TARİH HAMASİ GEÇMİŞ DEĞİLDİR, ARKA BAHÇESİNDE NELER GİZLİDİR

Sunay Akın usta bir meddah,

Tarihin arka bahçesinden bizlere masallar anlata naif bir insan.

Programlarında anlattığı hayat hikayesi, adeta tarihe açılan bir pencere gibi.

Tarihin içinden gerçek olayları bir öykü tadında bizlere aktarırken, sonunda ünlü bir isime dayanarak bizi ağzımız açık,  hayretler içinde bırakıyor.

Dramatik bir öyküsü, gene bir ünlüyle bitiyordu.

Japonları Osmanlıya gönderdiği hediyeler karşılığı,

Padişah da nezaketen bir gemi yol çıkarıp karşılığını vermek ister.

Ama gemi çok eski ve donanmanın zaten kısıtlı ödeneği nedeniyle bakımsız kalan Ertuğrul Fırkateynidir. 

Kimse bu donanmada yer almak istemez ama padişah emri..!
Ali Paşa adında bir paşa kahramanca yola çıkar.

Japonya’ya varırlar, dönüşte amansız bir fırtınaya yakalanan ahşap gemi kayalara çarpar ve parçalanır.

İstanbul’daki eşi ve Kızı Neyire Hanım acı haberi alır.

Beş yüze yakın asker de denizde azgın dalgalara yenik düşer.

Sadece 69 donanma eri kurtulur ve İstanbul’a döner.

Ama aralarında Ali paşa yoktur.

Neyire hanımın oğlu, Ali paşanın torunu,

Sonradan Milli Eğitim Bakanı olacak ola Hasan Ali Yücel’dir.

Yani ünlü şair Can Yücel’in babasıdır.

Bu hüzünlü hikayeyi anlattıktan sonra, sosyal paylaşım sitesinde sayfama Can Yücel’in çok güzel bir şiiri düştü.

HERŞEY SENDE GİZLİ şiirini,

Sizlerle paylaşmadan edemedim.

*****

Yerin seni çektiği kadar ağırsın 
Kanatların çırpındığı kadar hafif.. 
Kalbinin attığı kadar canlısın 
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... 
Sevdiklerin kadar iyisin 
Nefret ettiklerin kadar kötü.. 
Ne renk olursa olsun kaşın gözün 
Karşındakinin gördüğüdür rengin.. 
Yaşadıklarını kar sayma: 
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; 
Ne kadar yaşarsan yaşa, 
Sevdiğin kadardır ömrün.. 
Gülebildiğin kadar mutlusun 
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin 
Sakın bitti sanma her şeyi, 
Sevdiğin kadar sevileceksin. 
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer 
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer 
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. 
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret 
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın 
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın 
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. 
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın 
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. 
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. 
İşte budur hayat! 
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın 
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün 
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun 
Çiçek sulandığı kadar güzeldir 
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli 
Bebek ağladığı kadar bebektir 
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren, 
Sevdiğin kadar sevilirsin...!
***

Ä°lgili resim

 Tarih işte böyle bir öyküler dizisidir.

Yazan doğru değilse, bir kayıptır.

Tarihi yapanlar kadar yazanlar daha önemlidir der bir söz.

Aydın’ın yerel tarihi yaşanmışlıklarını kim biliyor..?
Bu konuda araştırmacıların dışında, Yerel tarihimizi en iyi bilenler bir arşiv altına alınmalıdır.

Sözel tarih kayıt altına alınmalıdır.

Bu konuda en büyük isimler birer birer hakkın rahmetine kavuşarak, tarihi toprağın altına gömdük.

Bu dünyadan göçen canlı tarihimiz, asırlık çınarları toprağa vermeden önce balını sağamadığımız petek gibi değerlerimizi yitirdik.

Geçenlerde yazlığında tanıştığımız Aydın’ın canlı tanığı Bilal Sabuncu ile sahilde ayaküstü sohbet ederken bu konuyu gündeme getirdim.

Yaşı 80 ‘in üzerinde Bilal bey, Aydın’da, rahmetli Nedim Temuçin ‘in kurduğu korosunu vefatından sonra da hala sponsor olmaya devam ediyor.

Girit göçmeni bir ailenin üçüncü kuşak aile ferdi olan ve aydın da 1915 yılından bu yana sabun üretimi yapan ailenin her zaman söylediğim gibi yurt dışında gelen aile soyları nedeniyle, bir Avrupa kültürü aldığı belli..!

