Artık, İş Bilenin, Kılıç Kuşananın, Marifet İşi Konuşan Değil, Yapanın

Onmayacak bir hastalığımız,

“suyu getirenle, testiyi kıranı” ayırt edemeyiz,

Ya da  ayırt etmek istemeyiz..!

Kimi kişiler, “mış gibi” etrafında gezip dolaşırken,

Kimileri “ağzıyla kuş tutsa” dönen bakanı olmaz.

işte burada reklamlar, hamili kartlar ve imajlar konuşuyor.

Siyasette  de böyle , dernekte de , iş hayatında da..!

hep gücün ve liderin yanında karelerde yer almak,

kurdeleleri keserken hemen bir makas kapmak,

“mış gibi” yapmak..!

Önümüzde artık iki haftadan az kalan seçim sathı maili.

İşi bilene,  kılıcı kuşanana teslim etme vakti.

Bu ülke ne çektiyse, işe göre adam değil, adama göre iş arayanlardan çekti.

ne demiş atalarımız  “keser döner sap döner, bir gün olur hesap döner”…!

eleştirmek çok kolaydır yapmak ise kimsenin işine gelmez..!

aşağıdaki anekdottaki gibi,

hayli usta bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış.

Ustası öğrencisini uğurlarken;

- "Yaptığın son resmi, şehrin en kalabalık meydanına koyar mısın?" demiş.

-"Resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak. İnsanlara, resmini beğenmedikleri yerlerine bir çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmeyi de unutma" diye eklemiş.

Öğrenci, ustasının dediğini yapmış ve birkaç gün sonra meydana bıraktığı resme bakmaya gitmiş.

Resmin nerdeyse her tarafının çarpılar içinde işaretlendiğini görmüş.

 Üzüntüyle ustasının yanına dönmüş.

Usta ressam, üzülmeden yeniden resme devam etmesini tavsiye etmiş.
Öğrenci resmi yeniden yapmış. Usta, yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş.
Fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını söylemiş.
Yanına da, insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını önermiş.

Öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmış ki, resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş.
Usta ressam şöyle demiş:
-"İlkinde, insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde, onlardan müspet, yapıcı, olumlu olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi."
kıssadan hisse,
- Emeğinin karşılığını, ne yaptığını bilmeyen insanlardan alamazsın. 
- Değer bilmeyenlere sakın emeğini sunma. 
- Asla bilmeyenle tartışma…!

*********

Geçen hafta elektronik postalarımıza düşen bir valilik basın daveti üzerine konunun önemi nedeniyle, 7 Haziran Perşembe günü öğleden sonra Valilik toplantı salonunda düzenlenen Menderes nehri balık ölümlerine ilişkin toplantıyı izledim.

 Söke İlçe sınırları dahilinde 23.05.2018 tarihinde meydana gelen ve Ulusal basında geniş yer bulan DSİ' ye ait Ana Tahliye Kanalında meydana gelen balık ölümleri ile ilgili olarak Vali Yardımcısı Mustafa Hulusi ARAT başkanlığında, Adnan Menderes Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Recai TUNCA, DSİ 21. Bölge Müdürü Mehmet Akif BALTA, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Fuat Fikret AKTAŞ ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Mehmet Taha AL'ın katılımıyla oluşturulan komisyonun hazırladığı inceleme raporu  yine aynı bürokratların katılımıyla Aydın valisi yavuz Selim KÖŞGER tarafından başlıklar halinde sunuldu.

Özetle hava sıcaklığının artışı ile ortamda oksijen azlığından ve sığ sularda yetersiz oksijen nedeniyle meydana gelen ölümlerin, kanalın önünün kapatılmasıyla su geçişinin de kapatılması nedeniyle, artışa neden olduğu belirtildiği toplantıda, Sayın Vali’den rica ettim.
Raporun bir örneği aynı gün mail ile adresime gönderildi.

 Üç sahifeden ibaret raporu incelediğimde, yer alan ifadelerden,

“ Bornova Veteriner Kontrol Müdürlüğünde yapılan su analizi ve Balık otopsisinde  “ yüzey sularında balık ölümlerinin tek bir nedenle veya birkaç nedenin birlikte etkisiyle ortaya çıkabilen bir vaka olduğu, insan kaynaklı kirleticilerin neden olduğu organik/kimyasal madde toksisitesinin genel olarak maruz kalma süresine bağlı olduğu, çoğu organik/kimyasal bileşiğin düşük konsantrasyonlarının kısa süreli maruz kalma durumunda sucul canlıları öldürmezken veya olumsuz etkilemezken, konsantrasyonların uzun süreli maruz kalma durumunda sucul canlılar için ölümcül olabileceği, yüzey sularında ilkbahar ayları ile birlikte artan su sıcaklığı, oksijen çözünürlüğünü azaltırken, çoğu organik/kimyasal bileşiğin toksisitesini artırdığı, yerinde yapılan ölçümlerin çözünmüş oksijen konsantrasyonunun sucul yaşam için kabul edilebilir değerlerin oldukça altında ve neredeyse anoksik koşullarda olduğunu gösterdiğini, kentsel ve endüstriyel deşarjlar ile yağışlar sonucu taban sedimentindeki organik maddenin nehir suyuna karışması sonucu uzun süreli oksijensiz koşulların ortaya çıkmış olması, özellikle akış rejiminde değişiklikler ortaya çıkmışsa kitlesel ölümlerin potansiyel bir nedeni olabileceği, genel bir yaklaşımla; yaz başlangıcı dönemlerinde hızlı yükselen su sıcaklıklarının neden olduğu düşük oksijenli ortam ve akış rejimindeki olası değişikliklerin, kentsel/endüstriyel/tarımsal kirleticilerin birlikte etkisiyle kitlesel ölümlerin nedeni olarak kabul edilebileceği “ belirtilmiştir.

