ÖZGÜRLÜK EKONOMİYLE BAŞLAR

 

Fransa da SARI YELEKLİLER eylemleri günlerdir dünya basının manşetlerinden düşmüyor.

Hatta ARAP BAHARI gibi diğer Avrupa ülkelerinde memnun olmayan kesimlerin  benzeri eylemlerine dönüştü.

Sınır tanımayan bu  hareket, domino taşı gibi  Hollanda ve Belçika gibi  tüm Avrupa’ya yayılacağa benzer.

Kimilerinin bizdeki Gezi parkı eylemleri ile  benzeten protesto olaylarının ardında , kimlerin olduğu ve nedenlerini merak ediyor Dünya.

Kurgu teorisine inanlar, büyük kapitalistlere mesela Macar asıllı para  sihirbazına  işaret ederken , aslında  en büyük aktör yine de Okyanus ötesinden kıta ülkesinden geldiği her zaman ön planda.

Düne kadar kolkola yürüyen Okyanusun iki yakasındaki  dev ekonomisi olan ülkelerden Avrupa yakasındaki kolunun artık  bağımsız Avrupa gücü kurmak isteyince , ders vermek üzere olayların başladığı iddia ediliyor.
Açıkça NATO ‘ dan ayrılıp kendi ordusunu ve gücünü kurmak isteyen AVRO bölgesindeki  hareketler , Trump başa geldikten sonra yoğunlaşınca, Okyanus ötesinden  Avrupa’ya  “balans “ayarı verilmek istendi .

Tabii herşey masum bir demokratik hareket adı altında yürütüldüğünden ,epey sempatizan toplandı ve haklı eylem büyük destek buldu.

Aslında bu hareketi düzenleyenler , kurguyu çok iyi yapığ bir taşla iki kuş vuruyorlar.

İlki vatandaşın  başta petrol olmak üzere,  zamları ve hayat pahalılığından etkilenen kesimler kolayca harekete geçeceği, bunun sonunda da , karışan ortalıktan fotoğrafları gösterip , kendi amacına ulaşmak isteyenler.

Aslında herşeyin altında yatan , dünyayı yöneten güç para..!

Ekonomik bağımsızlık ile başlar Hürriyet.

Özgür ve Hürriyeti olmayanlar ,ekonomik bağımlılardır.

Devir, “parayı verenin, düdüğü  çaldığı “ zamandır.

bu   söz   nasıl ortaya çıkmıştır...?
Nasreddin Hoca pazara gidiyorken, mahallenin çocukları kendilerine birer düdük getirmesini Hoca’dan istemişler.

Olur demiş Hoca.
Ancak, çocuklardan yalnız bir tanesi sipariş ettiği düdüğün parasını vermiş.

Akşam üstü Hoca pazardan dönerken çocuklar koşuşup düdüklerini istemişler.
Hoca parayı veren o  çocuğa düdüğü uzatmış.

 Çocuk düdüğü öttürmeye başlamış.
Diğer çocuklar, “Hani bizim düdüklerimiz” dediklerinde;
-“ Parayı veren düdüğü çalar ”.. demiş Hoca

O misal , düdük şimdi Avro bölgesinde çalıyor..!

 

*******

Söz paradan açılmışken devam edelim ,

Para herkesi ve her şeyi satın alır derler,

Ama, ya parayla satın alınamayacak şeyler..?

Sizce neler…?

Mesela , İngiltere'de yargıçların maaşı yoktur.

Onun yerine ihtiyaçları oldukça kullandıkları kredisi sınırsız çek defterleri vardır.

Yani İngiltere  hakimlerine o kadar güveniyor .

Bir gün hakimin biri bir bankaya gidip 1.000.000 poundluk bir çek bozdurmak istediğini söylemiş.

Tabii ortalık birbirine girmiş.

Banka yöneticileri en üst makamdan onay almadan bu kadar parayı veremeyecekleri söyleyip hemen İngiliz İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı,Başbakanlığa filan telefon etmişler.
Ancak aradıkları her yerden gelen cevap aynıymış: ÖDEYİN!

Gel gelelim bankada o kadar nakit yokmuş. Hakimden ertesi gün gelmesi rica edilmiş. Ertesi gün para bir bavul içinde hazırmış.Aradan birkaç gün geçmiş.

Hakim çıkagelmiş. Parayı bankaya geri vermek istiyormuş.

Banka yönetimi şaşırıp kalmış.

Hemen Adalet Bakanlığı´nı aramışlar.

Derhal bakanlık müfettişleri devreye girmiş ve hakime hareketinin sebebini sormuşlar. Hakim  , “Kraliçenin hükümeti bize gerçekten bu kadar güveniyor mu? Onu sınadım” cevabını vermiş.

Raporlar bakanlığa iletilmiş ve aynı gün hakim azledilmiş.

Adalet Bakanlığı hakime gönderdiği yazıda gerekçeyi şöyle açıklamış: ”Kraliçe hükümetinin saygın bir hakimi, eğer   devletine güvenmiyor ve onu sınıyorsa, devlet ona asla güvenmez.” .

“Güven” çok ince bir çizgidir. Onu kalınlaştırarak kırılmasını engelleyen tek şey, “iki taraflı” olmasıdır.

Biliyorsunuz  hüküm vermek semavi dinlerde Allaha ait bir  yetkidir.Dünya üzerinde ise bu yetkiyi sadece hakimler kullanır.

Oysa bizde karar verenler ,  maaşlı  , özgür karar veren  kamu görevlisidir.

En üst amiri  vicdandır.

Oysa gerçek özgürlük, önce idari özerklik ve sonrası  ekonomik  özgürlüktür.

İngiltere de geçen anekdotta olduğu gibi.

İşte  budur  , gerçek adaletin   tarifi..!

Son Peygamber’e  ,  devrinde yaşayanlar sormuşlar, “ kıyamet ne zaman kopacaktır..?
-Peygamberimiz onlara sormuş, sizce ne zaman..?
Kimi kuran çöpe atılınca, kimisi  zina yayılınca, kimi de cinayetler arttıkça demiş.
Peygamberimiz   ” hiçbiri değil  “ der  ve ekler,

 “Kıyamet adalet çökünce kopacak ..!

“Onun için dir ki ,  Bir memleket adaletle yaşar, adaletsizlikle yıkılır.

 Kuvvete dayanmayan adalet aciz, adalete dayanmayan kuvvet zalimdir.

Adaletin kuvvetli, kuvvetlilerin de adaletli olmaları gerekir.

SÖZÜN ÖZÜ:

BİR İŞİ BİLEN YAPAR,  AZ BİLEN AKIL VERİR,

BİLMEYEN ELEŞTİRİR, YAPAMAYAN ÇAMUR ATAR.

MEHMET ÖZÇAKIR      mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110 EFELER - AYDIN

GSM : 0.505.8077828

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.