Aydın, Zengin Topraklarında, Fakir Yaşayanların Vatanıdır

Aydın geriye giden bir trende,  ayakta ileriye giden yolculara benziyor.

Söylemler şahane, eylemler nafile, hep geride.

Bu şehri Güzelhisar’ın olmazsa olmazı  üç “T”
“Tarım, Tarih  ve Turizm.”

Ekonominin lokomotifleridir.

Jeotermali  ise hiç yazmıyorum artık.!

O tren hepten kaçtı gitti…!

Enerjisi tüm ülkeye, kazancı, katma değeri tekellere, atığı , pisliği  bize…!
Bir on yıl sonrasında,  jeotermal kuyuların delik deşik ettiği dağlarda ve ovada, ne zeytin ne de pamuk kalacak,

kimin umurunda ve farkında.?

Aydın’ın tüm ülke tarımı içinde payı yüzde 6,50 turizm içinde ise payı ise bundan daha azdır.

Hadi gelin biraz geyik yapalım..!

Hollanda bizim Konya ölçeğinde büyüklüğüyle, hayvancılık ve türevleri geliri 50 milyon dolar.

Türkiye Hollanda’nın 20 katı büyüklüğüne rağmen hayvancılık geliri 12 milyon dolar.

Yani aslında doğru bir orantıyla tam bir milyar dolar kazancı olmalı güzel ülkemin.

Bununda en büyük payı Büyük  Menderes nehrinin aynı adlı  ovasını  suladığı Aydın’ın  ve Egenin..!

Aydın Büyükşehir olmasıyla farkında mısınız bilmem,

Herkes elinde bir dosya soluğu ya BB Başkanı Çerçioğlu’na ya da Efeler Başkanı Mesut Abi’de.

Başkanlara ulaşamayanlar ise en yakın Meclis üyeleri ile bürokratta.

Ama gelgelelim Aydın da bürokrasi içinde ayrılık var kendi aralarında. Tebessüm etmeyen yüzler,  yıllarca sadece zorunluluktan yan yana gelinen,  bu nostaljide kalmış ama hala yeni figüranlarla devam eden geçimsiz karelere son verilmelidir. 


Bu kenti en iyi bilenlerin heyecanlı projeleri var destek arayan, ama her yer kapı duvar, ya da boş verin bunları en iyisini bizim bürokratlar yapar.

Aydın da kiminle konuşsam, herkes aynı tespiti yapıyor.

Gençlerden tarım yapan gittikçe azalıyor.

Nedeni belli, tarım artık bir evi besleyemiyorsa, köylerden herkes soluğu  Büyükşehirlerde  sabit maaşlı  işe..!

Ya beyaz yakalı olup , masa başına,ya da mavi yakalı olup ayakta..!

Ama kimse kazanmak istemiyor kendi toprağında.

Aydın’ı ve Tarım’ bekleyen en büyük tehlike genç nüfusun tarımdan kaçmasıdır.

Ülkeyi gelecek on yılın sonunda saman ithal eden ülkeden, her şeyini dışarıdan alan ülkeye geleceğiz.

Hani bize ilkokuldan  bu yana öğretilen “ kendi kendine yeten yedi ülkeden biriydik “ biz..?

Oysa o kara toprak kimleri beslemez, doyurmaz..!

Ama bizler artık  o kara toprağa gözümüzü  dikmiş, ümitlerimizi yitirmiş, kara toprağa girmeyi bekleyen ümitsizleriz..!

Köylerden Büyükşehir’e göçün tehlikesinin farkında mısınız..?

Kentlerde her yer beton,

Bitmeyen konut iştahı, doymayan bina ve yapılara ilgi..!

Hiç imara açılmaması gereken Ovalara doğru kayan Aydın kenti.

Van depremini unutmayın.

Ovada yapılaşmalar felaketi acıya dönüştürdü.

Yeni VAN şimdi dağlara taşındı.

Plansız, ileriyi görmeden yapılaşma, sonra felaket ve afet gelince,

NERDE DEVLET..!

