İMARLA BARIŞ UZATILDI DEPREMLE BARIŞ UNUTULDU

 

Sonbahar’ın ikinci ayı da gitti.…!
Kış’ın habercisi Kasım geldi çattı.

Kış hastalıkları milleti yatağa düşürmeden, her şeyle barış içinde olmalıyız. Tabii en başta sağlıkla,

Diğeri de, kısa adı İMAR BARIŞI, özü, imar affı nihayet beklendiği üzere,

Dün Çarşamba günü 31.10.2018 tarihli resmi gazetede 257 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile yayınlanarak iki ay daha,  yani yılsonuna dek uzatıldı.

Ulusumuz yaptığı ruhsatsız ve / veya ruhsat eklerine aykırı yapı ve eklentileri için 31.12.2018 gününe dek başvuruda bulunabilecek.

Biz çocukluğumuzdan bu yana inşaat yapmayı severiz.

Küçükten beri kumdan kale yapmayan, kiremit kırıklarından kule inşa etmeyen, çamurdan ev yapmayan, biraz daha varsıllar için Lego’lardan oyuncak oynamamış kimse yoktur.

Mimar Sinan en büyük ustamız iken, işsizliğin vurduğu binlerce mühendisler işsiz iken,  bir zamanlar altında traktörü ile enkaz atan,  elinde malası ile seramik döşeyen kerameti kendinden menkul sözde müteahhitlerimiz, bugün kat karşılığı inşaatçılığa soyunan az değildir

Ülkemizde imar sorunu yapılaşma ve inşaat sektörü sorunu gerçekten oldukça büyük.

İmar ve yapılaşma hakkında en büyük açmazları sıralarsak;

Başta MÜTEAHHİT tanımı tam olarak yapılmış değil.
İmar yetkisini ellerinde tutan belediyelerin bunu engelleyecek, denetleyecek yeterli teknik elemanı ve kadrosunun bulunmaması,

Vatandaşımızın malik olduğu arsa üzerine en çok faydalanacağı şekilde kat çıkarak, daha büyük yapı yaparak, dünyalığını arttırmak,

Önceki örneklerinden yaşayıp gördüğü deneyimlerinden hareketle,  “nasıl olsa bir imar affı daha çıkar” düşüncesiyle, cahil cesaretiyle çak kalıbı, dök  betonu, ör tuğlayı duvarı, çıkalım kaçak katlara ..!
Kimse kusura bakmasın ama, vatandaş hem suçlu, hem de güçlü..!

 

Nedendir bilinmez, yasal mevzuat ve belediyelerin öylesine katı uygulamaları var ki, ister istemez kaçak yapılaşmaya itiyor arsa sahiplerini adeta.

Ankara dan tek tip ,imar hazırlaman yönetmelik, belediyelere nerdeyse hiçbir inisiyatif bırakmıyor.

Ama sorunlar her yörede her bölgede özellikleri farklı ve esneklik olmayınca, belediyelerin çözüm için eli kolu bağlı olunca, vatandaş GECEDEN KONDURMAYA başlıyor evini çatısını.

İmar barışı açıkça biriken sorunlarla baş edemeyen kamun gücünün, tek taraflı pes ederek ilan ettiği bir ateşkestir.

Bir nokta da sorunla baş edememenin ifadesidir.

Elbette bu popülist yaklaşım yasaya aykırı gelenleri hoşnut edecektir.

Ancak sorun sadece halının altına süpürülen salon temizliğinden ibarettir.,

Ayrıca, barış tarihin 31.12.2017 olarak baz alınması, bazı kat çıkma heveslilerine ve iştahı açık yapı sahiplerini pek tatmin etmedi.

Millet gene harıl harıl dün biten ancak uzatılan başvuru tarihine dek arı gibi çalışıp, yeni katlar çıkmaya başladı.

Nasıl olsa barış çıktı, çak kalıbı,  dök  betonu, ör duvarı yap sıvayı, barışın açıklandığı tarihten sonra, hemen  ülke şantiye alanına döndü...!

Rant kapısı yazlıkçıların yoğun olduğu Didim, Kuşadası başta olmak üzere hevesi kursağında kalanlar hemen faaliyete başladı.

Öyle ki yasa gereği, başvuruya eklenmesi gereken yapının kaçak kısımları henüz başlanmadığından veya bitmediğinden, fotoşopla üzerine bir başka inşaatın görüntüsü eklenip, dijital kurnazlıkla olmayan yapı var gösterilip, ileride hak iddia etmek için, yeni yapılan binalarda imar barışına dahil edildiği haberleri geliyor kulağımıza

Bunun sonucunda gelsin şikayetler, incelemeler, belediyeler mühürlemeler, para cezaları, yıkım kararları, imar kirliliğinden ceza mahkemeleri, geldik en başa yeniden..!

Bu yasa bana sorsalardı, şöyle çıkmalıydı..!

