KESKİN SİRKE, KÜPÜNE ZARAR, DÖNER BİRGÜN SÖYLEYENİ YARALAR

KESKİN SİRKE, KÜPÜNE ZARAR, DÖNER BİRGÜN SÖYLEYENİ YARALAR.

 

Ülkemizde gündem patinaj yapan bir araba gibi avare kasnak gibi dönüp dönüyor.

Çok değil on gün önceki seçimler arifesinde iktidar ve muhalefetin aşırı sert söylemleri,

Ötekileştirmeler, berikileştirmeler,

Mitinglerde adrese ve kişiye teslim nezaket dışı söylemler,

Şimdi ortada bir sessizlik ve durgunluk,

Malum olayları basından izliyoruz.

Varsa bir suçlu devletin organları tutup çıkarır ortaya,

Yeter ki siz isteyin ve en son ayakta olması beklenen yargıya, 

Yeter ki  vicdan sahibi Yargıç ve savcılara inanın..!

Kıyametin adil olmayan devlet adamları yüzünden kopacağı söylenir.

Hiçbir meslek ve hizmet adamı adının başında Cumhuriyet

Adı yoktur.

Neden kaymakamlar Valiler, hatta Vekiller için,

Değil de sadece Savcılar unvanları CUMHURİYET,

Ön eki ile anılırlar.

 Lozan'da doktora yaptıktan sonra Atatürk tarafından,

 "Hukuk Reformu yapmakla" görevlendirilen,

Kuşadalı hemşerimiz, Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, savcılar için "Cumhuriyet Savcısı" unvanının isim babasıdır.
Ata'nın huzurunda "Hukuk Reformu" için fikir fırtınası yapılırken,

Bozkurt çok tepki alır ve sıkıştırılır:
"Neden sadece savcılara Cumhuriyet Savcısı denilir?
Cumhuriyet Başbakanı,
Cumhuriyet Bakanı,
Cumhuriyet Müsteşarı,
Cumhuriyet Valisi,
Cumhuriyet Büyükelçisi olmuyor da,
Neden Cumhuriyet Savcısı?
Savcılara neden bu imtiyaz?  
Atatürk, Bozkurt'a "Ne diyorsun?" diye sorar.
Bozkurt'un cevabı çok net olur:
"Çünkü öyle zaman olur ki, Cumhuriyeti korumak için, başbakandan, bakandan, müsteşardan, validen, büyükelçiden bile, hesap sormak gerekebilir.

İşte o hesabı soracak olan Cumhuriyet Savcısı'dır."
Atatürk, gülümseyerek hoşnut kaldığını belli eder.

"Devam et, Bozkurt" der.
Cumhuriyet Savcısının bu cumhuriyeti korumak ve kollamak yetkisi, hukuk reformuna ve Atatürk’ün bu yorumuna kadar uzanır.
Ulusça yeni bir yönetim sistemi ile idare edileceğiz artık.

Adı ne olursa olsun, başkanlık sistemi hızlı ve acil bir karar almanın yolunu açıyor.

Çok değil daha 90-95 yıl öncesi de  Osmanlı da karar veren icra eden tek adam Sultan rejimi değil miydi..?

Bu rejim belki yeteri demokrasiyi özümsemiş toplumlarda belki yararlıdır, ama yakın zamanda Amerika Başkanı gibi ne yaptığı belli olmayanlar da çıktı ortaya.

Bu güç, bazen yanlış kararla tehlikeli sonuçlara da götürebilir.

İdare edenlerin , demokrasilerde , kendinden olmayanlara , tahakkümü  yaşanmamış olaylar değil ki…!
Belki başkanlık yönetimi, empati yapan ve başkalarının haklarını da gözetebilen tam demokrat ülkelerde, kamuoyu ve basın denetimi ile doğru kararlarla, doğru hedefe varılabilir.

Ama demokrasiyi, tahammülü, empatiyi özümsememiş toplumlar, idareciler yetkilerini kullanma yönünden yanlışa düşebilirler.
Devlet idare etmek, deneme yanılma yeri değildir.

El yordamıyla idare edilecek bir şey ise, hiç değildir.

Atalarımız “bin kere ölç, bir kere kes”  diye boşuna dememişler.

Ama bir kere kesip, sonra bin kere düşünmek,

Kumaşta hadi neyse olur da, devlette çok ayıp olur sonra.

Cezasını tüm millet ödemek zorunda kalır.

****

 Önce 1973 yılında İstasyon meydanına kondu.

Aydın lisesi öğrencisi olan ben şiirler okuyarak CUMHURİYETİN 50. YIL ANITINI törenle açtık.

Şimdi yerinde dondurmacı var, otobüs durağıyla.

Sonra yıkılan Kent meydanında, yeniden yapılan ikinci Yedieylül ilkokulu binasının duvarına taşındı.

