KESKİN SİRKE, KÜPÜNE ZARAR, DÖNER BİRGÜN SÖYLEYENİ YARALAR

 

Ülkemizde gündem patinaj yapan bir araba gibi avare kasnak gibi dönüp dönüyor.

Hem yerel de hem de genelde.

Yaşanan ekonomik ve siyasi kırılmalar, iktidar ve muhalefetin aşırı sert söylemleri,

Ötekileştirmeler, berikileştirmeler, ölü mü,  diri mi,  bilinmeyen Konsolosta kaybolan gazeteci Kaşıkçı, Adnan Kaşıkçı’nın yeğeni olsan da, kuklanın iplerindekiler, öyle veya böyle geçip giden günler..!

Gazeteci öldürülmedi, birileri kaçırdı, götürdü.

Muhtemelen izi Amerika’da ortaya çıkacak.

Ama ardından söylenen onlarca birbirini tutmayan sözler.

Ne dedi okyanus ötesinden ses getiren Trampet..?

Papaz’ı bıraktığı için “Türkiye Cumhurbaşkanına teşekkür ederim.”

Aslında bu açıklama ile Türk yargısı ciddi bir darbe almıştır.

Yurt dışında edinilen izlenim ve görüş, Papaz’ı yargı değil, birilerinin talimatıyla yargının elinden kurtarıldığıdır.

Eğer doğruysa skandal,

Eğer yanlışsa, dışarıdan Türk yargısına bakış  ne alemde..?

Her iki durumda da, iki ucu oklu değnek..!
Yapılan konuşmalar, verilen sözler, ciddiyettir..!
Atalarımız “bin kere ölç, bir kere kes” diye boşuna dememişler.

Devlet, deneme yanılma yeri değildir.

El yordamıyla idare edilecek bir kurum ise hiç değildir.

Evet,

Atalarımız bin kere ölç, bir kere kes diye boşuna dememişler.

Ama bir kere kesip, sonra bin kere düşünmek,

Kumaşta hadi neyse olur da,

devlette çok ayıp olur ama.!

Ağızdan çıkan söz ok gibidir, geri gelmez.

Diş macunu  gibi  geri  çekilmez..!

Düşünmeden konuşanlar, konuştuktan sonra boşuna düşünürler.

Devlet idaresinde siyaset, bildiğin halde susmak, yeri geldiğinde konuşmaktır.

Düşünmeden her fikrini, aklına gelmeden konuşmak ancak baş başa iken kendinle laflamaktır.

Ne demiş atalar..?
bildiğin her şeyi, her yerde söyleme..!
Ciddi devlet olmak için, saygın ülke olmak için, liderlerinin 80 milyonu en iyi temsil etmeleri gerekir.

Sokaktaki vatandaşın hiç de hoş karşılamadığı bir jargon.

Malum olayları basından izliyoruz.

Sarmalı, terörü, örgütü, önceden söyleyenlere rağmen, harekete geçmeden bekleyip, sonra haykırmak şikayet etmek inandırıcı değil.

Varsa bir suçlu devletin organları tutup çıkarır ortaya, yeter ki siz isteyin ve en son ayakta olması beklenen yargıya, yeter ki  vicdan sahibi Yargıç ve savcılara inanın..!

Kıyametin adil olmayan devlet adamları yüzünden kopacağı söylenir.

Hiç düşündünüz mü,?

Neden meslek ve hizmet adamlarının sadece birinde adının başında Cumhuriyet ön takısı vardır?

Neden kaymakamlar Valiler, hatta Vekiller değil de, sadece Savcılar unvanları CUMHURİYET, ön eki ile anılırlar.

İşte nedeni aşağıdaki anekdotta..!

Lozan'da doktora yaptıktan sonra Atatürk tarafından, "Hukuk Reformu yapmakla"  görevlendirilen, Kuşadalı hemşerimiz, Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, savcılar için "Cumhuriyet Savcısı" unvanının isim babasıdır.
Ata'nın huzurunda "Hukuk Reformu" için fikir fırtınası yapılırken, Bozkurt çok tepki alır ve sıkıştırılır:
"Neden sadece savcılara Cumhuriyet Savcısı denilir?
Cumhuriyet Başbakanı,  Bakanı, Müsteşarı, Cumhuriyet Valisi,  Büyükelçisi olmuyor da,
Neden Cumhuriyet Savcısı?
Savcılara neden bu imtiyaz?  
Atatürk, Bozkurt'a "Ne diyorsun?" diye sorar.
Bozkurt'un cevabı çok net olur:
"Çünkü öyle zaman olur ki, Cumhuriyeti korumak için, başbakandan, bakandan, müsteşardan, validen, büyükelçiden bile, hesap sormak gerekebilir.