Vatandaşlara bir yıl öncesinden seslenip,

“Ey necip Türk milleti, gelecek yıla kadar, içinizde uhde kalmış, kaçak inşaat yapma ateşinizi söndürmek üzere, size bir yıl süre veriyoruz. Kim, nerde, ne istiyorsa, inşaatını yapsın. Bir yılın sonunda imar affı çıkacaktır. Bundan kelli içinizde heves kalmasın, kim nereye ne istiyorsa kondursun. Ondan sonra ben duymadım , haberim yoktu demesin..!“

Demeli ve bir yıl bekleyip, ondan sonra inşaat affı çıkarılmalıydı.

Böylece ekonominin en büyük lokomotifi İnşaat sektörü canlanacak, piyasaya can ve kan olacaktı…!

Şaka bir yana, radarda hız kontrolü yapan ekip uygulaması gibi, barış yasası çıktıktan sonra da 2018 yılında inşaat yapanların sayısı az değil.

Onlar bile şimdiden “gene bir imar affı daha çıkar mı, 2023 de”nin hesabındalar..!

Biz Türkler,  yüzyıllar önce çıktığımız Orta Asya’dan bu yana, hala göç eden bir milletiz.

Hep yer değiştirmekle meşgulüz.

Bir türlü gerçek anlamda, yerleşik düzene geçemedik.

Köylerden kente, kentlerde varoşlara yıllarca taşındı durdu bu necip millet.

Yetmedi, 1970’lerden bu yana, cebi para gören ahalimiz, kıyıları denizi keşfettikçe 2. Konutlar, yazlıklara göç başladı.

Gene de yerinde durmayacaktır..!
Göç devam edecektir.

Bu kez yaşadığımız kentler, başta Suriyeliler olmak üzere, yurt dışından da göç almaya devam ettikçe büyük kentler de iş kalmayınca, geriye dönüş başlayacaktır.

“Hadi gel köyümüze geri dönelim” türküsündeki gibi, bu kez köylere geri dönüş başladığında al, sana gene bir imar ve yapılaşma sorunu daha..!

Bugün ülkemizin başta İstanbul ve Boğaziçi olmak üzere her 100 binadan 90 tanesi ya ruhsatsız ya da, kapısı penceresi değişen, balkonu odaya katan, eklentiler yapan yasadışı yapılarak doludur.

 

İmar barışının bir ayrı traji komik konusu, tüm bu mühendislik hizmeti görmemiş yapıların, bir deprem anında davranışının hiçbir incelemeye tabi tutulmadan, kullanımının kamu tarafından da kabullenilmesidir.

Yani bir dayanıklılık testinden geçirilmeden, tüm binalara elektrik su bağlanarak, vatandaşın buralarda yaşamasını sağlamak. Hem de bunun devlet tarafından adeta yol açılmasıdır.

Tüm teknik sorumluluk, imar barışına başvuran vatandaşa ait olmasıdır.

Barış yapan bu  yapılar ne kadar sağlam derseniz, Allah kerim..!

Orası kamu düzeni sağlamakla sorumlu devletin işi değil..!
Vatandaş istemiş, devlet affetmiş.

İçinde kaçak yapı sahibi veya masum kiracı ölür kalırsa, sorumluluk , devletin değil nasılsa..!

İşte ağlanması gereken nokta tam da burada..!
barış yaptık, işi çözdük derken, teknik bir konuda hiçbir bilimsel veriye dayanmadan, tüm yapılara iskan yolu açmak, hem imar hem de çevre felaketidir.

Canım yapılmış, bitmiş, milli servet olmuş, artık bu binalar, diyenlere,

Cevabım şudur.

Hiçbir değer, insan yaşamından daha değerli değildir.

Peki napalım derseniz..?

Belediyelerin güçlendirilmesi, personel alımına izin verilmesi, yazın büyük kentlerden daha fazla nüfusu barındıran kıyı ilçelerine özel statü ile büyükşehir emsali devlet desteği sağlanmalı.

Siyasi kaygılarla ve oy gerekçesiyle göz ardı edilebilen Yapı denetimi yetkisi gerekirse, Belediyelerden alınarak, tamamen bağımsız ve valilik birimi olarak oluşturulacak, mobil mahalle ekipleri ile kentin ucu bucağı denetlenmeli, en küçük bir inşai faaliyet başlamadan, önlenmelidir.

Beton temin eden santrallere kesinlikle inşaat ruhsatı ibrazı istenilmelidir. Kaynağında alınacak önlemlerle, bataklık kurutulmalı, sivrisinekler ile tek tek mücadele yerine, bataklık kurutulmalıdır.

Yoksa bu gidişle millet 2013 de affedilmesini umduğu yeni kaçak yapılara şimdiden başladı, 

Ama denetimsiz yapılan İMAR BARIŞI, 19 yıl önceki, 1999 Marmara depremindeki acılarını unutturmamalıdır.

SÖZÜN ÖZÜ:

BİR ELİN YAPTIĞI HERHANGİ BİR ŞEYİ, BİR BAŞKA EL YIKABİLİR.

MEHMET ÖZÇAKIR 

mehmetozcakir@homail.com

PK:110 EFELER -AYDIN

GSM: 0.505.8077828

 

 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
9 / 0 Az bulutlu
Yarın: 13/7 Sağanak yağışlı