AYDIN YEREL TARİHİ, KİM BİLİYOR GEÇMİŞİ

Tevatür o dur ki, peygamberimize dileğini iletmek için, huzurunda heyecanlanan Evliye çelebi, “şefaat ya resulullah” diyeceği yerde, “seyahat ya resulullah”  deyiverince, soluğu yıllarca gezdiği dolaştığı Anadolu şehirlerinde almış diye anlatılır.

Emekli olsam da,   Evliye çelebi yamağı gibi, Aydın İlçeleri ve köylerinde gezinip dolaşırım.

Hafta sonları İl dışında fuar ve etkinlikleri izlerim.

Eskiden yanımda makine, şimdilerde cep telefonu, fotoğraflarını görüntüleyip, “al gözüm seyreyle Aydın’ı” misali, bu köşede ve sanal medyada paylaşıyorum.

Boşuna dememişler, “çok okuyan değil, çok gezen bilir.”

Ama gezerken “bakmak ve görmek” arasındaki farkındalığa varmak ve anlamak ..!

Önünden geçen ama baktığı halde görmeyen değil, baktığını gören biri merakındaysanız,

en az bir kitap okumuş kadar olursunuz.!
Karacasu’da hala arasta içindeki semerciler, yorgancılar, Aydın Mesudiye Mahallesi Nargile kahvesinde müdavimler, Bozdoğanda eski adıyla “şinanay “ denilen gaz lambasını on liraya satan aktarlar, hiçbir yerde bulamayacağınız eşyaları satan dükkanlar, Nostalji eşyalar, çalar saatler, efsaneler..!

Bir halk kültürü yok olup gidiyor ..!
Eskiyi yaşatmak o şehrin ve içinde yaşadığı kentlinin kimliğidir.

Kimliksiz bir yaşam, atasız yersiz yurtsuz yurttaşlar gibidir.

Milli olmadan milletlerarası olunmaz.

Efsane isimler birer birer göç ederken, Aydın’ın sözel tarihi duayen ustaları da, efsaneleriyle göç edip, anılarını paylaşmadan götürüyorlar.

Aydın Valilik ve Belediyelerin Kültür Müdürlüklerini göreve davet ediyorum.
kimler geldi kimlere geçti bu gök kubbenin altından ..!
Kimleri misafir etti bu verimli topraklar.
Her biri sözel Aydın tarihi duayen ustalar, en son Aydın siyasetinin duayeni nice ustalar, ağır abilerin vefatından sonra Aydın’ın tarihi de birer birer yitip gitmeye başladı.
Aydın’da yaşayan ve sağ kalan tarihimizin canlı tanıklarını, yaşadıklarını artık bir an önce, kayıtlara alalım.

Değerinin çok daha sonra anlayacağımız, tarihimizin tanığı bu bilge kişileri, tarihimizin gazı tükenmeye bitmeye yüz tutmuş, gaz lambalarıdır.

Tamamen sönmeden, Aydın’ın yakın tarihini yaşayan bu ustaları, asırlık çınarları koruma altına alalım, ses ve görüntülerin sözel tarih olarak kaydedelim.

Neler anlattıklarını, efsanelerini gelecek nesillere aktaralım.

Bugünler de Aydın’ın çevre çığlığına neden olan gazete haberlerini taradım.

İşte  kırk beş yıl önce Hilmi Tükel’in  yerel SES gazetesinde yayınlanan bir haberin kupürü..!

45 yıl sonra bu haber gerçek oldu ve şifa hazinesi beklerken,

 Aydın’ın başında Jeotermal belası olarak  anılmaya başladı “tabii buhar”..!

Tarih kendini tanımaktır.

Yerelinden başlamak üzere genele yaşadığın yerleri bilmek öğrenmektir.

Çünkü tarihi bilmek, geleceğe yön vermektir.

Tarihi kaydetmek ile işe başlamalıyız.

 Aydın’ın canlı tarihi tanıklarını, tarihteki anılarıyla bugüne kazandırmalıyız.

Aydın’da uzun yıllar gazetecilik yapan Bir Hilmi Tükel’i tanıyan kaç kişi kaldı, ya da Atatürk’ün Aydın’a geldiğinde Vali’nin evine Erkek Sanat Okulundan elektrik çeken

Halkevinin sinemacısı, elektrik teknisyeni Haydar Özde, Aydın’ın sağlık tarihini yaşayarak yazan rahmetli Dr.Ahmet Yıldırm, Zafer mahallesinde yaşayan ve Tellidede mezarlığında son uykusunda uyuyan Yazar ve Bektaşi dedesi Doç Doktor Bedri Noyan,

Aydın’ın yerlisi Baro başkanlığı da yapan Çelebi insan Mithat ERAYDIN ,

Yusuf Ziya UZMAN, Tunç AYTUR, Cevat ÜLKÜ, Necmettin AKÇASU, Bahattin OKŞAN Aydın’ın siyasi ve sosyal tarihine ışık tutan meşalelerdi.

