Hayatta Her Evin Bir Hikayesi Vardır, Yaşam Acıdır Ama Meyvesi Tatlıdır

Cennet ve Cehennem acaba sadece öbür dünyada mıdır..?

“Cehennem de ateş yoktur,

Herkes tutuşturacak odununu bu dünyadan götürür “

Diyen atasözü ne kadar doğrudur..?

Bu dünyanın bir tarafının cennet,

bir yanının da cehennem olduğunu düşünürüm hep.

 Cennet cehennem bir arada bu dünyada,

Bir gün acıyı, ertesi gün bayramı bir arada.

İnzivaya çekilmiş bir derviş,

Bu dünyada değil, öbür alemdedir.

Sadece öbür dünyayı zikrederek, ruhen öbür alemde yaşarken,

Ancak bedenen kendisi bu dünyadadır.

Ama asıl cennet cehennem biraz da, yaşadığımız bu dünyadadır.

Okuyup iş bulmak, evlenmek, çoluk çocuk yetiştirmek,

Ev geçindirmek, işsiz veya boşanan çocuklara teselli olmak,

Nokta koyduğumuz hayata yeniden başlamak,

Torunlara baba, dede olmak,

Sıkıntılarla baş etmek..!

Kısaca cenneti de cehennemi de bu dünyada yaşamak.

Evet yaşam acıdır.

Sabretmek ise sonunda ferahlıktır.

Katlanabilenler için bu dünyada bir imtihandır.

En içten duygularıyla döktüğü gözyaşı bu dünyadaki acıların dışa vurumudur.

“Her canlı bir gün ölümü tadacaktır” derken,

Aslında hayatın acı yüzünü de ortaya koyuyor bu veciz söz.

İşte bu gerçeği, hayatın tatlı zamanlarında unutmamalıyız.

Acı ve tatlı yaşam bu dünyanın,  cennet ve cehennemidir.

İçinden kimsenin sağ çıkamadığı,

Aldığımız her nefesi geri verdiğimiz,

bu yalan dünya, eğer çok iyi ve güzel bir yer olsaydı,

mezarlıklar olmazdı..!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

****

Evimin önünde diktiğim üç ağaç zeytin ağacı bu yılda çiçeklerini vermeğe başladı.

Çiçek açtığı bu aylarında döktüğü binlerce çiçekten ağaçta kalabilenler,

Şimdi kahvaltılarda sofradaki Meyveye dönüşecek.

İşte Hayatın ta kendisi.

Toplu iğne başı gibi başlayan zeytin meyvesinin yolculuğu

Kendini besleyen kök ve dallardan aldığı özütü,

İçinde sindirerek, üç beş ay sonra erik büyüklüğünde dallarını bize sunuyor.

Sabırla büyüyen siyah ve yeşil daneler,

Hep insanlar için!

Ama insanlar hep tüketmek, hırsla birbirini çiğnemek arasında.

Kimse hayatın en tatlı anlarında, bunun bir gün biteceğinin farkında değil.

Hayatta her gününüzü, son gününüzmüş gibi yaşarsanız,

Gerçek anlamda insan olanlardansınız.

Acı, tatlı, hüzünlü, neşeli,

Hayatta her evin, her bireyin ,bir hikayesi vardır..!
Ya sizinki  hangisi..?

***

Siz de aynı kanaatamısınız bilmem, ama konuştuğum her kişi siyasette seviyenin düştüğünden yakınıyor.

Yaşı başı ermiş, demini almış olması gereken siyasetçiler, sokak kavgasına karışan çocuklar gibi atıp tutuyorlar.

Zerafet ve mizahtan vareste kampanyalar hiç bu yıl ki kadar dibe vurmamıştı.

Adaylar kendi projelerini tanıtacak yerde, karşı adaylara olmadık söylemlerle yüklenmeleri,

Aslında biraz da kendi acizlikleridir.
yan yana gelemeyen bugünün politikacıları, ustalarından ve duayenlerinden ders almalıdır.

Nerde o eski politikacılar..!

hepimizin tanıdığı üç nesil lider olarak Türk siyasetine damgasını vuran,

 Demirel, Erbakan, Ecevit ve Türkeş birbirlerini eleştirseler de bir araya geldiklerinde nezaketi, saygıyı eksik etmezlerdi.

Hem siyaset yapar, hem de  hoşgörü sınırı içinde rakiplerini eleştirirlerdi.

 

Mesela rahmetli Demirel den veciz siyasi sözler,

Türkeş Türk çocuğu, Ecevit halk çocuğu, Erbakan Müslüman çocuğu, biz o... çocuğu muyuz?

Dünkü güneşle bugünkü çamaşır kurutulmaz. Meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz.

Yağmur yağarken "ben ıslanmam" diyemezseniz.

Elektriğin komünisti olur mu? Yazın biz Bulgaristan'dan elektrik alıyoruz. Kışın Bulgaristan bize elektrik veriyor.

deyiverirdi gazetecilere,

Bir Osman Bölükbaşı nükteleri ile siyasette gerginliği, tebessümlere dönüştürmeye yeterdi.

Bir uçak seyahati sırasında kendisinin uçakta olduğunu öğrenen İsmet İnönü torununu Bölükbaşı'na gönderir,
Çocuk: Osman Amca, ben İsmet İnönü'nün torunuyum.

Dedem aşağıya biraz para atıp üç-beş fakiri sevindirmeni istiyor.
Bölükbaşı: Evladım, ben aşağıya biraz para atarsam üç-beş fakiri sevindiririm.

 Ama aşağıya dedeni atarsak bütün memleket sevinir..!
Bu eleştiriye İnönü uçakta kahkahalarla güler.

Oysa bugün, mizahtan,  empatiden yoksun, gergin, kindar adaylar ve bundan etkilenen seçmenler.

Siyasi nezaket ve tahammülsüzlük zirvede.

Adeta futbol takımı taraftarı gibi çekişmeler.

Bu sokak kavgalarını izleyen seçmenler, ad ayların bu sözlerini bir yere not etmeyi unutmuyor.

Biraz daha sağduyu ve ölçülü eleştiri bekliyoruz.

Zaten gergin bu toplumu daha da germeye hiç gerek yok..!
vakit toparlanma vakti,

Birlikte olmak vakti,

***

Ramazan ayının kutsal günlerin sonuna geldi dayandık.

Sayılı gün çabuk geçer sözleri ne kadar da doğru.

Artık günler saat gibi, haftalar gün gibi, ay’larda hafta gibi gelip geçiyor.

Yıllar ise nerdeyse göz açıp kapayıncaya kadar.

Bu hafta sonu geldi çattı bayram.

Ardından öbür hafta seçimler.

Bu arada bolca anketler ve tahminler,

Artık güle güle Recep, Şaban ve üç ayların sonuncusu Ramazan,

Ardından gelsin bir ikramiyeli Kurban,

Ama artık kendimize gelelim,

Siyasete kurban edilmemeli bu  aziz VATAN..!

 

 

SÖZÜN ÖZÜ :

BAZAN OLMAZ,HAYAT İSTEDİĞİNİ SUNMAZ .

YA ZAMAN  YANLIŞTIR YA DA  MEKAN.

BAZAN DA , İNSAN..!

 

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER – AYDIN

Gsm : 0.532.3722627

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
28 / 12 Parçalı bulutlu
Yarın: 25/10 Parçalı bulutlu