SU KULLANMASINI BİLEN’E NİMETTİR, BİLMEYEN’E CEFA VE EZİYETTİR..!

Ege bölgesi ve Akdeniz için eskiden Coğrafya derslerinde öğretirlerdi.

Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı.

Artık mevsimler değişti.

Mevsimlerin tarifi de öyle..!

Yazları sıcak ve kurak, bol düğünlü,

Kışları ılık ve yağışlı ve bol Jeotermalli.

Aydın yaz kış Jeotermal kokusu ile havası kuşatıldı.

Yazın balkonda, serinlemek için açılan pencerelerde Jeotermal kükürt kokusu.

Herkes şikayetçi,

İlgililer sessiz.

Zaten Türkiye’nin en büyük hastalığı değil mi..?

Sorumlular ilgisiz, ilgililer sorumsuz..!

Bir gün bu “ en güzel gökyüzü altındaki en verimli topraklar “  kaybedilince, yapacak bir şey kalmayacak.

Doğayla şaka olmaz..!
Tabiat ana kendi düzenini en güzel kurmuş ve idare ederken, insan eliyle değiştirilen her şeyin bir bedeli vardır.

Aslında tabiat insan olmadan da pek güzel sürdürebilir yaşamını..!
Ama inan temiz doğa olmadan asla..!
İnsanın tabiata ihtiyacı her zaman vardır.

Ama Tabiat’ın insana ihtiyacı yoktur.

Yazın ortasında seller sular,

Kışın bitmeyen bahar ve yaz,

Arabistan’a yağan kar..!
Değişen mevsimler ve çevresel felaketler.

Eskiden çevrecilere herkes entel dantel, antik kuntik işler derlerdi.

Ama şimdi herkes çevreden şikayetçi.

Sessiz kalan ilgililer, acaba bir şey mi saklıyorlar endişesiyle, halkta o ünlü veciz sözü akla getiriyor.

“bir şeyin şüyuu, vukuundan beterdir.” devleti idare edenler, demeli ki,

“ey Aydın halkı.. geceleri duyulan  kokuların nedeni şudur, budur..!”

Aydın kokulardan şikayetçi,

Maşallah ilgililer  memnun hepsi..!

Doğanın insanla değil, insanın doğayla iyi geçinmesi gerekir.

Çünkü insanoğlu, doğanın kurallarını koyduğu bu topraklarda misafirdir. Doğa kurallarına uymak zorunda olan insanoğludur.

Tabiat ana, insan olmadan da yaşamını sürdürdü ve sürdürecek,

ama insan tabiat’a karşı geldiğinde olanlar  geçen yıldan işte ortada..!

 Koçarlı Güdüşlü köyü, derenin içine kurulmuş ve her yıl su basan bir yanlış yerleşim yeridir.

Köyün içinden geçen dere her taşkın da afete neden olduğu ortada iken ilimin ve bilimin dışında, kusura bakmayın, pek de cahilce yapılan bu yerleşim hiç olmamasını temenni etsek de, gelecek yıllarda daha çok afet görmeye mahkumdur.

Eski insanların hep yüksek yerlere, tepelere yerleşmelerinin altında yatan neden budur.

Aydın ovaya yerleşerek, Zeybek mahallesine yayılması ve imar’a ve yerleşim’e açılması katliamdır.

Biz “yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar “türküsüyle, atalarımızın yaptıklarının tersine, ovalara ev kurarak kendi mezarımızı kazmışız meğer..!

Meteoroloji, dün İstanbul da yağış ihbarı geçmişti.

Bu manzaralar çok değil, geçen yıldan görüntüler.

Hatta deniz misali alt geçitlerde yüzenler vardı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Bir yıl önce bugün İspanya da beyzbol topu büyüklüğünde dolu araçları delik deşik ederek, bazı çiftlik hayvanlarının telefine neden oldu.

Amerika’nın dahil olduğu 190 ülkenin ortak imzasıyla kabul ettiği ancak Trump yönetiminin imzasını geri çektiği, Paris İklim Antlaşmasının önemi ve acı gerçeği bir kez daha ortaya çıkıyor.