 

Ayaküstü sohbette, çocukluk ve gençliğimin geçtiği Cuma mahallesindeki babalarımızın tanışıklığı ve dedem Osman Yavuz’un Ramazanpaşa camisinde öğrencisi olduğunu bildiğim asırlık çınar Bilal Bey’e,

“Bu anılarınızı kitap olarak yazmanız lazım “ dediğimde beni şaşırttı.

Meğer mütevazi bir kitapta anılarını yayınlamış.

Hemen evden getirip bir tane adıma imzaladı.

“Sabuna adanmış bir Ömür, Bilal Sabuncu anlatıyor “ başlıklı kitap naif vebir anlatımla otobiyografisi eşliğinde Aydın’ı da anlatıyor.

Mustafa’nın Romanı kitabı gibi , içten ve sade.

Tebrik ve teşekkür ettikten sonra, bir solukta okudum.

Kitap’ta  tarihi sabun imalathanelerinin fotoğrafları da yer alıyor.

Kitabın yazarı Bilal Sabuncu bizzat kendisinin de çalıştığı imalathane Cuma mahallesindeydi

AYTO Kültür evi olarak faaliyet gösteren Efeler ilçesi top yatağı varyantı üzerindeki konak, dedesi kahveci Bilal ağa ya ait ve onun adıyla biliniyor.

Efeler belediyesi Aydın’ın 1919-1922 arasındaki yunan işgali ve Kurtuluş günlerini anlatan MİLLİ MÜCADELEDE AYDIN kitabını sadeleştirerek yeniden bastırıyor.

Redaksiyonu yapılan kitap bu yıl tekrar basılarak, Aydınlılara yerel tarihini yeniden hatırlatacak.

Yine Efeler belediyesi 3. Sanat çalıştayı beş günlük bir etkinlikle devam ediyor.

Eski saray sinemasında saklı bahçe olarak hizmet veren bahçede, davetli ressamlar tablolarına renklerle bezemeye devam ediyorlar.

Yarın Cuma günü,  Milli Aydın bankası Kültür Merkezinde saat 17.00’de sergisi açılacak, eserler Efeler belediyesi arşivine kazandırılacak.

Çalıştay’da konuştuğum İncirliova Belediye başkanı Gürşat KALE, getirdiği kitaplarla belediye kültür yayınlarından Ressam sanatçılara birer tane hediye etti.

İncelediğim kitapta iç kapağında “  İncirliova belediyesi 2 nolu Kültür yayını “ yazılıydı.

Başkan’a “1 nolu yayın neydi..?” diye sordum

İlk yayın DEVE GÜREŞİ üzerine araştırma kitabı.

Bugün ondan da bir tane alacağım.

İncirliova da güzel bir gelişme de tarihi sarılar konağının 50 yıllık kira sözleşmesi ile restoresine başlanmış.

Çekül vakfı ile ortak yürüttükleri proje ile İncirliova Kent belleği oluşturuluyor.

Belediyelerimiz sosyal belediyecilik hizmetleri kapsamında yerel yazarları ve sanatçılarına ve kitaplara destek olmaya devam etmeli ve arttırmalıdır.

Belki bugün sığ düşünceli bazı muhalifler ve anlamayan kişiler, bu çalışmaları “ entel, dantel “olarak görebilirler, ama Aydın yerel tarihi için önemini ileride anlayacaklardır.

Aydın dışına gidenler her ilçede yerel tarihini sunum yapan tarihi konakları, köşkleri görmüşlerdir.

Tarih ve Kültür, bir eğitim işidir.

Okullarımızda bu dersler mutlaka işlenmelidir.

SÖZÜN ÖZÜ:

HAYATTA EN BÜYÜK MUCİZE,

KÜÇÜKKEN İYİ BİR ÖĞRETMENE RASTLAMAKTIR.

 

MEHMET ÖZÇAKIR

İNŞAAT MÜH. YEREL ARAŞTIRMA VE KÖŞE YAZARI

AYDIN ESKİ ESERLERİ SEVENLER DERNEĞİ BAŞKANI

mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110 EFELER – AYDIN

GSM : 0.5427608691

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
28 / 12 Parçalı bulutlu
Yarın: 27/10 Parçalı bulutlu