ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ

Bugün  10 ocak Perşembe “çalışan gazeteciler” günü.
Tüm yerel basın çalışanlarının gününü kutluyorum.

Tabii insanın içine bir kurt düşüyor.

Çalışmayan gazeteciler var mı derseniz,

Ya da çalışan gazetecilerin yanında bir de yan gelip yatan gazeteciler mi var gibi absürd bir algı oluşturmuyor mu?

Bu kavramdan amaçlanan, emekçi ve gelirini medyada çalışarak çıkaran demektir.

Bir de en az 25 yıllık sarı basın kartına sahip olan ve bu nedenle sürekli basın kartına sahip olan emekli basın mensupları, doğal olarak çalışan değildir. Ama basın mensubudur.

NEDEN BASIN BAYRAMI

27 Mayıs 1960 darbesinden  bir süre  sonra basın alanında daha önce yaşanan olumsuzlukları gidermek adına 212 sayılı yasanın 10 Ocak 1960 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanması üzerine İstanbul'da 9 gazetenin  sahibi patronlarının ( Hürriyet, Milliyet, Yeni Sabah, Cumhuriyet, Akşam, Tercüman, Dünya, Yeni İstanbul)  bu yasayı protesto etmek için gazetelerini 3 gün yayımlamama kararı aldılar.

Gazetecilikte "Dokuz Patron Olayı" olarak anılan bu gelişme üzerine Gazeteciler Sendikası da aynı gün aldığı kararla patronların boykotuna karşı 11, 12, 13 Ocak tarihlerinde ‘Basın' adlı gazetelerini çıkardılar.

Bu olay o tarihlerde  "Gazeteciler Bayramı" olarak kutlandı.

 Şimdilerde ise, kullanılagelen bayram sözünden patronlara karşı kazanılan bir zafer olarak düşünülen bu anlamlı günü "Çalışan Gazeteciler Günü"ne dönüştürdüler.

Aslında söz basından ve çalışan gazetecilerden açılmışken, bir de çalışan ve çalışmayan siyasetçilerden de bahsetmek gerekmez mi bu anlamlı günde..?

Ne demek; "Çalışan gazeteci.”?

Gazeteci toplum önünde üstlendiği görevi,  kamu denetmenliği adına, yaşlısı-genci, bayanı-erkeğiyle yapmaya çalışan bir meslek grubu iken; buna ikilik, öz-üvey gibi ÇALIŞAN-ÇALIŞMAYAN ayırımı yapılması pek de anlamlı değil.

Ülkemizde bazı mesleklerin tam tarifi yapılamamış durumdadır; bunlardan biri müteahhitlik, diğeri gazetecilik.

Kimilerine göre, gazeteci olmak için okulunu bitirmeli,

Kimilerine göre  ise gelirini bu meslekten temin etmeli.

Devlet müteahhitliği açıkça bir ticaret olarak görmektedir. Onun için Müteahhitliğin okulu yoktur. Finansmanı sağlayan, bankada bol sıfırlı hesabı olan birileri çıkar, para kazanmak isterse, İnşattan hiç anlamasa da, parasıyla proje çizdirir,  sözleşme ile şantiye mühendisi tutar ve Yapı denetim Firmasını sözleşmesi ile denetletmesini sağladıktan sonra, aslında teknik eleman olmayan, ilkokul mezunu biri çok rahat Müteahhit olabilir.

Gazetecilikte pek farksız, Devlet okulunu bitirmeyi ön şart koşmadan, bir Lise mezununun 18 ay bir gazetede muhabir, köşe yazarı ve dizgici ise,  bekleme süresi sona erdiğinde,  sarı basın kartı düzenleyerek resmi olarak, gazeteci olarak kabul etmektedir.

Ben de, kamudan emekli bir gazeteciyim.

 Sağ olsun “ KISA KES AYDIN HAVASI OLSUN “başlıklı köşe yazılarımın yayınlandığı çalıştığım gazetemin sahibi ve yöneticileri yararlı olacağıma inandıkları için görev verdiler ve bu köşede sizlerle buluşuyor, her gün, Aydın sorunlarını, projeleri paylaşıyor ve dertleşiyoruz.

 Gazetecinin çalışanı, çalışmayanı, emeklisi, dulu  tanımlamaları olmaz.

Olmamalı...!

Fahri yazan arkadaşlarım da kalemleriyle bu kente katkıda bulunan  gönüllülerdir.

Gazeteciliğin en kutsal ve toplumsal yönü, kamu adına  denetim yapan tarafsız  duruşudur.

Aksi takdirde  o  gazete değil, bir  grubun  bültenidir.

Görevi zor olsa da, zamanla yarışılsa da, son tuş basıldığında, arkaya gerinerek, yaşanan haz  herşeye bedeldir.

Ama günümüzde ekonominin  çarklarının eziciliği bu sektörde de , kemiğe dayanan sorunlarla boğuşmaktadır maalesef.

Her dönem olduğu gibi, demokrasiye içten inanmamış toplumlar, maalesef basını kendine rakip görmüş ve kamu gücünün bir şekilde demoklesin kılıcı gibi sallamaktan çekinmemiştir.

Ama basın bir şekilde ayakta kalabilmiş, bunu yapanlar tarihin tozlu sayfalarında yerlerini almıştır.

 Bu günün koşullarında iş bulamayıp çalışamayan; emekli olan ve de olmayan meslektaşlarımın da GAZETECİLER GÜNÜ kutlu olsun.

Bu özel günde bizleri unutmayarak bu sabah kahvaltısında, yerel basını buluşturan Aydın Valisi sayın Yavuz Selim KÖŞGER’e özel teşekkürlerimi belirtirim.

Dip NOT: Bugün Aydın Arkeoloji Müzesi’nde Perşembe Konferansları çerçevesinde 10.01.2019 tarihinde saat 15.00’da Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Suat ATEŞLİER tarafından “Arapapıştı, Karia’da Arkaik Bir Kaya Mezarı” konulu bir konferans tarih meraklılarına güzel bir sunum olacak.

Ayrıca Ziraat Mühendisleri Odası tarafından ADÜ Ziraat Fakültesi işbirliği ile Tarım Öğretiminin 173.yılı ADÜ Atatürk Kongre merkezinde 13.45 de çelenk töreni ile başlayarak bir seri konferansla devam edecek.

 

SON SÖZ: GAZETEYİ GAZETECİLER YAZAR; ANCAK OKUYUCULAR YAZDIRIR. 
BENJAMİN FRANKLİN

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110 EFELER AYDIN

GSM : 0.505.8077828
 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.