Kent meydanında yapılan düzenlemeyle üçüncü kez taşındı anıt…!
Mübarek Süleyman şah türbesi gibi gezdirilip, oradan oraya derken ortalıkta görünmedi uzun yıllardır.

Cumhuriyetin 10. Yılı kutlamaları gibi, 50. Yıl kutlamaları, Devletin genelgesi ile her ilde görkemli törenle kutlanmıştı.

Meydanlara anıt ve heykeller, bir hafta sürecek korolar , konserler, gece Soğukkuyu ve Kemer meydanlarında  biz öğrenciler ayazda marşlar ve  türküler 50. Yıl kutlamasını yaşayan bir nesiliz..!
O yılların anısına yapılan anıt önünde fotoğraf çektirilen bir buluşma yeriydi.

Ama şimdi bir dondurmacıya tercih edildi.

Basında fikri takip ilkesiyle peşini sürdüğüm bu konuda geri dönüş ve ciddiye alma yönünde maalesef ilgililerce, açıklama yapılmaması, basınla kurumlar arasına mesafe koymak anlamında yorumlanabileceği gibi, “ben bildiğimi okur, söylerim”

“Sen istediğini yaz kardeşim “yerine de geçiyor galiba..!

AYDIN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNE bilmem kaçıncı kez tekrar sormak istiyorum.

Cumhuriyetin 50 yılında  ve 1973 yılında  ,istasyon meydanına  yerleştirilen ,sonra  Yedieylül ilkokulu duvarına taşınan , ve en son  meydan düzenlemesi nedeniyle , yerinden alınan 50. YIL HEYKELİ NERDE..?

En son nerede olduğunu sorduğum etkili ve yetkili bir CHP ‘li Meclis üyesinin dahi

Nerde olduğunu bilmediğini söylediği, aşağıdaki  anıt   heykel..?

 

İçinizden, “Canım Aydın’ın her derdi sorunu bitti de sıra heykellere mi geldi”

Diyenleri duyar gibiyim.

Tarih sürekli olursa hatırlanır.

 1995 yılında ESKO ‘ya taşınan Aydın belediyesinin bodrumdaki arşivinde eski Aydın fotoğrafları, hemen arkasındaki sokakta yer alan çöp bidonlarının içinden, Tevfik Akbaş bulup çıkarmıştı.

Ama ya kurtarılamayanlar..?

Kamyonlarla SEKA ‘ya götürülenler..?

Yerel tarihimize sahip çıkmalıyız,

Kentin hafızası, markası olan heykel ve anıtlara sahip çıkmalıyız.

En azından onu yapan sanatkârlara saygı için bile olsa,

Aydın’a tarihine anılarına sahip çıkmalıyız.

50 yıl anıtı Sanat sokağına da ne güzel yakışır..?

Nasıl olsa, alışkanlıkla,  BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDEN bu yazıya da bir yanıt gelmeyecektir,

Şehri Eminden  geri dönüş olmadı yine
şimdi tekrar soruyorum Yılmaz Erdoğan gibi,..!

“Vizontele nerde..?” misali,
“Cumhuriyetin  50 yıl anıtı hangi depo veya   mezbelelikte..?”

Hiç olmazsa, bu İl’in Valisi,  vekili,   gene bir meclis üyesi okur da,

 Özel sohbette, meclis toplantısında, gündeme getirir..!

Malum biz tribündeki seyircilerin, mecliste konuşma ve görüş bildirme

hakkımız yok.!

Bizim vazifemiz,

Sadece uslu bir öğrenci gibi, dinleyip, günün yorgunluğunu atarak, birer bardak çay içmek..!

O da bize yeter de artar canım..!

Demokrasi ,halkın kendi kendisini yönetmek üzere  , başkan sultasından soru soramayan temsilciler idaresi  demek, değil midir zaten..?

Bizde geri bakmazlarsa, yüzlerini göremediğimiz, 

Meclis üyelerimizi önümüzde oturduklarından aynı  kürsüye  bakmamız nedeniyle  ancak enselerinden izliyoruz..!

Nereye kadar..?      

Eğer daha erkene alınmazsa,

Çok değil 9 ay sonra,

Taa ki  , 2019 Mart ayına kadar..!

Kimilerine hoş geldin, kimilerine hoşça kal,

 

SÖZÜN ÖZÜ:

 

ANITLARI OLMAYAN ÜLKENİN HATIRASI OLMAZ.

HATIRASI OLMAYAN ÜLKELERİN DE TARİHİ OLMAZ.

BIRAKIN ADALET YERİNİ BULSUN, İSTERSE KIYAMET KOPSUN.

 

MEHMET ÖZÇAKIR

İNŞAAT MÜH.

YEREL ARAŞTIRMA VE KÖŞE YAZARI

AYDIN ESKİ ESERLERİ SEVENLER DERNEĞİ  BAŞKANI

mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110  EFELER  AYDIN

GSM : 0.542.7608691

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
11 / 2 Parçalı bulutlu
Yarın: 10/1 Sağanak yağışlı