Çılgın kararlarla dünyayı şaşırtan Trump, İklim değişikliği"nin uydurma olduğunu iddia ederek, enerji politikasında fosil yakıta ağırlık vereceğini duyurmuş ve çevre koruma yönetmeliklerini büyük ölçüde yürürlükten kaldırmıştı.​

Tam da bu tartışmaların sırasında, dünya iklim değişiklerini yaşadı ve yaşamaya da devam edecek.

Peki aynı yağışlar yağsaydı neler olurdu Aydın ‘da..?
Yıl 1981 gökten kazanlar dolusu sağanak yağış sürdü bir saat.

Görev yaptığımız kurumdan arkadaşlarla çağırdığımız taksi ile ancak ulaşabildik evlerimize.

 

Batı Gazi Bulvarından geçerken, kapalı spor salonu önünde, aracın içine nerdeyse sular girmeye başlamıştı ki, zor ilerleyerek eve varabildik.

Aydın sokakları adeta nehir’e dönüşmüştü.

Aydın bildiğimiz gibi kuzeyden güneye yamaç molozlarının milyon yıllarca akması sonucu eğimli bir arazi yapısındadır.

Gelen yağış yüzey suları Aytepe, Tabakhane deresi ile Tralleis ve yönü sonradan değiştirilen çakırlar çayından kent içine doğru eğimle akarlar.

Bütün kentin yükünü ve hasarını afet sonrası en güneyde yer alan mahalleler çeker.

Ovaeymir, Tellidede, Tepecik ve Çeştepe ile güney mahalleler Adnan Menderes, Efeler, fatih ve Zeybek mahalleleri su altında kalırlar.

1990 lı yıllarda,  otoban yapılmasıyla, Kuzeyden gelen yağış suları önünde 10 mt yükseklikte baraj gövdesi gibi duran, set nedeniyle İncirliova da tarım arazileri sular altında kalmıştı.

Dün İstanbul için verilen aşırı yağış ihbarı Aydın’da da yaşanırsa,  aynı tehlike kaçınılmazdır.

Eskiden kent sokakları beton parke olduğundan yağış suları parke aralarından yeraltı suyuna karışarak doğal dengeyi koruma da yardımcı olmaktayken, Aydın da kent içinde Ana arterler ve şimdi de tüm caddeler asfalt kaplandığından zemin suyu çekemeden akıp gideceğinden yağış hasar etkisi artacaktır.

Yer altı suyu zenginleşemeyecektir. Bu da ekolojik çevreye insan müdahalesi nedeniyle, bitki ve ağaçlara olumsuz etkileyecek, doğal afetleri tetikleyecektir.

AYDIN’I BEKLEYEN BÜYÜK TEHLİKE

Kent içindeki devlet hastanesi yanındaki alt geçit ile astim alt geçitleri de olası bir yağışta afet altında kalarak, can ve mal kaybına neden olabilecektir.

ASKİ umarım şimdiden önlemleri almıştır.

Ayrıca kent içinden geçen demiryolu bugün dahi yağış sularının kent içinden doğal mecrasında akmasına büyük bir engeldir. DDY Yatırım programında çift hatlı tren olarak projelendirilen kent içi demiryolu geçişi nedeniyle 5-6 metre yükseklikte devasa demiryolu döşenerek mevcut geçiş daha da yükseltilecektir. Bu da aşırı yağışlarda Aydın’ın kuzeyindeki mahallelerdeki konutların bodrum ve zemin katları su baskınına maruz kalacaktır.

Nazilli de ve Efeler de geçtiğimiz yıllarda ilçe içinde aşırı yağışlar sonucu kapanan alt geçitte olduğu gibi bu kareler medyadan hiç eksik olmayacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(NAZİLLİ   GARAJ YOLU ALT GEÇİDİ )

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(AYDIN HASANEFENDİ MAHALLESİ DDY ALT GEÇİDİ)

Aynı otoban gibi, kent içinden geçecek çift hatlı demiryolu, ikinci bir Çin seddi gibi şehirleri ikiye bölünecek ve su baskınları kaçınılmaz olacaktır. EFELER KENT KONSEYİNİN İMZA KAMPANYASI ile önerdiği gibi DEMİRYOLUNUN YER ALTINA ALINMASI, CAN VE MAL GÜVENLİĞİ İÇİN GEREKLİ VE ZORUNLUDUR.