Ama kim tanıyor şimdi..?

Ya Asaf GÖKBEL’in oğlu Avukat Feza GÖKBEL, anılarıyla uçup gitti.
Geçen aylarda yitirdiğimiz futbol duayeni ve son Semerci ustası Orhan ÇEREZCİOĞLU,

Kendisiyle yaptığım son röportajdan sonra anılarda kalan bu karelerde anlattıklarının bir kısmı şimdilik bende yaşıyor.

Nerdeyse ben bile , yerel tarihi anlatacak sıralamada , eski eser kategorisindeyim..!

Adlarını unuttuğumuz, nice Aydın duayenleri, belediye görevlileri, Sporcuları, eğitimci ve bürokratları hak vaki olmadan, hemen anıları kayda alınmalıdır.

Çünkü ecel sıra beklemiyor ve adres sormuyor.

AYDIN YEREL TARİHİ için çok geç kalmadan sözel anlatımlar kayda alınarak, belge halinde arşivlenmelidir.

 Bu konuda Kuşadası’nda YEREL TARİH  adı altında aylık dergi çıkaranlar dostlarımın hem kutluyorum hem de kıskanıyorum. 

 

Ticaret Odası önceki dönem başkanı Sevgili Ali Ergül dostumuzun kişisel çabalarıyla,

Kuşadası’nın ileri gelenlerinin desteğiyle ,”KUYETA “ Kuşadası yerel tarih grubunun,

Kuşadası hakkında topladığı bilgileri görsel malzemeleri paylaşarak zengin bir yayın arşivi oluşturdu.100. sayısını da yayınlayarak DALYA diyen dergi, KUAKMER kültür merkezi ve müzesi ile Kuşadası gerçekten bu alanda fersah fersah önde.

hatta binlerce lira harcayarak, Milli Kütüphane ve Başbakanlık dökümantasyon merkezinden, Kuşadası ile ilgili tüm yayınları ve belgeleri temin ederek, Osmanlıcadan tercümesini YEREL TARİH dergisinde yayınlamağa başladı.

Benim görüşmemde nice efsanelerin gün yüzüne çıktığı hayretle anlatımından dinledim.

Geçtiğimiz ay Kuşadası Soğucak köyü tarihi mezarlığını gezdim.

Osmanlıca bir çok mezar taşının yer aldığı tepedeki mezarlıkta denize hakim manzaralı bir de türbe var.

Soğucak köyünün eskiden Hanya adında bir Rum köyü olduğunu belirten köylüler,

bu tarihi yerleşim hakkında fazla bir şey de bilmiyorlar.

Belediyelerin acilen ADÜ ile irtibata geçerek mahalleye dönüşen köylerimizde araştırmaya başlaması, tarih zengini Aydın kentinin geçmişini araştırması, bu kentin bugün atanmış ve seçilmiş karar organı yetkililerinin görev ve sorumluluğudur.

Bu son sözüm de başta Sayın Vali Yavuz Selim KÖŞGER ile ADÜ Rektörü Cavit BİRCAN ve Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem ÇERÇİOĞLU, İl Kültür ve Turizm Müdürü Murat YILMAZ ile İlçelerin belediye Başkanlarıdır...!

Gerisi ise “kızım sana söylüyorum gelinim sen anla” misali tüm  kaymakamlara..!

Daha çok geç kalmadan, tarihe tanıklık etmiş çınarlar, ahrete intikal etmeden, Yerel değerlerimize ve tarihimize sahip çıkmalı ve kayıt altına almalıyız.

biz kimiz, nerden geldi  ilkimiz..?

Tanıtım ve marka olmak için, önce yerel değerlerimiz, sonra evrensel kültür, çünkü Ulusal olmadan, uluslararası olunmaz..!

 

SÖZÜN ÖZÜ:

HERŞEYİN BİR ŞEYİNİ, AMA BİR ŞEYİNDE HERŞEYİNİ EN İYİ BİLMELİ   İNSAN..!

 

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110 EFELER – AYDIN

GSM : 0505.8077828

 

 

 

 

 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
18 / 6 Açık
Yarın: 17/5 Parçalı bulutlu