İşte o hesabı soracak olan tek kişi, Cumhuriyet adına, “Cumhuriyet Savcısı'dır."
Atatürk, gülümseyerek hoşnut kaldığını belli eder.

"Devam et Bozkurt" der.
Cumhuriyet Savcısının bu cumhuriyeti korumak ve kollamak yetkisi, hukuk reformuna ve Atatürk’ün bu yorumuna kadar uzanır.

BIRAKIN ADALET YERİNİ BULSUN, İSTERSE KIYAMET KOPSUN.

***
Aydın’ın projeleri ile ünlü adayları bir bir ortaya çıkmaya başladı.

Bunlardan biri de Bayındırlık ve İskan bakanlığı yapan Yenipazarlı hemşerimiz ve İnşaat Mühendisi Cengiz ALTINKAYA.

AKP’nin Büyükşehir Belediye Başkanı aday adayı.

Bu partiden adaylığını  koyan bir başkası ise seçim zamanlarında “ben de buradayım” diye ortaya çıkan Hukukçu Rıdvan EŞİN, Efeler de ise açıkça talebini AKP il yönetimine bildiren  her dönem iktidardaki  partinin şemsiyesini tutan  herkesin malumu..!

Geçen Salı pazarında gençlerle broşür dağıtan Rıdvan EŞİN, giydirdiği araçlarla erken kalkanlardan erken yol alanlardan.

Dağıtılan broşürleri alanlar, nezaketsizce kıvırıp yere attıklarını görünce üzüldüm.

En azından almadan geçmeli veya okumak üzere çantaya koymalı.

Dedik ya, erken talipler piyasada.

Bakalım yol mu alacak, erken öten horoz mu olacak..!
Çünkü AKP kriterleri en az on kategoride ilk üçe girmeyi şart koşuyor.

Ah aslında, AYDIN  bir araya gelebilsek, neler yapacağız neler..!
 Güneş enerjisi tarlaları, jeotermal seraları,  konut ısıtmaları,

Ama Takım’ı İnsan sağlığını mahveden yeraltındaki canavarı, Jeotermal  pazarda ne İncir bırakacak ne de, zeytin ağacı.
Belki bu karedeki ürünlerimizi artık bir daha göremeyebilir Aydın..!

 

 

Tralles ören yerinden tüm askeri ve sivil yapıların kaldırılarak,  yeşil alan ve seyir terası yapılması, Aydın’ın markası Adnan Menderes adını, Aydınspor’u, dünyanın ilk notalı mezar taşının bulunduğu bu kentte dünya ya açılacak Seikilous Müzik festivalini,  eskiden kutlanan İncir bayramını geri getirerek bir marka olmak.

Ama biz  siyaseten ve hatta aynı siyasette  birbirimizi yemekle meşgul olduğumuzdan sıra bu hizmetlere pek geleceğe benzemiyor..!
Partililerin dedikoduları, çekişmelerinden bir türlü çılgın projelere zaman kalmadığından, törenlerde açılışlarda mehter takımının çaldığı “ceddin baban, neslin deden”  marşındaki gibi bir ileri,  iki  geri, yerimizde saymaya devam ederiz..!

 

Sonrada zaten yapılması gereken işleri “iş yaptık” diye öğünürüz..!
Unutmayın duran bir saat bile günde iki defa doğruyu gösterir..!
Hiçbir şey yapmasanız da, günde iki defa doğru bir şey yaptınız demektir.

Siyasete soyunan aday adayları, kendinize gelin ve bugünkü manzaradan dersler çıkarın,

Değişime açık olun, çünkü değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.

Eğer değişmeden kalırsanız,

Geleceği yakalayamazsınız..!

Sadece geçmişinizle kalırsınız.

Sadece  geçmişiyle övünen  milletler için  de  , sözün  sözü aşağıda..!


 SÖZÜN ÖZÜ:

ATALARINDAN VE GEÇMİŞİNDEN BAŞKA ÖVÜNECEK ŞEYİ OLMAYANLAR,    PATATESE BENZER; ÇÜNKÜ KENDİNE AİT BİRİCİK VARLIĞI, TOPRAĞIN ALTINDADIR.

 

 

 

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110  EFELER  AYDIN

GSM : 0542.7608691 

 

 

 

 

marşındaki gibi bir ileri,  iki  geri, yerimizde saymaya devam ederiz..!

 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
19 / 10 Sağanak yağışlı
Yarın: 20/10 Parçalı bulutlu