HAYATTA KAYBEDEN YOKTUR, VAZGEÇEN VARDIR

 

Ezop’un ünlü dil hikayesini hatırlarsınız.

Ezop köle olarak yanında çalıştığı efendisi Bilge Ksantus, bir gün dostlarına, bir şölen vermeyi kararlaştırdığında kölesi Ezop'u çağırmış, "Çarşıya çık; yiyeceklerin, içeceklerin en güzelini, en tatlısını al; parlak bir şölen hazırla ki gelenlerin hepsi yediklerine şaşırıp parmak ısırsınlar..."
Ezop denileni yapmış, buyruğu yerine getirmiş.

Bilgenin dostları, şölen sofrasına oturmuşlar.

Bir de ne görsünler? Bütün yemekler, salatalar, tatlılar hep dilden yapılma değil mi? Kızmışlar, bilge Ksantus'a çıkışmışlar:
"Sen bizimle alay mı ediyorsun? Nedir bu senin yaptığın diye çıkışmışlar.
Doğrusu, bilge Ksantus da bozulmuş bu işe.

Ezop'u çağırtmış:
"Sen aklını mı kaçırdın?

 Beni durup dururken bunca insana karalattın." 

Ezop:
"Siz bana çarşıdan dünyanın en güzel, en tatlı şeyini al, getir dememiş miydiniz? Ben de dediğinizi yaptım işte..." demiş.

"Dil dünyada var olan en güzel, en tatlı şeydir. Bütün bilimlerin anahtarı dildir. İnsanlar onunla anlaşırlar; sevgimizi, düşmanlığımızı dilimizle anlatırız. O olmasaydı halimiz kim bilir nice olurdu!..."
Hem misafirleri, hem de bilge Ksantus, Ezop'un dediklerini doğrulamışlar.
"Evet..." demişler. "Ezop haklı. Dil gibi var mı?" 
Aradan zaman geçmiş. Bilge Ksantus yine bir şölen vermeye kalkmış.

 Bu kez de "En kötü yiyecekleri al getir, onlarla bir şölen hazırla bize Ezop..." demiş.

 Akşam sofrada tekrar önlerine yine dil ile dil çeşitlemeleri gelmez mi?
"Bre Ezop, yine mi senin oyununa geldik?" diye çıkıştıklarında, Ezop söze girmiş:
"Değil..." demiş. "

Dünyada en güzel, en tatlı şey dildir; ama yine de en kötü, en acı şey de dildir. Neden derseniz, insanları birbirine katan dildir; sövüp saydıran, işi dövüşe kadar götüren, çatışmaları doğuran hep bu dildir. İnsanlar ne çekerse dilleri belasına çekerler. Doğru mu eğri mi bu sözüm?"
Düşünmüşler: Ezop haklı. "Doğrusun!" demişler.
Diline sahip olmak da bir marifettir insan için.

Dil, yeri geldi mi yılanı deliğinden çıkarır, istenirse de, keskin, vurucu bir silahtan beter olur.

Kamu gücü de öyledir.

Eşit ve hakkaniyetle, mutlu insanlar, toplumlar, ben yaptım oldu derseniz, toplumsal sorunlar.

Kontrolsuz güç, güç değildir.

Voltran’ı oluşturan karakter gibi, kimseyi dinlemeden , “artık güç bende” derseniz, zücaciye dükkanına giren fil gibi, her yeri yıkar geçersiniz.

Ondan sonra da ne yapsanız nafile o kırıklar bir türlü bir araya gelmez.

 

***

Sevgili duayen gazeteci yazar Yaşar Aksoy, “Ege Sevgisi” kitabında

“kentler tarihleriyle yaşar” der..!

Bizim kentimizin de içinde bulunduğu, “en güzel yeryüzünün altındaki gökyüzü” ege bölgesinin, doğal, tarihi, jeotermal ve tarım zenginliği, diğer illere, hatta dünyaya parmak ısırtacak kadar ender güzellikte.

