DÜN DÜNDÜR, BUGÜN BUGÜN, YARINA ALLAH KERİM

Yazılarımda siyasi konulara pek girmek istemem.

Bu politikayı anlamadığından veya korkup çekindiğim ile ilgili değildir.

Aldığım mesleki eğitimimden kaynaklanıyor olsa gerek,

Her doğruya hemen inanmamak,

Her yanlışta acele etmemek, mesleğimizin sorgulayan bir sonucu.

Tek kaynaktan değil, çokça yerden bilgi almak,

Olayları ve konuları tam bir sakinlikle analiz ederek, önyargısız ve tamamen tarafsız yaklaşıp çözümler ve projeler üretmek.

Neden siyasi konulara uzağım.

Hayatta bir genel doğrular vardır, kimsenin inkar edemeyeceği,

Örneğin, yerçekimi,  dünyanın güneşin etrafında döndüğü,

Kimse itiraz edebilir mi bu mutlak doğrulara..?
Ama siyasette doğrular, herkesin inanmak istedikleriyle paraleldir.

Karşı tarafın doğrularını görmek yerine, yarım bardak suyu boş görmek gibi, istendiğinde eleştirecek her şey bulunur.

Gene bugünlerde siyaset içinde gerek CHP’ de gerekse İYİ parti de dün kabullendiği doğrulara karşı çıkıp, karşı saflara geçmek için istifa eden partililer trafiği hızlandı.

Aynı partide olsanız da, siyasi yoldaşınızı yerden yere vurmak, en azından bir zamanlar kabullendiğiniz doğrulara aykırıdır.

Bunun adı “ucu bana dokundu”, egoizminden başka bir şey değildir.

Bugünlerde Aydın Büyükşehir belediyesine hem muhalefetten, hem de kendi partilileri bir kısım, CHP’liler den ciddi eleştiriler devam ediyor.

Elbette doğal olarak bu eleştirilerin adresi  ve muhatabı sarışın  güzeli  binadaki son katın kiracısına.!

Suyun pahalılığı başta olmak üzere, iş bilmemezlikle itham edilen sarı binanın diğer sakinleri de, bu eleştirilerden payını alıyor.

Şimdi durup düşünelim.

Hiçbir siyasetçi “ben başarılı olmak istemiyorum” ya da “ben hizmet yapmayacağım” iddiasıyla makamında oturmaz.

Elbette onun doğrularıyla, muhalif olanların doğruları farklı olabilir.

İşte tam bu nokta, siyasi yazılardan kaçınmamın ana fikri..!

Doğrular kişilere göre farklı mıdır..?
Klasik anlamda doğru bir tanedir.

Ama siyasette icraat, herkesin doğrusu kendisinedir.

Çünkü sosyal konular, matematik, Fizik gibi tek formülle bulunan doğrular değildir.

Her partinin ilke edindiği bir siyasi görüşü ve sosyoekonomik kararları ile buna bağlı icraatları farklı olabilir.

Her icraatı da eleştirmek mümkündür, ama “doğru” kavramı siyasi, partilerin kendi benimsedikleri programları ve ilke edindikleri dünya görüşüne göredir.

Yoksa “ben kötü icraat yapacağım” diye kimse sahneye çıkmaz.

Elbette seçilenlerin, kendi parti programlarına göre öncelikleri, uygulamak istediği ekonomik programları vardır.

Burada en önemli olan, seçenlerin ne kadarının buna katıldığıdır.

Yoksa duran bir saat bile günde iki defa doğruyu gösterir.

Hiçbir iş yapmadığı iddia edilen yerel yönetimler dahi, mutlaka bir şeyler yapmaktadır.

Ama “doğruluğu”, her zaman sorgulanabilir.

Onun içindir ki, “ben yaptım oldu” doğru demek değildir.

Bu nedenle yapılanların ne kadar doğru olup olmadığı Sivil Toplumların ve Meslek odalarının görüşü ile yapılmalıdır.

İşte o zaman yanlış yapma ihtimali ve şansınız da kalmayacaktır.

Çünkü müşterek fikirler en doğruya işarettir.

Sonunda sizin dediğiniz değil, halkın ne kadarının onay verip vermediğini doğruluk ölçütü sandıklardır.

Siyasi konulara girmek istemesek de , gördünüz mü kendimizi bir anda içinde buluverdik..!
Eh madem öyle haydi biraz  kalalım girmişken..!
Ama politik anlamda değil, siyasilerin yaptıkları veya yapamadıklarıyla ilgilenelim.

Yaşadığımız kentin nasıl daha güzel olması için projelerimizi paylaşalım

 Ben deen azından bir seçmen olarak yaşadıklarımı aktarıp, AYDIN BÜYÜKŞEHİR’e yaptıkları nice doğruların yanında, aşağıdaki yanlışlarını belirteyim.