 

AYIN ŞOFÖRÜ.

Şehiriçi Minibüs şoförlerinin geleneksel ayın şoförü ödülü töreninde bu ay Abdican ALTAY, AYIN ŞOFÖRÜ seçildi.  Sınırlı Sorumlu, 133 Numaralı Aydın Şehiriçi Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi  başkanı Okan YALÇIN ve yönetimi tarafından her ay belirlenerek yapılan tören Kooperatif binasında dün sabah  yapıldı

Mütevazi törende İl Milli Eğitim Müdürü Bilal YILMAZ ‘dan ödülünü alan

ALTAY  sevinci gözlerinden okunuyordu.

 

Marifet iltifata tabidir der bir söz.

Kurumsal ve toplam kaliteyi arttıran bu uygulama 2015 yılı Eylül ayından bu yana devam ediyor.,

Bu güne dek  33 şoför’e verilen ödül ,  meşakkatli bir iş olan şoförlere aidiyet duygusu yükleyip, daha iyi hizmet için bir güç.

Keşke her kurum böyle olsa..!
Ama maalesef bizde su testisini getiren ile kıran aynı kategoride.

Hele, “kıran” ın  daha güçlü dayısı varsa, kabahat suyu getirene madalya kıran’a..!

Liyakat olmadan, adama göre iş bu ülkenin felaketidir.

Hadi bunu bir fıkrayla paylaşalım da ,

Yazıyı  biraz tebessümle bitirelim.

Türk ve Japon şirketleri arasında bir kürek yarışı düzenlenmesine karar verilir. 
Japonların takımında 8 kişi kürek çeker, 1 kişi dümencidir. 
Türk Takımında ise 2 kişi kürek çeker, 3 kişi şeflik 3 kişi müdürlük yapar.

 1 kişi de dümeni kullanır.
Her iki takımda, performanslarının en üst düzeyine varabilmek için uzun ve zorlu bir hazırlık döneminden geçtikten sonra,

Büyük gün gelir ve iki takımda, yarışa başlar  ve  Japonlar yarışı bir kilometre farkla kazanırlar.
Yarış sonrası Türk takımı çok sarsılmıştır.

Türk Şirket yönetimi yarışın açık farkla kaybedilmesinin nedeninin bulunmasına karar verir.
Yapılan araştırmalar, analizler ve uzun çalışmalar sonucu düzenlenen raporlara göre hata bulunur ve çözüm önerisi getirilir. 

 

Çözüm olarak yönetimdeki düzeni güçlendirmek için 1 genel müdür ataması yapılır, ve sandaldaki ağırlığı dengelemek için kürekçi sayısı da 1’e indirilir.
Japonlar’a yeni bir yarış teklif  edilir. 
9 kişilik Türk takımı Japonlarla bir yarış yapmak üzere yeniden yapılandığından kendileri üstün özgüvenle  yarışa başlar.
Japonların takımında 8 kişi kürek çekiyor, 1 kişi dümencilik yaparken, 
Türk Takımında ise yeni yapılanma şekli şöyleydi, 
1 Genel müdür 
3 Bölgesel müdür 
3 Dümen şefi 
1 Dümenci 
1 Kürekçi

İkinci yarışı Japonlar iki kilometre arayla kazanırlar,

Tepesi atan Türk şirketi yönetim kurulu hemen harekete geçer.

Yarışın kaybedilmesinden sorumlu tutulan kürekçi kovulur

müdürlere ve diğer personele sorunun çözümüne olan katkılarından dolayı ikramiye verilir.

Bunun adı da  çözüm üreten stratejidir..!

 

 


 

 

SÖZÜN ÖZÜ:

ÖMÜR DEDİĞİN ÜÇ GÜNDÜR;

DÜN GELDİ GEÇTİ, YARIN MEÇHULDÜR.

 O HALDE ÖMÜR DEDİĞİN BİR GÜNDÜR;

O DA BUGÜNDÜR. (CAN YÜCEL)

 

 

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER-AYDIN

GSM : 0.542.7608691




   

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
38 / 23 Az bulutlu
Yarın: 37/22 Az bulutlu