Denizden Babam Çıksa Yenir, Aydın’dan Heykel Çıksa Ne Edilir..?

Aydın ve Kıyı Ege’yi anlatan Herodot’un “bizim bildiğimiz gökyüzü altındaki en güzel yeryüzü” olarak nitelediği bu zengin toprakların, binlerce yıl önceki sahipleri ve sakinlerinin yaşadığı bitek topraklar,  hem üstü hem de altı tarihe ve Tarım’a tanıklık etmektedir.

Üzerinde yaşadığı zengin topraklardan habersiz fakir Aydınlılar bu servetin farkında değiller maalesef.

Aydın da toprak 30 cm  kazıldığında pamuk ve sebze tarımı,

1 metre kazıldığında en verimli incir, zeytin ve kestane ağaçları,

2 -3  metre kazıldığında  arkeolojik zenginlikler, heykeller,

1000 metreden  aşağıda Jeotermal zenginliği ile  kara toprakta  kat kat zenginliğin sahibi , ama bundan habersiz fakir insanların yaşadığı kenttir AYDIN .  

Kırk haramilerin gizli hazinesi gibi toprağa gömülü  bu zenginlikler taa Çanakkale’den başlayarak kıyı Ege boyunca Antalya ya dek uzanan İyon, Karya, Likya bölgelerinde yaşayan site devletler sırlarıyla toprak altında gizli bekliyor gün ışığına kavuşmak için.

Binlerce yıllık kültürel mirasın son sahipleri olan Anadolu , her temel kazısında, baraj hafriyatında kıyısından köşesinden özgürlüğüne kavuşarak bize iki -üç bin yıl öteden bilgiler sunmaktadır.

Geçtiğimiz Cumartesi günü Aydın Valisi Sayın Yavuz Selim Köşger’in basın toplantısı düzenlediği Ortaklar beldesindeki Magnesia kazısından çıkarılan ender güzellikte heykelleri büyük ilgiyle izledik. Aydın dan 10 gazeteci arkadaşla izlediğimiz tanıtım töreninde Vali KÖŞGER ‘e ve basına sunum yapan ve uzun yıllar kazıyı yürüten Orhan BİNGÖL hocanın da anlatımıyla MAGNESIA “AD MAEANDRUM” yani “Menderes kenarındaki Magnesia”sı site devlet olarak, Aydın ilinin bir kültür ve Tarih varlığı.

 Aynı isimle anılan Manisa’daki Spil Magnesia’sından ayırmak üzere Spil dağı eteklerindeki kente “Magnesia ad spilm” adı verilmiştir.

Aydın ili, Germencik ilçesi, Ortaklar beldesine bağlı Tekinköy sınırları içinde, Ortaklar-Söke karayolu üzerinde yer alan Magnesia, antik kaynaklara göre Thessalia’dan gelen ve Anadolu’ya ilk gelen Helenler arasında sayılan “Magnetler” tarafından kurulmuştur.

 Magnetler, Leukippos adındaki efsanevi liderin öncülüğünde ve Apollon’un kehanetiyle bildirdiği şekilde Girit Adası üzerinden Anadolu’ya gelirler.

MÖ 530’larda Perslerin eline geçtiği bilinen bu kentin yeri hala bulunamamış olup antik dönemde konumu nedeniyle “Magnesia ad Maeandrum” (Menderes Nehri kenarındaki Magnesia) olarak adlandırılmıştır. Bu ilk Magnesia’nın MÖ 399’da terk edildiği bilinmektedir. Gümüşdağ (Thorax) yamaçlarında, Arkaik Dönemden beri orada bulunan Artemis Leukophryene Tapınağı’nın olduğu yerde kurulan ikinci (bugünkü) Magnesia, artık Menderes değil de onun bir kolu olan Antik Lethaios (Gümüşçay) kenarında yer almasına karşın eskisi gibi Magnesia ad Maeandrum olarak tanımlanması sürdürülmüştür. Kentin baş tanrıçası Artemis olup kent, Hellenistik dünyanın en güzel Artemis Tapınağı ve kutsal alanına sahiptir. Magnesia’da ilk kazı, 1842-43’te Fransız hükümeti adına arkeolog ve gezgin Charles Texier tarafından gerçekleştirilmiştir.

 Kent hakkındaki asıl bilgiler ise 1891-93 yılları arasında, Berlin Müzeleri adına Carl Humann tarafından yapılan kazılara dayanır.

 Son kazılar 1984 yılında Aydın Arkeoloji Müzesi Müdürlüğünce başlatılmıştır.

1986 yılından bu yana ise Kültür ve Turizm Bakanlığı adına, Prof. Dr. Orhan Bingöl başkanlığında sürdürülmektedir.

 

Magnesia kazılarına 1996 yılından beri destek veren Batısöke Söke Çimento A.Ş.’nin ev sahipliğinde ve  firmanın  kurumsal sosyal sorumluluk bilinci ve çalışmaları çerçevesinde uzun yıllardır verdiği destek ve bu ülkenin kaynaklarını bu ülke için kullanma felsefesi ile Kazı Başkanı Prof. Dr. Orhan Bingöl ve ekibine  büyük maddi destek olmuştur. Acaba diğer antik kentlere de Aydın dan kazanan Jeotermal başta olmak  üzere büyük firmalar  neden sponsor olmasın.?

 Orhan Hoca eşliğinde yaptığımız antik kent turunda, hem kentin bilinmeyenlerinin hikayelerini dinledik, hem de Batı Söke’nin verdiği desteği yerinde gördük.

Kazı evinde yapılan sunum ve gösteriden , kentteki kazılardan çıkarılan eserlerin Berlin ve Paris müzelerinde sergilendiğini üzülerek  izledik.