Nazilli ‘li yer bilimci hemşerimiz Ahmet Övgün ERCAN, ilimizi bilen en iyi bilim adamı, “Ovalara değil, dağlara bina yapalım” diye yırtınırken, biz aksine Tepecik, Çeştepe Işıklı ovalarına yayıldık çayıra, mevlam kayıra..!
Hele ŞEHİR HASTANESİ’nin IŞIKLI ovasına yapılması bir cinayettir.

“Nerde boş arsa arazi buldum, devlet yatırımı oraya yapılsın” kararını verenler depremin etkisinden, ulaşımdan dahası bilimden ilimden fenden feyiz almadan, meslek odalarına danışmadan aldıkları bu kararlar son derece yanlıştır.

Milli servetin boşa harcanmasıdır.

Bu ülkede nice meslek erbabı, yerelde nice uzman teknik eleman varken, devlet, aceleyle, oldubittiye getirmesi kaynakların israfından başka bir şey değildir.

Hem bu devlet eliyle tarım arazilerini da talanıdır.

Sadece hastane ile kalmıyor malum,

En yakınına, eczane, pansiyon, otel, lokanta, otopark vb derken en az on misli alan tarım yapılamaz hale geliyor.

Bugün Işıklı ve Kuyulu ile Kardeşköy de arsaların nerdeyse Adnan Menderes Bulvarıyla yarışır hale gelmesi, tarımdan uzaklaşmanın da bir başka nedeni. Kırda köyde bir yeşil panjurlu ev hayali, tarımı bitirdi.

Üreticiler, en verimli arazilerini ya kahvaltı salonu, ya da, yükselen trend havuzlu villa projelerine, sitelerine devrettiklerinden beri, bankaya koydukları parayla zahmetsiz, üretmeden kazanmanın tadını aldılar, tarımdan uzaklaştılar.

Üretmeyen, yetiştirmeyen köylünün dördüncü nesil torunları işsiz ordusuna katıldığında, çarşı pazarda yangının önüne geçilemez.

Bakın kömür cinayetiyle gündeme gelen Soma’ya.

Bir zamanlar Tütün ekilen bu kıraç susuz topraklara, ekim yasağı getirilince, tek bildiği, tarla ziraatı elinden alınınca, herkes mavi yakalı sınıfı olup , geçim derdinde, indi madenlerde..!

Üç yüz kişilik ocağa, altı yüz kişi indirilince, planlanan üretim iki kat artmasına rağmen, ver  havayı ocağa, yansın kömür  içten içe, alaturkalık diz boyu  hemen..!

Aydında beklenen son bundan farklı değil, evet tütün yok ama, parası pul olan köylünün, tarımdan uzaklaştırdığı gençler,

Aydın, Söke, Nazilli Kuşadası ve Didim sokaklarında, günü kurtaran , başı boş ne mavi ne de beyaz , yakalı  insanlar..!

Aç insan ne yapar..? Aydın tren garında çekilen bu fotoğraftaki gibi, evsiz, barksız, yurtsuz, banklarda yatar.

Aydın da beyin göçü durdurulmalıdır.

Üniversite bitirmiş gençlere iş için var olan potansiyel, 3T projesi ile harekete geçirilmelidir.

“aç tavuk düşünde, kendini darı ambarında sanar”

Ama bilin bakalım aç insan neler yapar..?

Açın gazetelerin 3. Sayfasını, işte manzarai umumiye karşınızda.

Üretmeyen tarım ülkenin sonudur.

Çünkü tarım ülkelerin milli ve stratejik sanayisidir.

İnsanlar yiyecek bir şey bulamayınca, cep telefonu, bilgisayarları yemeyeceğine göre,  ya çöp konteynerlerinden yiyecek arayacak, ama korkum odur ki, oda yetmeyecek ve birbirilerini yiyecekler.

 

SÖZÜN ÖZÜ

İNSANIN EN İYİ DOSTU KENDİ GÖLGESİ DERLER,

AMA O DA, KARANLIKTA YANINDA DEĞİL ,

AYDINLIK GÜNÜ BEKLER..!

 

 

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

Gsm : 0.542.7608691

PK:110 EFELER – AYDIN

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
11 / 2 Parçalı bulutlu
Yarın: 8/1 Aralıklı gökgürültülü yağış