Geçen dönemlerden ADÜ Rektörü Birincioğlu, seçilmeden önceki bir sözü hala ajandamın en yıldızlı yerindedir.

Aydın için YÖK’te sunduğu dört projeden bahsetmiş, “tarım, turizm, antik kentler ve jeotermal” olarak özetlediği, Aydın projelerinden  bugüne dek   hangisi  gerçekleştirdi bilen var mı..?

Geç de olsa topal yürüse de, Afrodisyas UNESCO DÜNYA KÜLTÜR MİRASI ilanı başarısı ile Aydın’da çevre çığlıklarına neden olan JEOTERMAL enerji üretimi ve kirliliği.
Gene eski rektör  “havaalanı olmayan kent gelişmiş bir şehir değildir “veciz sözü arşivlerimdedir.

Oysa Aydın’da  sırrının keşfedilmesini bekleyen onlarca antik kent ve  yüzlerce  akademisyen var..!
Tarım ve Turizm, havaalanı ile termal ısınma üzerine bir tuğla konmadı.

Üniversite bilim çevreleri ile sanayiyi, valilik ile Belediyeyi bir araya getirmek için bir lokomotif görevi bile üstlenemedi.

Neden..?
Çünkü maalesef Üniversiteler adı üzerinden “üniversal yani evrensel bilim “üretmek bir yana dursun, siyasetle koyun koyuna yatıp kalkmağa başladı son dönemlerde.

Rektörlerin istifalarla sonuçlanan demeçleri, Üniversitelerimizin Neden ilk 500’e giremediğini sorgulayan, müsebbipleri, Bundan yakınmak için en sonda olmaları gerekenlerin, şaka gibi itirafları.

Dönemin  başvekili Recep Tayyip Erdoğan’a  2 Şubat 2011 de  içinde  benimde dahil olduğum Aydın’dan  Ankara ya giden  BORSA  heyeti   tarafından ziyarette, 1970’li yıllarda SES gazetesinde yayınlanan Çıldır havaalanı haberinin çerçevelendirilmiş büyük kopyasını 7 yıl önce başvekilin  araba  bagajının  içine girmeyi başarmıştı, bizim ÇILDIR ümitleri..!

Ama bilememişiz, meğer 7 yıldır buzdolabında bekliyormuş.

*****

Gelelim yazımızın Sayın Vali ile ilgili kısmına, iyi niyetinden, Aydın için pozitif düşündüğünden, hiç şüphem olmayan, projelere, önerilere, gelişmelere açık Sayın Vali Ömer Faruk KÖŞGER, Aydın’ın tarihsel zenginliğini artık bildiğinden eminim, GEKA projelerinden ören yerlerinin kazı başkanlarına verdiği desteği yakından izliyorum.

 

Artık bir yerden pilot bölge olarak 3T projesine başlanmalıdır.

Efeler ilçe merkezine yürüme mesafesindeki, Tralles ve Arsenal’in Turizme kazandırılması, Aydın’ı uçuracak bir projedir.

Jeotermal de , Çıldır havaalanında sınıfta kaldık..!

Hiç olmazsa bacasız sanayi Tralles den geçer not alıp, sınıfı bütünlemeye kalmadan öğretmenler kurulu kararıyla geçmeliyiz.

Yıllardır kazılan Efes, Avusturya Arkeoloji Enstitüsü sponsorluğunda Magnesia önce bir telefon firması, ardından Söktaş, Milet İlyasbey Camisi yine Söktaş desteğinde, Afrodisyas ise Vehbi Koç’un kızı Sevgi Gönül’ün önderliğindeki girişimle Geyre Vakfı, Nyssa kazıları topuklu efe Özlem hanımın kayınpeder, Şefik Çerçioğlu desteğiyle kazılar yıllardır sponsorlar olarak finanse edilmektedir.

