Sorsalar Aydının Nesini Seversin, Gittiğimde, Geri Dönüşünü Derim..!

Bir şehre aşık olmak, 

Bir insanı sevmekten farklı değildir. 
Eğer aşıksanız, 
Sevdiğinizin eksiklerini, hatalarını olumsuz gördüklerinizi affedersiniz. 

Sevmek için birçok neden ,sevmiyorsanız, hiçbir neden ..!
Aşkınız sürdüğü sürece, hataları ya görmez, ya da katlanırsınız.
Ancak, aşkın alışkanlık yaptığı durumda,
Artık o sevilene bağımlı hale düşmüşseniz vay halinize! 
Kimi kez zevkten, 
Çoğu kez hasretten kahrolarak yanarak tutuşursunuz, 
Ama ne kadar terk ederseniz,  o kadar çok dönersiniz ona! 
İşte Aydın’a aşkım,

Onun değerlerine, yetiştiğim okullarına, arkadaşlarıma, tanış olduğum esnafı, bakkalına, taşına toprağına,

 işte  böyle bir KARA SEVDA hikayesidir...!

Doğduğumuz ve doyduğumuz topraklar.

Hayatımda ilk kez uzun soluklu ayrılık, 44 yıl önce, 1974 yılında üniversite yıllarıyla başlayan 5 yıllık İstanbul gurbetidir.

İlk günlerinde hiç de alışamadığım kalabalık mega kent yabancı bir ülke gibi gelmişti.

Hani… Biri çıksa da,” hadi gel geri dönelim Aydın a  “ dese peşine takılıp gideceğim kararsız yıllar.

İşte o yıllarda beraber olduğumuz Aydınlı arkadaşlarla Çemberlitaş tan hatıra fotoğrafındaki gibi bir arada beş yılın sonunda Aydın a döndük.

 

                            (İstanbul Çemberlitaş hatırası 1974  )
Tam 55 yıldır doğduğum ve büyüdüğüm namı diğer Güzelhisar kentinin ekmeğini yedim, suyunu içtim.

 

 

Belki kent içinde çok gezilecek yeri yok,

 Bir bulvarı…sağdan sola  üç beş adım, bir iki AVM, pastane..!

Ama kentler büyüklükleriyle değil, içinde yaşanılanlarla, anılarla, sevilir.
İnsanın memleketi aslında ne karnının doyduğu,  ne de kendinin doğduğu yerdir,

Çocukluğu ve gençliğinin geçtiği yerdir.

Üç beş günlüğüne gittiğim diğer kentlerde.

Hep geri döneceği günü bekleyen bir huzursuz misafirim.

İstanbul aşığı Yahya Kemal Beyatlı Milletvekili seçildiğinde,

Sık sık Ankara’ya gitmesi gerektiğinden, İstanbul’daki arkadaşları “ üstat Ankara’nın nesini seversiniz”  diye sorduklarında,

İstanbul aşığı Yahya Kem

al ‘in cevabı,

“İstanbul’a dönüşünü “dermiş..!

Ben de üstad misali,

Gittiğin yerin neresini seversin dediklerinde,

“Aydın’a dönüşünü “derim..!

Huzur herhalde öyle bir şey ki,

Sadece bildiğiniz yerde yetişen adını sanını bildiğiniz bir çalı, bir ot gibi,

Yanınızda gördükleriniz sizi mutlu kılıyor.

Bülbül’ü altın kafese koymuşlarda,

Boşuna ille de vatanım demiş…!

Biz Türkler duygusal bir nesiliz..!
Orta Asya’dan çıkıp, gelip yerleştiğimiz bu son vatanımız,

Kısrak başına benzetilen Anadolumuzda bile, Okulda, Askerde, yolculukta,

Sohbetin ilk üç cümlesinden biridir..!

-Nerelisiniz..?
 Ama tarih boyunca iki bin yıldır,

Aydın’ı ve çevresini mekan tutan,

İyonlar, Karyalar, Likyalılar, Bizans, Roma ve Beylikler  ile Osmanlılar’ın bildikleri bir şeyler olmalı..!

Aydın  kent olarak,  hiç boş kalmamış..!
Her yerinden tarih, medeniyet, zenginlik,

Tarım ve jeotermal fışkıran bu şehri Güzelhisar,

Kıyısıyla, deniziyle, yaylasıyla, suyuyla,

İnciri, zeytini, yağı, pamuğuyla,

Bize İzmirliler futbol için gittiğimiz deplasman maçlarında “köylüler” deseler de,

Aydın gene güzel,  gene özel,

Merhaba Aydın,

Ayrıldığımızda seni daha iyi anlıyorum..!

ama ya içinde yaşayan  aydın  insanların..?
Öyle mi..?

Bir araya gelemeyen siyaset ve muhalefet yarışı, siyaseti savaşa çeviren kesimler,

Mevkidaşını yerden yere vuranlar, yerin üstünde ayaktayken, altını da görebilselerdi, bu güzel kente hiç mi hiç, yakışmıyorlar,

Büyükşehirde küçük düşünmek,

Aydın’a   ve  kenti aydınlık  adına çok ters düşüyor..!
Adı güzel,  içi özel,

Sakin kentimizin dinginliği, yorgun ruhlara, adeta bir tatil keyfinde..!

ama insanlarımız hemşerilerimiz de, öyle mi acaba..?

Ahh.., bir de,
Aydının koynunda yaşayan ve her  sabah bu kentte  uyananlarda,

yaşayanlarda bir anlayabilse..!

