLİYORSA CANLIDIR.

BAŞKASININ ACISINI DUYABİLİYORSA İNSANDIR

 

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110 EFELER AYDIN

GSM : 0.542.7608691 (Aydın SARI)

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
13 / 8 Sağanak yağışlı
Yarın: 12/4 Güneşli