Son Yılların Gündemi Te-Re-Te Şamar Oğlanı Oldu Her Kesime

TRT ülkemizin ilk radyo ve sonra da Televizyon kuruluşu olarak yayın tekelini yıllarca elinde tutan bir kamu kuruluşu ve yayıncılığı.

 Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT), devlet adına radyo ve televizyon yayınlarını gerçekleştirmek amacıyla, 01 Mayıs 1964’te, özel yasayla özerk tüzel bir kişiliğine sahip olarak kuruldu. 1972’deki anayasa değişiklikleri ile kurum “tarafsız” bir kamu iktisadi kuruluşu olarak tanımlandı. 

TRT içinde yakın bir dinleyici olarak bulunduğum ve çalışanlarıyla yakın dostluklar edindiğim üniversite yıllarımda gördüğüm, TRT bir medya okuluydu.

  

Bugün çoğu emekli ünlü Bülent ve Sebla Özveren, Ali Kocatepe, Halit Kıvanç, Cenk Koray, Seynan Levent gibi sunucu ve program yapımcıları TRT okulundan yetişmedir.

 

(Seynan Levent ile Aydın da )

Rahmetli ÖZAL’ın başbakanlığı döneminde Uydu yayınlarının 1986’dan sonra, Türkiye’ye yönelik yayın yapan özel televizyonların ortaya çıkması, TRT’nin 1990 yılına kadar süren televizyon yayınları üzerindeki tekelini ortadan kaldırıldı.

1987 de Cem Uzan ve Ahmet Özal’ın ortak olduğu  (Magic Box ) adlı Star 1 ile yasal olmasa da, ilk özel televizyon ve radyoculuk başlamış, 1992 yılında TELEON, sonrasında SHOW TV yayına başlamıştı. Sırasıyla HBB (1992)  Kanal 6 (1992) Flash (1992) Samanyolu, Cine 5, Kanal D (1993) ve ATV (1994)yayınları ekranlardaydı.

 

Televizyonun Tek kanallı olduğu yıllarda, evlerimizin başköşesinde misafir, komşularımız ise her akşam TELESAFİR.

Aydın da yaygın olarak 70’li yılların başında izlenebilen televizyon yayınları ile telesafirlik, deyimi ulusal hayatımıza kazınmıştı.

Hiç unutmam artık gına gelen telesafirlik nedeniyle, televizyonlu evler kapılarını çocuklara kapatınca, rahmetli babam ilk siyah beyaz televizyonu eve getirdiği akşam, kendi evimizde bayram sevinci yaşamıştık.

İki üç gün içinde duyulunca, bu kez bizim ev telesafirlerle doluşmuştu..!

Bu konudaki Yılmaz Erdoğan’ın usta senaryosuyla VİZONTELE 1 ve 2 o yılların kesitlerini veren en güzel sinema örnekleriydi.

Ay’a ilk ayak basıldığı 1969 yılında, gecenin ortasında yapılan canlı yayını izlemek için ramazan misali sahura kalktığımızda 12 yaşındaydım.

O zamanlar haftada üç gün üçer saat, sonra da sadece akşamları yayınlanan programlar, zaman içinde gün boyunca yayınlanır oldu.

 8 kişiden oluşan TRT Denetim Kurulu o yıllarda yayınlanacak her şeyi denetler, sakıncalı bulduğu müzikleri, sözleri yayınlamazdı.

Uzun yıllar Cem Karaca şarkıları, nazım Hikmet Şiirleri, Yılmaz Güney filmleri yayınlanma izni verilmediğinden yasaklıydı.1977 yılında kurula çağrılan Timur Selçuk görevine son verildiği 1978 yılına dek ancak Türkiye’ de ilk defa, Nejat Çetinok’ un hazırlayıp sunduğu bir müzik programında, TRT yayınlarında, Nazım Hikmet şarkısı çalınma izni alabilmişti.

O yıllarda EUROVİSİON şarkı yarışmaları çok popülerdi.

1975’te bir rüya gibi başlayan Eurovision maceramız 2012de sona ermişti. O yıldan bu yıla her yıl yarışmaya geri dönme sinyalleri verilse de bir türlü beklenen olmuyor, Türkiye Eurovision sahnesiyle buluşamıyordu. 

Tam 6 yıldır kendi kendimize koyduğumuz bu yasak nedeniyle girmeye çalıştığımız Avrupa’dan uzaktık.

Son yıllarda ise TRT her seçimde adeta şamar oğlanı.

Her ne kadar özerk ve tarafsız bir kamu kuruluşu ise de, iktidarın atadığı bürokratlarla idare edilen TRT, seçimlerde tarafsız olmamakla suçlandı,

Sonunda kapatılmasıyla gündeme geldi.

Önce, Muharrem İNCİ, ardından Meral AKŞENER, sonunda Tayyip ERDOĞAN yasal siyasi propagandalarını TRT de yapmama kararlarını açıkladılar.

Bu da artık TRT’nin tek kanallı günlerinde popüleratisinin azaldığının göstergesi miydi..?

Sorusunu gündeme getirdi.

Elbette 1950 öncesi tek parti dönemi gibi, tek kanallı TRT rakipsiz ve alternatifsiz, bir kurumdu.

Artık uydu yayını ile dünyaya ulaşan özel radyo TV sayısı 1200 ün üzerinde.
Askeri darbe yapsanız, eskiden bir TRT ye al koymanız yeterli iken, bugün bu kadar yayın istasyonuna hükmetmeniz imkansız.

Zaten 15 Temmuz kalkışmasında da  öyle olmadı mı..?