Yani özet olarak, “tahliye kanalında çökelen kimyasal ve organik kirlenmeye uzun zaman maruz kalan balıkların, artan hava ve su sıcaklığı ile beraber azalan oksijenin yığınsal balık ölümlerine neden olarak kabul edilebileceği “ belirtiliyor.                                                                                                   

Özellikle pestisit denilen tarım ilaç artığı bulunmadığı belirtilen basın açıklamasında, sorduğum “su analizinde Jeotermal akışkanının ölümcül etkisinin “ bulunmadığı söylendi.

Valilik raporunun “SONUÇ” kısmında aşağıda aynen yapılan alıntıda ;
İhbarların geldiği 22.05.2018 tarihinden önce meydana geldiği düşünülen balık ölümleriyle ilgili olarak, alınan su ve balık örneklerinin laboratuvar analizleri sonucunda kesin ölüm nedeni tespit edilmiş olup, yağışların azlığı, mevsimsel ani sıcaklık değişimleri, çözünmüş oksijen miktarının sucul yaşamı tehdit edici düzeye inmesi, kanala mansaplanan atık suların birlikte etkisiyle balık ölümlerinin yaşandığı,

Ana Tahliye Kanalı’nda benzer olayların yaşanmaması için, su kalitesi ve debisinin online olarak sürekli izlenmesi, bu amaçla “Elektronik Su Kalitesi İzleme İstasyonunun (otomatik-online) kurulması, istasyondaki değerlerin DSİ 21. Bölge Müdürlüğü, Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından takip edilerek, su kalitesi ve debisindeki değişime bağlı olarak, su yönetimi ile ilgili tedbirlerin alınmasına yönelik iş ve işlemlere başlandığı,

İlimiz sınırları dahilinde bulunan nehir ve kanallara yapılan su deşarjlarının izlenmesi ve söz konusu akarsularda yapılması yasak olan ticari su ürünleri avcılığına yönelik faaliyetlerin önlenmesi amacıyla, kontrol görevlilerine gerekli araç ve ekipman sağlanarak imkanların arttırılmasına yönelik çalışmalara başlandığı tespit edilmiştir.

Ancak bu ayın başında Sultanhisar Malgaç deresinde, henüz Menderes nehrine karışmamış kesimlerinde  meydana geldiği bilinen balık ölümlerin nedeninin, yasak olmasına rağmen ,  Jeotermal akışkanlarının ortama  serbestçe salınmasından kaynaklandığı belirtiliyor.

 

Kim ne derse desin, ne kadar masum olduğu açıklansın, ,jeotermal yavaş ve sinsice,  AYDIN TARIMINA olumsuz bir darbe vurmaya devam etmektedir.

Geçen Cumartesi Germencik te yapılan ve Çevre Derneklerinin büyük destek verdiği JEOTERMAL yürüyüşü son yıllarda en büyük katılımla geçekleşti.

Artık birileri geniş bir ÇEVRE ŞURASI yapılması kararı almalıdır.

Çünkü bu enerji Aydın da,  çevreci ve sürdürülebilir olarak üretilmemektedir maalesef..!

Ülkemizde sadece kayıp kaçak elektrik kullanımı önlense, JEOTERMAL enerjiye gerek kalmayacaktır.

Ülke genelinde elektrik enerji üretiminin % 1 i bile bulmayan Jeotermal enerji , % 15 oranındaki kayıp ve kaçak önlendiğinde gerek kalmayacaktır.

Enerji ihtiyacı bu nedenle çok da samimi değildir.

Aydın samimi, olmayan ihtiyaçlar ve plansızlığa kurban edilmektedir.

Tarım zengini ilimizi bitiren “ JEOTERMALİN TARIMA OLUMSUZ ETKİSİ “akademik raporları internette mevcuttur.

En başta çok hassas  mikro klima isteyen İncir gibi  marka ürün merkezi ve Zeytin ve Çilek yurdu Tarım kenti ilimiz, artık ciddi çevre sorunları ile boğuşuyor ne yazık ki..!
Bunun acı sonuçlarını hep beraber, çok değil üç beş yıl içinde göreceğiz maalesef.

Tarım ürünlerimiz, bu haberlerden alıcı bulamayacak, yaşanabilir, sağlıklı ve havası suyu güzel, emekli kenti olarak tercih edilen kentimizden göçler başlayacak, yerli ve yabancı Turizm baltalanacak, Aydın daha da fakirleşip zor günler yaşayacaktır.

Unutmayalım,

“ bir şeyin şüyuu, vukuundan beterdir.”

Yani bir şeyin dilden dile anlatılan dedikodusu, olmuşundan beterdir..!

Bugün AYDIN ‘da ve bizde olandan bundan ibarettir.

Bu köklü sorunu çözemeyenlerin yerine,  elbet bir çözen bulunacaktır.

 

 SÖZÜN ÖZÜ:

HİÇ KİMSE ASLA VAZGEÇİLMEZ DEĞİLDİR,

MEZARLIKLAR KENDİNİ VAZGEÇİLMEZ SANANLARLA DOLUDUR.

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER- AYDIN

GSM : 0.542.7608691

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
11 / 2 Parçalı bulutlu
Yarın: 8/1 Aralıklı gökgürültülü yağış