En azından bir seçmen sorumluluğuyla, kentimiz için duyarlı olduğum tespit ve gözlemlerimi ve projelerimi aktarayım.

Dün en sıcak günlerini yaşayan Aydın’ın en serin yerlerinden Aytepe deki mesire alanına çıktım.

Gerçekten öğlen saatlerinde daha serin, keyifli bir mekan.

Bir çay içip etrafı gezinirken kanyon vadisi denilen anfi tiyatroya geldiğimde çok şaşırdım. 

Her yeri çöplük ve içki şişeleri, içinden incir ağacı çıkmış ve kendi haline bırakılmış hali pür melali içimi acıttı.

Arazinin doğal yapısından yararlanılarak, oluşturulan kademelerde yapılan ahşap oturma grupları ile üç beş yıl öncesine kadar burada izlediğim konser ve gösteriler geldi aklıma.

Ama dün gittiğimde cıvıl cıvıl o güzelim anfi tiyatro, terk edilmiş, şehre küsmüş bir durumda.

Oysa bu sıcak günlerde geceleri ne güzel konser ve eğlenceler eşliğinde serinlemek imkanı bulurdu Aydınlılar.

Kanyon parkın acı sonu ,biraz altındaki Pınarbaşı’dan farksız.!
sağolsun eskiden  basınla bilgi alışverişi çok daha sık olan Aydın belediyesi , ne zaman  Büyükşehir oldu, işte o vakitten beri görüşemez olduk.Niçin yazıyorum , mutlaka bi açıklama gelmesini ümit ediyorum , ağer geçerli doğruysa , kabul etmek boynumuzun borcudur.Yok, sudan bahaneler ise katılmak mümkün değil..!

Bir ikinci hüzünlü olduğu kadar tehlikeli görüntü de, Aytepe ye giden yol üzerinde.

Aytepe alanına giden kıvrımlı varyant yolun iki yakasında, kurumuş otlar yarım insan boyunda. 

Yerlerde kırılmış içki şişeleri, naylon poşetler, piknik artıkları.

Adeta bir çöplük.

İşin çevre kirliliğinden daha da önemlisi, kurumuş otlara atılacak bir izmarit kentin felaketi olabilir. 

Küçük bir koruluk olan Aytepe mevkiindeki çam ağaçları alevlere teslim olarak kuru otlar nedeniyle tüm çevre rüzgarların da etkisiyle yangın tehdidiyle karşı karşıya kalabilir.

Aydın Büyükşehir belediyesi sorumluluk alanında olduğunu bildiğimiz kent içine .çok yakın Aytepe mesiresine acilen bir müdahale edilerek , otlardan temizlenmesi sağlanmalıdır.

Aksi takdirde çıkacak bir kıvılcım, kuru otları tutuşturarak, kentin içinde ciddi bir orman yangınına neden olabilecektir.

AYDIN BÜYÜKŞEHİR’ e duyurulur.  

Aşağıdaki konulara mutlaka bir çözüm bulmalıyız, kent içinde trafiği felç eden ZAFER MEYDANI, başta olmak üzere, Pınarbaşı, Aytepe Kanyon Vadisi’nin düzenlenerek yeniden halka açılması, suyun 15 tona kadar kullanan tüketicilere maliyetine, üzerinde fazla tüketim yapanlardan, daha fazla bedelle tahsil edilmesine, tanzim satış mağazaları kurulması, en önemlisi de kenti ortak akılla yürütmek üzere Sivil Toplum Kuruluşları ve Meslek Odaları ile çok daha yakın görüş alışverişinde bulunmalıyız.

Ben yaptım oldu demeden önce, seçim beyannamelerinde verilen söz gibi
“şehri ortak akılla yöneteceğiz” diyen bir Büyükşehir istiyoruz.

Bir de kentimizde, olan biteni kentin duygusal sahibi BELEDİYELERİMİZİN çok daha sık ve 6 ayda bir kez genel bilgilendirme toplantısı düzenleyerek şeffaf ve dedikodusuz, birinci elden basınla bir araya gelmesini bekliyoruz.
Yoksa Aydınlıların sözü işte bu fakir köşe yazarının köşesine adını verdiği gazete kupüründeki gibi,

KISA KES AYDIN HAVASI OLSUN,

HABİRE KONUŞ,  TORBA DOLSUN tekerlemesindeki gibi,  “dün dündür, bugün bugün”  diyen rahmetli Çoban Sülü’nün sözüyle avunuruz.


SÖZÜN ÖZÜ:

ALLAH KİMSEYİ YANLIŞI SAVUNACAK KADAR CAHİL,

DOĞRUYU İNKAR EDECEK KADAR NANKÖR YAPMASIN

 


 MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER AYDIN

GSM : 0.542.7608691

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
35 / 13 Güneşli
Yarın: 37/16 Güneşli