İşte be nedenle tek kanal dönemindeki TRT tekeli, serbest piyasa koşullarında olması gerekenden uzak bir kimlikte kaldı.

Tarafsız olmadığı suçlamasıyla , bununda açıklanan siyasi konuşma yayın sürelerinin  doğrulanan dengesiz ve iktidar lehine kayrımcılık nedeniyle sorgulanan TRT satılmalı mı ,  özelleştirilmeli midir.?
Her ülkede örneğin İngiltere de BBC bir devlet destekli yayın kuruluşu olmasına rağmen, eskiden bağımsız ve özerk bir kurum iken, bugün TRT gibi tek taraflı yayıncılık iddiasıyla gündemdedir.  

Önceleri 1982 yılındaki Falkland Savaşı'nda, BBC dünya medyasına müthiş bir tarafsızlık örneği sergiliyordu. Savaşı hem İngiltere, hem Arjantin açısından yayınlıyor. Haberlerinde tarafsız bir üslup kullanıyor.

 Ayrıca savaşta iki tarafın kaybı, yenilgisi ve üstünlüğünü eşit vermesi, başta dönemin Başbakanı Thatcher olmak üzere, birçok İngiliz'in tepkisini çekmesine rağmen Ancak, BBC kuralını bozmuyor.

Gelin görün ki aynı BBC, 2003 yılında Irak savaşında bu kez hükümeti desteklediğini açıkça gösterip kendi yarattığı efsaneyi, kendi bitiriyordu.

Medyanın savaşta tarafsızlığı tartışılır..!

Tarafsızlık iyi, güzel, ama  nasıl ve nereye kadar.?

Her ülkede, uzun uzun tartışılması gereken bir konu, Ülkemizde de TRT ile gene gündem de..!
Bir ara TRT çalışanları” TRT MİLLİDİR SATILAMAZ açıklaması yapsalar da, sosyal medya mizahi olarak yanıtını hemen verdi.

“ŞEKER FABRİKALARI YUNANLI NINMIYDI..?”

İşin özü, her ne kadar ANA MEDYA kavramı gelmiş ise de,  artık medyada devlet kökenli TEK KANAL devri bitmiştir.

Bu nedenle tek kanal döneminden kalan ve elektrik TRT katılım payı kaldırılmalıdır.

Bu konuda anayasa mahkemesine bir başvuru yapılsa haklılık ortaya çıkacaktır.

TRT artık reklam alan bir KİT ve İktisadi kurumdur.

Vatandaştan zorla bağış alınamaz..!

Serbest piyasa kuralları içinde TRT yi izlemeyenler bu katkıyı vermek zorunda değildir.

İzlemek isteyenler dahi,  diğer kanallar için böyle bir zorunlu bağış bulunmadığından vermek zorunda değillerdir.

TRT zarar etse de,  zaten genel bütçeden desteklenmektedir.

Yasasındaki yazılı olduğu gibi ÖZERK ve TARAFSIZ BİR KAMU İKTİSADİ KURULUŞU olması gerektiği halde, kendi yağıyla kavrulmaya alışmalıdır.

Ancak iktidarın etki alanı içinde kaldığı bir gerçektir.

Satılan, hatta kar ettiği halde elden çıkarılan KİT’lerden farkı kalmamıştır.

Aksi takdir de, arpalık olarak kullanılmaya, siyasi yakınlara istihdam yeri olmaya devam ederek kamu zararı ve açığı artacaktır.

Diğer KİT’ler devletin üzerinde bir yük olduğu gerekçesiyle satılırken, TRT’nin de bir ayrıcalığı olmamalıdır.

Ama TRT neden satılmamaktadır..?
Çünkü her gelen siyasi iktidarın “sesi” dir..!
Diğer KİT’lerden daha önemli ve etkilidir.

Ülke genelinde ve yerelde, Aydın Tekstil ve Nazilli Sümerbank nasıl gözden çıkarıldı ise, TRT’nin de aynı gerekçeyle kapatılmayıp,  tersine sahip çıkılması, iktidarların siyasi çıkar ve beklentilerini sağlamak içindir.

Ama medya dünyada hala 4. Güç olduğundan TRT ve Atatürk ‘ün kurduğu AA bugün kuruluş amacının şartları artık kalmadığı ve kurulduğu yıllardaki gibi tekel kalmasına gerek kalmadığı gerçektir. Birçok özel TV ve haber ajansı kurulduğundan Medya sektöründe Devlet kuruluşu devleti elinde tutan siyasilerin ajansı konumuna gelmiştir.

Bu kurumlar unutulmamalıdır, kamunun MALIDIR.

Her iktidar döneminde “sahibinin sesi “ olmakla suçlanan bu kurumlar, yapılandığı zamandaki ihtiyaçlar ve ortamlar kalmadığından ve değiştiğinden tekrar masaya yatırılarak, serbest piyasa koşullarına göre yapıları güncellenmeli, daha fazla örselenmeden, yönetimi tamamen özerk bir kuruma devredilmeli, yöneticileri atamayla değil, akademik ve liyakatlı kişilerden seçimle getirilmelidir.

Aksi takdirde akibeti,  zarar eden diğer KİT’ler gibi aynı olacaktır.

 

 

SÖZÜN ÖZÜ:

BUGÜN BANA,

YARIN SANA,

YA DAHA ÇOK SONRA..?

 

 

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110 EFELER – AYDIN

GSM : 0.542.7608691

 

 

 

 

 

 

 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
16 / 8 Sağanak yağışlı
Yarın: 16/12 Sağanak yağışlı