Aydın Üzerinde Yaşadığı İki Tehlike, Biri Jeotermal, Diğeri Zelzele

Geçtiğimiz hafta sonu Kuşadası’nda çok önemli bir konferans vardı Kuşadası’nda.

Aslında her Aydınlının izlemesi gereken bu konferansı Aydın’dan sadece ben izlemeye gittim.

Salon hep Adalı ve KAKEB ile Kadınlar birliği üyeleri ile doluydu.

19 yıldır faaliyette bulunan, Kuşadası Afet Kurtarma Ekibi (KAKEB)  başta olmak üzere, Kuşadası Kadınlar Birliği desteğiyle düzenlenen Konferans’a belediye başkana yardımcıları, bazı meclis üyeleri ile Kuşadası’nın yeni kaymakamı da hazır bulundu. Kuşadası Kaymakamlığı da yapan ve Aydın vali Yardımcılığından emekli olan sevgili Avukat dostumuz Mustafa AYHAN da bu konferansı,  (KAKEB ) üyesi, olarak bizlerle izledi.

 Övgün AHMET ERCAN mesleğinin duayeni, İTÜ’ den emekli bir jeofizik yüksek mühendisi ve Profesörü ve aynı zamanda Türk Dili araştırmacısı, gazeteci, yazar, düşünür ve sivil toplum örgütçü kendi deyimiyle “ildeş”leriyle yani hemşerileriyle Kuşadası İbramaki Galeri de adalılarla beraber olduk.

Aslen Nazilli doğumlu 70 yaşını bitiren Ahmet Ercan, ilk orta ve liseyi Nazilli de okuduktan sonra İstanbul da aldığı eğitimini, yut dışında yaptığı yüksek lisans ve master sonrasında yurda dönerek, 1975’ten günümüze İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Jeofizik Mühendisliği'nden emekli olduktan sonra, 2011’den beri Maltepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nde öğretim üyeliğine devam ediyor.

17 kitabı,420 bilimsel yayını, Türkiye sorunlarına yönelik 905 araştırma tasarımı bulunan ERCAN, siyasete de uzak biri değil. Hatta konferansında siyasetle uğraşmayan insanı odun olarak nitelendirip, “yakın hiç olmazsa ısıtır, siyasete karışmayan insan” benzetmesi tebessümlere yol açtı.

TBMM 2002 milletvekili seçimlerine İstanbul Anadolu Yakası'ndan bağımsız aday olarak girmiştir. Bakırköy Belediye Başkanlığı'na DSP'den,2007'de İstanbul 3. Bölge adayı olmuştur. 2014 HEPAR İstanbul Belediye Başkanı adayı oldu. 
Bosna-Hersek İstanbul Konsolosu ile evli ve bir oğlu, bir kızı, iki torunu bulunan ERCAN, Sigara ile alkollü içkiye karşı duruşu ile bilinir.

Kendi deyimiyle, “Katıksız Atatürkçü, laik ve yurtseverdir.”

Yabancı kelimelerin, Türkçe diline istilasına karşı olduğunu her ortamda belirten hocamız, konferansa katılan Kaymakam’a İLÇEBEY, belediye başkan yardımcılarına, URAY, hatta Valilere eskiden İLBEY denilmesini gerektiğini vurgulaması öztürkçeye olan ilgi ve önemi bir kez daha vurguladı.

Nazillili hemşerimiz jeofizikçi en iyi bilinen deprem uzmanı,

Prof. Ahmet Ercan, bu konuda Aydın’ı her fırsatta uyarmaktadır:

Aydın’ın, Ovaya değil, kuzeydeki daha sert zemin olan arazilere doğru

Kentin genişlemesini öğütlediği önerilere, uyulmazsa, her yıl 2-3 cm çöken ovada yapılaşmada ciddi sorunlar yaşanacağını, her yüzyılda bir, 6-7 şiddetinde depremlere hazır olmamız gerektiğini,

En son 1899 da büyük deprem yaşayan Aydın’ın Germencik başta olmak üzere GÜRE ( Enerji ) elde edilen KIZIK SUYUN ( jeotermalin ) çıktığı yerlerde deprem beklendiğini açıkladı.

MTA’nın Germencik ve Buharkent bölgelerinde KIZIKSU araştırmalarından sonra Davutlar ve Kuşadası bölgelerinde kendisinin de araştırma yaptığını açıklarken, Kuşadası denizi içinde sıcak jeotermal suyun çıktığını gören dalgıç Musa’nın tespitlerini hayretle dinledik.

Açıkça keyfini çıkarıp, yazın yüzdüğümüz denizin ada kıyılarında deniz içinden KIZIKSU kaynakları, gelecekte bir depremin habercisi.

Deprem ile ekonomiyi değerlendirerek, Doğu Anadolu da kişi başı ekonomik gelirin 500 dolar olduğu, bu parayla çimentosuz, çamur harçlı dam yapan Anadolu insanının en küçük bir depremde bu yapıların altında kalıp hayatını yitirdiğini, orta Anadolu ve egeye batı’ya gelindiğinde artan gelir nedeniyle daha sağlam ve güvenli konutlar yapıldığından büyük depremler de de can kaybının daha az olduğunu açıkladı.