Hele Efes kazısı yüz yıla yakındır kazılar devam eden bir merkez olup, tarihte Lidyalılar ilk parayı bastığı gibi, Efes antik kenti de günümüzde “para basmağa” devam etmektedir.

Sadece giriş ücretlerinin yanı sıra, hediyelik eşya, tur otobüsleri, rehberler, kafeler, lokantalar, belediye, kısaca tüm şehir   herkes kazanmaktadır..!

Ama gelgelelim Arsenal’in giriş kapısına dönemin belediye başkanının yaptırdığı restore duvarlar  yirmi yılda yerle bir olurken ,  yolu izi belli değil bir halde iken, tarihi kentin iki bin yıllık surları hala ayakta..!
İki adım ötemizdeki Efes, üç adım ötemizdeki Afrodiyas, hemen yanımızdaki Nyssa, ortada gariban Tralles ve dünyada benzeri bulunmayan Arsenal..!

Şarkıdaki gibi yaşıyoruz, “ortada kuyu var, yandan geç..!”
Aydın’a Efes gibi hayal etmek , bir  “hayal değildir”..!
Yeter ki bir sponsor ile kazıların yıl on iki ay devamı sağlanmalıdır.!

Çünkü saydığım tüm diğer antik kentler bir sponsor desteği ile yürümektedir.

“Kazan kazan” örneği, tüm Aydın’dan kazananlar, yapacağı harcamaları gider olarak vergiden düşecekleri için, kazandıkları Aydın’da sosyal sorumluluk projelerini üstlenmeleri için, Vali Yavuz Selim KÖŞGER ‘in iradesi ve girişimi şarttır.

Enerji üreten onlarca firma, Germencik’e Jeotermal Meslek lisesi yapılacağına, kendi aralarında devede kulak misali ayıracakları fonlarla, iklimi yaz kış kazıya uygun Tralleis’i ve Arsenal’i daha kısa zamanda ayağa kaldıracaktır.

Valilikte “istihdamı geliştirme kurulu” işsizliğe çareler arayacağına, alın size yüzlerce kişinin ekmek yiyeceği proje..!
“Tralles ve Arsenal’i Turizm’e kazandırma projesi” profesyonel tur güzergâhı içine alındığında, Efeler ilçesi Salı günleri Pazar ve antik kent gezisi ile yüzlerce Turist çekerek, Esnaf da, sarraf da, aşevi de, köylü üretici teyze de kazanacaktır.

Aydın’dan kazananlar, Kültür, tarih ve geleceğimize katkıda bulunmalarının sosyal sorumluluk olduğunu anlatılmalıdır.

Bugün Tralles’e verdiğimizi, ileride daha da fazlasıyla geri kazanacağımız, işsizliğin önleneceği, Turizm firmalarının destinasyon merkezi olacağı Aydın ve Tralles bir Efes ve Afrodisyas’tan çok daha gelişen merkez olacaktır.

Çünkü şehir merkezine diğer tüm antik yerleşimlerden daha yakın Tralles, kentin esnafının, ticaretinin, ekonomisinin lokomotifi olacaktır.

Aydın’daki enerji üreten jeotermal firmaları, devede kulak kalacak katkılarıyla, ürettikleri enerjiyle, geceleri gündüze çevirdikleri gibi, kazandıkları bu kentin, geleceğini de aydınlatacaklardır.

Aydın, şehri kendisini unutmayanları, unutmayacaktır.

Unutanları ise asla hatırlayamayacaktır.

 

 

 

SÖZÜN ÖZÜ:

BİR SORUNU ÇÖZMENİN EN İYİ YOLU NEDENİNİ YOK ETMEKTİR.

 

 

 

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

 

PK:110 EFELER – AYDIN

GSM : 0.505.8077828 

 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
9 / 0 Az bulutlu
Yarın: 13/7 Sağanak yağışlı