NASIL YAPTIĞINIZ DEĞİL, ESAS OLAN NİYETİNİZ

NASIL YAPTIĞINIZ DEĞİL, ESAS OLAN NİYETİNİZ

 

Pazartesi sendromunu bilirim

Hele yaz sıcağında tatil düşleri arasında çalışma,

Yüzleri düşürür, göz kapakları ağırlaşır.

Ama insanoğlu, hep söylense de çaresizliğine, dayanır.

Niyet, bir işi yapmanın gayesidir.

Herkes bir niyetle başlar işe,

Gerisi Allah’a havale.

Her dini öğretide halis niyetten bahsedilir.

Öyle ki bir kuyunun başına gelen köylü, su içerken atını bağlaması ve herkesi faydalanması için yere bir kazık çakar.

Ertesi gün, aynı yere gelen bir başkası, bu kazığa ayağı takıla kuyuya düşer der, kazığı söker.

Yüce yaradan her ikisine de, yaptıkları iş tam zıddı olmasına rağmen ayı sevabı verir.

Çünkü iyi niyet, ihlas ve halisane davranıştır aslolan.

Bugünlerde Aydınspor için yazılanlar havada uçuşuyor.

İşin trajik komik yanı, yazanlar da,  konu olanlar da bir Aydınspor sevdalısı.

Yukarıdaki anekdot gibi, yazanlar da, konu edilip yazılanlar da, ihlas ve halisane kişiler.

Bazıları ise basın içindeler.
Büyük düşünmek üzerine yazdıkça hep sığ düşünceler.

Ama esas olan halisane düşünceler.

Aşağıdaki  tarihin içinde güzel hikayeden ders çıkarabilseler..!

Osmanlı Devleti döneminde her paşa ve padişah için, memleketinde herkesin istifadesine açık bir hayır kurumu yapıp, öldükten sonra sevap kapılarını açık tutmak, ahirette sevap kazanmak, en büyük istekleriydi.

Bu sebeple, fethedilen yerlerde her biri bir cami, bir külliye veya bir hastane yapan Ecdâdımız, kendi devirlerinin kültürünün gerektirdiği müesseseleri kurdular.

İnsan nerde, neyi tahsil ederse etsin ama,

Rabbiyle her zaman irtibatlı olsun diye camisiz yer bırakmadılar.
İşte bu düşünce ile Kanunî Sultan Süleyman da, Süleymaniye Camiini yaptırdı.

Ancak o, yaptıracağı eserin yalnız kendi sevap defterine kaydolmasını arzu ediyor ve Rabbine böyle bir armağan takdim etmek istiyordu.

Onun için, ustalara sıkı sıkıya tembihatta bulunuyor ve "Kimseden yardım kabul etmeyin" diyordu.
Cami duvarları her gün yükseledursun, karşıdan bu camii mahzun mahzun seyreden bir yaşlı bir kadın vardı.

İnekleriyle  yaşar,, onların sütüyle geçinen bu yaşlı kadın, iç geçirerek  kendi kendine, "Ey Allahım, Kanunîye servet verdin, mal, mülk verdin,

Senin uğrunda bir cami yaptırıyor.

Bu fakir kuluna bir şey vermedin; ne yapayım da, ben de Senin rızanı kazanayım.

Benim elimden böyle işler gelmez.

Elimden gelen, ustalara bir tas yoğurt ikram etmektir." der ve bir öğlen ustalara gider.
Onlar, padişahın izni olmadığını söylerlerse de, yaşlı kadının ricası ve ısrarına dayanamayıp, yoğurdu alıp yerler.

Büyük hükümdar, o gece rüyada, yaptığı işin mizanda tartıldığını görür.

Terazinin bir kefesine Süleymaniye Camii, diğerine ise bir tas yoğurt konulmuş ve yoğurt, camiden ağır basmıştır.

Sabah olur;

Kanunî, ayakları titreye titreye ustaların yanına gelir:

"Ne yaptınız, kimden ne aldınız?" diye sorar.

"Yaşlı bir nine geldi; çok ısrar etti; yalvarıp yakarmalarına dayanamadık ve bir tas yoğurt aldık." derler.

İşte,  Mimar Sinan’ın Süleymaniye camisine ağır basan yaşlı kadının o bir tas yoğurdudur.

Yani ihlasın, temiz duygu ve inancın gücü ve büyüklüğüdür.

Kıssada hisse, ne dediğiniz karşınızdaki anladığı kadardır.

İhlas ve içten yapılan her şey kutsaldır.
Aydın’ın daha iyi olmasını isteyen birçok kurum, kişi ve Sivil toplum kanaat önderleri işte bu anekdottaki ihlaslı niyetli insanlar gibi yırtınır durur.

Neden daha iyi bir AYDIN sorusuna cevaplar arar ve bulur.

Jeotermali, kültürü, tarihi, geçimi, beyin göçünü, Tarım’ı, Eğitimi, Çıldır’ı velhasıl, Aydın’ın her şeyini kendine dert edinir.

Jeotermal hukukta zafer kazansa da, masalarda tersine dönüyor.

Buna bağlı Tarım da zararın faturasını yine Aydın ödüyor.

Havaalanı bulunan bu kentte sivil hava taşımacılığının hala yapılamıyor olması bu kentin ayıbıdır.

İşin en acı tarafı ise İl AKP Yönetim Kurulu üyelerinden içinde yakın arkadaşım olanlarla yaptığımız özel görüşme ve muhabbette, açıkça “ yarım saat İzmir havaalanı varken tutturdunuz Aydın’a havaalanı “ demeleri bu kentin makus talihidir.