Yani parayla ekonomiyle, deprem etkisini, yorumlarken, fakirlerin depremden en çok etkilendiğini, yüksek gelirlilerin daha az etkilendiğini vurguladı.

Evren’in 15 milyar yıl, dünyamızın ise 4,5 milyar yıldır var olduğunu, halen dünya merkezindeki erimiş madenlerin ısısının 7500 derece olduğunu, genişlemek isteyen magmanın yer üzerine çıkmak için hareketlenmelerinin, depremlere neden olduğunu ve kaçınılmaz bu yer hareketinin devam edeceğini açıkladı.

Afrika ve Arap yarımadasını birbirinden ayıran Süveyş kanalının ayrışma merkezi olduğu, İran a doğru dayanan yer değiştirmenin, Anadolu’yu sıkıştırarak, karşısındaki Yunanistan kara parçası nedeniyle güney batıya dönerek, Ege denizinde depremleri tetiklediğini açıkladı.

Aydın Büyük Menderes ovasının her yıl 2-3 cm çökmeye devam ettiğini, bu nedenle KIZIKSUYUN yenilendiğini, aslında depremlerin yer tabakasının, yenilenme ihtiyacı nedeniyle doğanın ve yüce yaratıcının kuralı olduğunu tekrarladı.

“yüce yaratıcının bugüne dek asla yanlış bir şey yapmadığına” tanık olduğun belirten Ercan,  depremlerin meydana gelmesinden, sonuçlar ve yorumlar çıkarak yobazlara da karşı olduğunu, Atatürk’ün izinde “BİLİM ve FEN den ayrılmamak gerektiğini” sıkça vurguladı.

Hatta hacı olduğunu belirterek, bağnaz, ilimle doğruyu araştırmadan, okumadan inananlara sert çıktı.

Amerika’yı tekrar keşfetmeğe gerek yok,

Adapazarı ve Van depremleri daha unutulmadı..!

Yaşamayalım bir daha aynı acıyı.!

Bu KIZIKSU konusu açılınca 5 yıl geriye gidip anılarımı bu pankartla tazeledim.

Eskiden AYDIN KENT YAŞAMINDA, JEOTERMAL ENERJİNİN ÖNEMİ işte böyle sempozyumlarla masaya yatırıldı.

KIZIKSU konulu bu sempozyumlarla, Aydınlılara altımızdaki hazineyi ve sonradan çektiğimiz acıya dönüşen  

 külfetini deprem bölgesinde olmakla çektiğimiz KIZIKSUYUN, birazda nimetlerini paylaşmak hakkımız değil miydi..?

Ama bugünlerde ne aydınlatıcı bilgi, ne de karşı çıkanlara protesto hakkı..!
Ben yaptım oldu.

Ankara’dan her izni alan, Aydın’a her gelen altımızı kazdı, binlerce metreden kızgın buharı çıkardı,

Bol sıfırlı banka cüzdanlarını arttırdı,

Ama “en güzel gökyüzünün altındaki yeryüzünün” verimli

Topraklarımızı, tarımı, bitirmeye başladı.

Bugün enerji için harcadığımız topraklarımızı, yarın kazandığımız o

Paralarla geri alamayacağımızı bilelim..!

Daha çok geç olmadan, külfetine katlandığımız

Jeotermalin nimetini de paylaşmanın zamanı geldi de, geçti..!

Peki Aydın için çalışan didinen bir avuç AYDININ SEVDALILARI sosyal paylaşım

Platformunda, aynı isimle açtıkları grup çatısında mücadele verirken,

Sokaktaki adamın veya kadının desteği nerede..?

Kızılcaköylü kadınlar kadar olamadı AYDIN.

TİRE deki BAŞKÖYlüler kadar olamadı.

Geleceğimizi devralacak gençliğimiz nerde.?

Sadece yoklama ve isim listesine imza için etkinliklerin mecburiyetten izlenmesi,

 adamı ve kadını insan yapmağa yetmez..!

Aydın bir avuç insanın girişimiyle değil,

Elbirliğiyle ve duyarlı kişilerin sevdasıyla, katkısıyla “en güzel gökyüzünün altı “ olarak kalmaya devam edecektir

O zaman haydi tüm Aydınlılar,

Sorunlarınızı paylaşmak üzere siz de elinizi taşın altına koyun artık,

Yoksa yarın çok geç olacak ..!

“Tarım, Turizm  kenti  ve antik kentler zengini” olarak bildiğimiz Aydın’dan geriye , antik kent yerine  Enerjisi sömürülmüş , posası kalmış,  bir “atık kenti” kalacak..! 

****

Aydın’da reklam ve dergi ile tanıtım organizasyonu sahibi sevgili kardeşim Taylan Kozacıoğlu’nun anneannesinin vefatını dün Pazar günü son anda öğrendim.

Kendisine başsağlığı dilerken geride kalan acılı aileye ve annesi Serpil Hanım’a sabırlar diliyorum

 

ÖZÜN SÖZÜ:  İLİM İLİM BİLMEKTİR, İLİM KENDİN BİLMEKTİR, SEN KENDİN BİLMEZ İSEN, BU NİCE OKUMAKTIR. (YUNUS EMRE)

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110 EFELER – AYDIN

GSM : 0.542.7608691

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
13 / 8 Sağanak yağışlı
Yarın: 12/4 Güneşli