Bu kentin   zenginliği , zavallı  fakir düşünceler bir görebilse..!

beklediğimiz büyük düşünceler   ah bir   gelebilse..!

****

Böylesi büyük anlamda kentlerden en yakınımız İzmir, Bursa ve Eskişehir başta olmak üzere gördüğümde  neden Aydın da da aynısı olmasın diye hayıflanırım.

Mesleki seminer, kitap fuarı ve toplantılar nedeniyle sık sık gittiğim İzmir’e , bu hafta sonu  işim gereği Cumartesi günü ,Buca da işlerim nedeniyle tekrar gittim.

Buca adeta Aydın irisi bir kasaba.

Hem yenilenen yapılar,hem de sokak arasında eski tek katlı bahçeli meskenler.

Yaşlı ve yorgun binalar, kilise ve devasa bahçeli konaklar.

Kahvelerde çay 2 lira,yaz nedeniyle  soğuk su,  her köşede en küçüğü  1 lira.

Demek ki hayat bir misli pahalı burada..!

Öğleden sonra Konak ta gezinirken meşhur  saat kulesi ve meydanın  yarısından fazlası  Suriyeli ve  Doğudan göç gelen esmer tenli insanlar.Koca meydanda yeşilliğe serilmiş, çekirdek çitletip, yemek yiyen ancak artıklarını ve çöplerini çimlere atan şehirleşememiş insanlar,insancıklar..!

  

 

Beyaz donlarıyla süs su havuzlarında içindeki elektrik aydınlatma kablolarının kaçak tehlikesini aldırmadan serinleyen  ve   ebeveynlerinin  aldırış etmediği  ,yüzen çocuklar.

Şehrin tarihi silüeti  bozulmuş,betonarme yüksek katlı binaların gölgesinde kalan saat kulesi ve hükümet konağı binalar arasında kaybolmuş.

Tarihi konak meydanının işte 100 yıl önce dünü ve bugünü..!
biri kartpostaldan, diğeri  kameramdan , aynı açıdan ..!

Tarihi konak meydanının  dünü ve bugünü..!

 

Her gelişimde körfezde  vapur yolculuğu yapmadan dönmem.
Bu kez de öyle yaptım. Konak- Karşıyaka   yolcu vapuruyla yarım saat deniz yolculuğu Temmuz sıcağının yakıcılığan karşı  epey serinletti.

Karşıyaka ise bir farklı ülke adeta. Yalı boyunca evleriyle geniş rekreasyon alanıyla bir Avrupa kenti.Tabi  ilçenin olmazsa olmazı , sahilde devasa harflerle  fanatik KAFSİNKAF yazısı ..!

 

Şortlu kızlar, sahilde açık kafeler, adeta bir Fransız, İtalyan kenti..!
Çokca da adeta Yunanistan’ın Selanik kenti benzeri.

Ama insanı gene bizden..!
çimlerde yemek yapıp çay içenler, çiğdem yeyip, balık tutanlar,

bir genç kız da çalı ardında gölgeye sığınıp, sözde  sessiz ortamda , kulağında kulaklıkla   ortam yaratarak , huşu içinde yoga yapmaya devam ederken yanından geçen tramvay bu sessizliği bozup geçiyor.

Karşıyaka ve Konak ta  sefer yapan iki adet  elektirkli Tramvay ,İstanbul  Beyoğlundaki gibi modern bir nostalji yaşatıyorİizmir’e..!

 

Her seferinde çay kahve içip öğle yemeği yemekten keyif aldığım karşıyaka Öğretmen evi tadilata alınmış kapalıydı.

Karşıkaya dan Bostanlı iskelesine dek  5 kilometereye yakın yürüyerek ,Konak dönüşünde gene açık denizde serinlemek pek keyifliydi doğrusu.

İzmir şehir olarak eski güzelliğini , yerleşik kentli zerafetini , yitirmiş gibi.

Hatta keyifle yediğim simitleri bile eskisi gibi değil.

Önce ekmekler bozuldu diyen şair gibi, İzmir kent yaşamını öğrenememiş , toplumsal birlikteliği özemseyememiş yabancı insanlarla bir büyük kasaba..!
Gece Aydın’a dönerken Bornova Otoban girişinde , kıt Türkçeleriyle  para dilenene yaşları 5-6 arasında   esmer Suriyeli çocukların hali ise içler acısıydı.

Zaten hep bildiğimiz ama , görünce  içimizi daha da acıtan bu manzara , Suriye vatandaşlarının  bir an önce kendi anavatanlarına geri gönderilmelerinin hem kendileri, hem de Türkiye için acil bir çözüm olduğu gerçeğiydi.

İnsani olarak yadım etmek ve acımak iyi ,hoş güzel de,

Bir anda Türkiye ye dağılmalarına izin vermek, sosyal bir dram.

En azından sınırda bir geniş kampta yaşam alanı oluşturulmalıydı.

Bugün kentlerimiz  hem yaşam alanı olmaktan  çoktan çıkmış, hem de gelen Suriyelilerin kötü yaşamları kendilerinin bir çilesi ve adeta  işkencesi olmuş.

 

 

SÖZÜN ÖZÜ :

 

BEKLENEN GÜN GELECEKSE , ÇEKİLEN ÇİLE KUTSALDIR..!

 

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110 EFELER – AYDIN

GSM : 0.542.7608691 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
12 / 7 Bulutlu
Yarın: 16/9 Çok bulutlu