Bu cevabı ilk kez duymuyorum.
Daha önce de bir başka AKP li İl Yönetim Kurulu üyesi dostum da Gar gazinosundaki basın açıklamasında aynen ifade etmişti.

Herkesin ajandasında bir havaalanı yazılı , ama AYDIN HAVASINI ALANI..!

Geçtiğimiz hafta Çarşamba günü Aydın Ticaret Odası çok güzel bir girişimle mobil karavan ve sergi aracını YEREL ÜRÜNLER sergisi olarak Muğla karayolunda açılışını yaptı.

Jeotermal’in tarımı bitirdiği haberlerinin ardından,  artık Aydın’ın tarım incileri İncir ,Zeytin ve yağının tahtını başkaları kapmadıysa..!
Çünkü Ulusal basında yer alan  jeotermal haberlerinden sonra,  korkum odur ki, yerel ürünlerimize tercih gittikçe azalacak..!

Vali Yavuz Selim Köşger’in açılışını yaptığı sergiye o gün mazbatalarını alan 4 AKP li vekil ile İl ve İlçe başkanları ve İYİ Parti başkanı Recep Taner ile yönetim kurulu üyeleri dışında il protokolü de hazır bulundu.

 

Sarıoğlu tesisleri önünde park alanına konuşlanan mobil tesis, yeterli yönlendirme ve ışıklandırma ile Bodrum ve Marmaris Muğla yönüne gidecek araçlara İncir, Zeytin ve yağını perakende satışı yapacağı gibi asıl amaçlanan toptan sipariş ve bayilik isteyenlerle profesyonel anlamda bir farkındalık yaratmak.

Açılışta AKP’nin ikinci dönem vekili Mustafa SAVAŞ’a Aydın’ın yerel ürünlerini uçak kargo ulaşımı sözünü hatırlatarak, Aydın çıldır havaalanı konusunu sordum.

AYTO’nun da hayali olan sivil taşımacılık için AKP MKYK üyesi Aydın vekili SAVAŞ gene söz verdi ulaşıma açılacağını.

Ama gelgelelim, içinde çok yakın dostlarımın bulunduğu AKP İl Yönetimi bence bu işe henüz inanamamış.

Yarım saatlik yoldan İzmir havaalanına ulaşım varken, Aydın’a havaalanını tutturdunuz diyen İl Yönetim kurulu üyesinden Aydın’a daha ne beklersiniz..?

Üşenmedim, Google’dan baktım.

Çardak havaalanı ile Isparta havaalanı arası kuş uçuşu 56 km.

Bu iki yakın havaalanı oluyor da, Aydın İzmir arası 110 kilometre ve bunun iki katı mesafede neden havaalanı yapılmasın.?
Üstelik yeni bir havaalanı değil, var olanın kullanılmasını istiyoruz.

Sabah toplanan yaş incirin akşam Almaya da raflarda satılması için önce kargo taşımacılığı, ardından 50 bini geçen ADÜ öğrencilerinin varlığı, Aydın da 22 antik kentin varlığının getireceği Turizm katma değeri için ÇILDIR HAVAALANI AÇILMALIDIR.

Kimse Çıldır havaalanı işlemez zarar eder, diye içi boş laflar etmesin.

AYTO bilimsel bir sunum ile iki yıl önce bunu kamuoyu ile paylaştı.

İzmir’e giden ve Adnan Menderes havaalanına giren 09 plakalı araçların istatistiği ile, içindeki her bir kişiden hareketle Aydın yeterli yolcu sayısına sahiptir.

Bu çalışmayı yapan ve araştırmalara destek veren AYTO Başkanı Aydın Sevdalısı başkanı sevgili Hakan Ülgen kardeşimi dün de kutladım

 

Çıldır havaalanı açıldığında bölgenin tüm uçuşu için merkez olacaktır.

Avrupa’dan tatile gelen gidenler ile yine Aydınlı işadamlarının fuar, iş görüşmesi, askerlik ulaşımları,  7 ayrı Organize sanayi bölgemizin, ADÜ tekno park ve yakında açılacağı müjdesi verilen Aydın serbest bölge ulaşımları için ÇILDIR HAVALANI acilen açılmalıdır.

Bu talep artık lüks ve rantabl değil gibi saçma sapan iddialara kurban edilmemelidir.

Aydın’ın ekonomik çıkarı ve ortak kazanımlarımız için BÜYÜKŞEHİR AYDIN’a HAVAALANI SÖZÜ VERENLER sözlerini tutmalıdır.

Yoksa bu kentte neden seçimlerde az oy alıyoruz söylemlerine, Çıldır havaalanının açılmasına karşı gelen AKP’li İl Yönetim Kurulu üyesi dostum izah edemez.

Siyasi getirisi elbette olacaktır. Ama önce AYDIN kazanacaktır.

Eğer Aydın’a ÇILDIR havaalanını tekrar kazandırmayanlar, kimilerinin iddia ettiği gibi, Aydın’a siyasi hizmet cezası olarak düşünülüyorsa, bu ildeki sandıklarda siyasi müebbet cezalıları Aydınlılar unutmayacaktır.

 

 

SÖZÜN ÖZÜ:

SÖZ, HER İLE BİR HAVALANI,

AYDIN HALA, HAVASINI ALANI..!

 

 

MEHMET ÖZÇAKIR

İNŞAAT MÜHENDİSİ

AYDIN ESKİ ESERLERİ SEVENLER DERNEĞİ BAŞKANI

mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110 EFELER – AYDIN

GSM : 0.542.7608691

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
13 / 7 Açık
Yarın: 15/7 Çok bulutlu