Deveye Sormuşlar Neden Boynun Eğri, Cevabı Biliyorsunuz, Nerem Doğru Ki..?

Sabah erkenciyimdir.

Zaten kısa olan ömrümüzü ancak, uykudan arttırdığımız saatlerle uzatabiliyoruz.

Yolda, minibüste, otobüste ,parkta almasını bilene haber çok..!

Sokaktaki adamla keyifli sohbetin tadına doyum olmuyor.

En içten ve rahat duruşuyla sizle paylaşıyorlar her şeyini.

Böyle biriyle bir devlet dairesinde karşılaştık dün.

Emekli bir öğretmen ,

İl dışında uzun yıllar eğitim camiasına hizmet verdikten sonra, bir türlü memleketi Aydın’a tayinin yaptıramadığından, hizmetini noktalayıp, emekli yaşamına başlamış ve 60 yaşına gelmiş dayanmış.

Sırada beklerken sohbet ortak geçmişimiz devlete hizmete geldi dayandı.

Epey çile çekmiş bir dostumun sözüydü.

“Bu ülkede Türk vatandaşı olmak çok zor…!”

Yanlış anlamayın bugün değil, 35 yıl önce söylenmiş bir söz.

Devlete işi düşenlerle, devletin içinde olanlar.

bu ülkede vatandaş olmak ne zordur işi devlete düşen..?

Sabah hastane, tahlil randevu, kuyrukları, resmi kurumlarda inisiyatif kullanmayan, bugün git yarın gel memur azarlamaları, koltuğuna şeref veren değil, oturduğu koltuktan şeref ve unvan alanlar..!

Makama güvenip, astığı astık kestiği kestik müdürler, memurlar..!

Derdini anlatamayan, çözüm arayan vatandaşlar ..!

Bir ömrünü ve en güzel günlerini verdikleri devlete küskün emekli olanlar.

Haklarını helal etmeyenler.

İşte çile çekip emekli olan bu öğretmenimizle, sohbetimizden kendi ağzından anekdotlar..!

“Edirne’de öğretmenim.

Semt pek fakir…öğrencilerde ne üstte var ne başta..!

Hem müdürüm hem de öğretmenlik yapıyorum okulda. Bir gün bu fakir semtin öğrencilerine kurs açmak istedim. Ücretli olursa kimsenin kurslara gelmeyeceğini bildiğimden, bedava kurs açtım. Bir hafta geçmeden Valilik hakkımda soruşturma açtırmış..!

Suçum ne diye sorduğumda, yukarıdan öğrendim…izinsiz kurs açmak..!

Ne büyük suç..?

Fakir öğrencilere hizmet etmek için, tatil günleri kahvede okey dönmek varken, kendi zamanımdan ayırarak, ücret almadan, şevkle bu çocukları hayat kazandırmak, okulda tutmak, eğitime destek vermek ve geleceğimizi okumuş başarılı gençlerimize teslim etmek için özveriyle çalışırken, bırakın teşekkürü, hakkımda soruşturma açılması tam bir komedi.

Yani “hiçbir iyilik cezasız kalmaz” sözü gerçek oldu.

Neyse benim ne yaptığımı bilen ve anlayan biri kursu kapatarak, valilikten olur alıp yeniden açılmasını önerdi ve bu soruşturmadan kurtulduk ve Valilikten olur alarak, yeniden kursu açtık.

Gel gelelim kurs devam ederken bu kez iki hafta sonra, İlçe Milli Eğitimden bir müfettiş gelince, valilikten aldığım izni gösterip, izinli olduğunu açıkladım.

Ancak gelen Müfettişin inceleme konusu başkaymış meğer.

Bu kez suçum izinsiz kurs açmak değil , ücretsiz kurs vermek..!

Meğer kurs ücretlerinin tamamı ilçedeki hesaba yatar, devlet baba % 50 sini aldıktan sonra, kalanını okul ve diğer görevlilerle kursu veren paylaşırmış.

İyi ya dedim, ben ücret istemiyorum..!

Zinhar, ilçedekiler öyle düşünmemiş olmalı ki, kendi paylarının kaybından kuşku duymuşlar.

Müfettişe okulun mührünü, anahtarını verip kızgınlıkla, alın siz idare edin diyerek odasından dışarı çıktım.

Arkamdan müfettiş gelerek, yatıştırdı ve soruşturma yapmadan gitti de, ancak kurtulabildim..!

Zaten çok geçmeden de emekliliğimi istedim.

İşte kamuda, özellikle Eğitim de çalışanların durumu, hali pür melali işte böyle..!

Turgut Özal bir türlü yürürlüğe koyamadığı açılımlar için, “kurşun geçmez bürokrasi var bu memlekette” derdi rahmetli.

Bizde mevzuat hazretleri, hem vatandaşları hem de çalışanlarını illallah dedirtmiştir yıllarca.

Ama memur ve çalışanlar haksız mı..?

Önündeki kara kaplı kitapta yazılanları uyguluyorlar.

Aksi ise, başında çalışanına güvenmeyen ve çözüm üretene, çalışana rüşvetçi gözüyle bakan teftiş elemanları..!

Acaba çıkarı neydi soruları ve bakışları..?

Siz hiç imza atmayan bir memurun, müfettişe ifade verdiğini gördünüz mü..?

En çok iş yapan, en çok çözüm üreten, en çok imza atanlar, er geç cezalandırılır.

Hiçbir iyilik cezasız kalmaz, çünkü en fazla iş, çözüm ve imza ondadır.

Artık yasaların aynı dışında, lafzı da göz önüne alınmalı.

Yani Türkçesi ile yazılanların dışında, yorumuna da bakmalı.

Hatırlayın üç dört yıl bir gazetede haberi çok ilginç bulduğum için not etmiştim.

Bir hakim “Vekillere ceza yazılamazsa, asillere de ceza yazılamaz” gerekçesiyle vatandaşa kesilen trafik cezasını iptal etmişti.

Gerçi ardından bir başka yere tayin edilmişti ama bence çok yürekli bir hüküm vermişti.

Öyle ya, asiller dururken , vekillere ne ki..?

Ama siz siz olun yine de bildiğiniz iyilikleri yapmaya devam edin.

Ne demişler,

Balık bilmezse, halik bilir..!

 

SÖZÜN ÖZÜ: BUKALEMUN KARAKTERİ GEREĞİ, BAZI İNSANLAR KARAKTERSİZLİĞİ GEREĞİ, BULUNDUKLARI ORTAMIN RENGİNİ ALIRLAR.

 

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110 EFELER – AYDIN

GSM : 0.542.7608691 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
11 / 2 Parçalı bulutlu
Yarın: 8/1 Aralıklı gökgürültülü yağış