Kentin Genel tuvaleti LATRİNA, 

 iki ünlü tapınağı, Stadyumu, ile Dünyanın en büyük stadionu olma özelliğini taşıyor.

Magnesia stadionunda dolaşırken, yalnızca çok küçük bir kısmı hala toprak altında olan bu devasa yapı beni  büyüledi.

Öyle ki, tarihte bilinen ilk kombine oturma yerleri, her biri ayrı bir hikaye anlatan kabartma, heykel ve yazıtları ile Magnesia  ziyaretçilerini etkisi altına alıyor.

Şurası bir gerçek ki, antik çağların sanat yapıtları bugünden daha anlamlı ve nitelikli.

Medeniyetin ve  bu anlamda günümüz insanlığının sanata bakışı ve tekniği anlamında  gerilediğini söylemek pek de yanlış olmaz doğrusu.!

Civardaki köylülerin tarım yaptıkları araziler, 1. Derece antik kent sınırları içinde kaldığından ve tarlalar, bahçeler tescilli kültür varlığı olduğundan, ekip biçtikleri araziden çıkan eserler veya diktikleri ağaç nedeniyle, sık sık 2863 Kültür varlılarını koruma kanununa muhalefet etmekten) sayılı yasaya aykırılık nedeniyle, kendilerini Adliyede buluyorlar.

Devlet tarafından bu arazilerin tamamı , mutlaka kamulaştırılarak Magnesia antik kentin sınırları belirlenmelidir.

Tekinköy’deki eski ilkokul binası kazı evine tahsis edilerek burada  kazı ekibi konaklıyor.

Geçenlerde kazıdan çıkarılan ve sağlam olan dört heykel kazı evinde basına tanıtılarak sembolik açılışı yapıldı.

Çıkarılan eserlerin sergilenmesi amacıyla acilen bir Müze gerekiyor Magnesia ‘ya.

Eserlerin yurtdışında olanların yanı sıra, önemli bir kısmı da AYDIN ARKEOLOJİ MÜZESİ’NDE misafir.

Ancak antik kentin içinden geçen ve kenti  ikiye bölen ve 1860 yılında açılan demiryolu ve hemen yanındaki karayolu kentin duvarlarını yıkarak 150 yıl önceki tarihe bakışımızın kötü bir örneği olarak ortadadır. Görüntünün olası içeriği: dağ, açık hava ve doğa

İçinden demiryolu ve karayolu geçen antik kent bu nedenle tahribe açık bir konumdadır.

 

 

 

 

 

 

 

Kazı başkanı Orhan Hoca ,  antik kentin içinden geçen ve kenti ikiye bölen her iki yolunda güzergahının değiştirilmesi çalışmalarına başlandığı müjdesini verdi. 

En güzel eser, başörtülü bir kadın mermer heykeli, yıllar boyunca başörtüsü gerçeğini hatırlattı . 

Ama ne ilginçtir ki, bir kazı görevlisi farklı kültürlerde baş örtüsünün  farklı amaçlar için kullanıldığını açıkladı.

Örneğin Antik Yunan da başörtüsünün genelev kadınlarının kullandığını, daha yakın zamanda ise bekar kadınların başı açık olduğu ve sadece evli kadınların başörtüsü kullandığını açıkladı.

Bir sorum üzerine kazı başkanı ,Antik kente çok yakın Moralı yol ayrımındaki Jeotermal kuyusunun antik kent içinde yer almadığını açıkladı.

Vali Köşger, Yurdumuzdan kaçırılan antik eserlerin ve heykellerin iadesi için çalışmalar başlatılacağını açıklasa da, bu eserlerin  yurtdışında nasıl korunduğunu, bizde ise basit bir kafes içinde nasıl muhafaza etmeye çalıştığımızı görünce acaba demeden geçemiyoruz doğrusu.

Koruyamadıktan sonra yeraltında kalması veya yurtdışında müzelerde mükemmel ortamlarda korunan eserlerin orada muhafazası ciddi olarak düşünmüyor değilim…!
Çünkü bu konuda kötü örnekler eksik değil maalesef..!
Uşak karun hazinelerinin  geri getirildikten sonra, müze müdürünce sahteleriyle değiştirilmesi, Nyssa kazısından çıkarılan ve on defa soyulan anıtsal yapı alınlıkları, frezler ve kabartmalar geliyor akıllara..!

Koruyamıyorsak, bırakalım  toprak altında, ebedi uykusunda kalsınlar diyesi geliyor insanın..!
Bir özel Teşekkür de Aydın Valisi Yavuz SELİM KÖŞGER’e.

Kendisine bahsettiğim Tralleis antik kenti altındaki ARSENAL yer altı sığınağı ve askeri deposunu gezdiğini söyledi.

Tarihe duyarlı Vali KÖŞGER’e, GEKA projesi kapsamında kazı alanlarına milyonlarca lira aktaran ve Aydın ören yerlerine çeki düzen vermek üzere elinden gelen çabayı gösteren valimize Aydın tarih sevdalısı olarak özel teşekkürlerimi ve tebriklerimi iletmek

istiyorum.

 

SÖZÜN ÖZÜ :

Tarihi öğrenemeyenler, yeniden yaşamak zorunda kalırlar, Sonunda yenilenlerin tarihini yenenler yazar.

 

 

MEHMET ÖZÇAKIR

AYDIN ESKİ ESERLERİ SEVENLER DERNEĞİ

mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110 EFELER -  AYDIN
GSM : 0.542.7608691 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
13 / 7 Açık
Yarın: 15/7 Çok bulutlu