ÖZÜR BÜYÜK OLGUNLUKTUR, AMA SAĞLIKTA SORUMSUZLUKTUR

 

Bir yakınım sırt ve bel ağrılarından yakındığı için gittiği hastanede doktor, böbrek taşı teşhisi koymuş.

Bir iki iğne ilaç ve derken, sohbet sırasında, geçmeyen ağrılar için diğer bir devlet hastanesine de gitmesini önerdim.

Sağ olsun dinlemiş, burada da, MR ,Röntgen ,Ultrason derken ,

İkinci hastane böbrekte taş yok teşhisini koymuş.

Şimdi garibim emekli ,elinde biri diğeriyle zıt iki rapor..!

Aydın da merkezde iki ayrı hastanesinin kapı gibi raporu..!

Olur böyle vakalar, Türk doktoru da yalpalar…!

Her yerde olabiliyor böyle şeyler, ama Sağlıkta olursa ne derler..?

Hani ünlü sözdür, yarım hoca dinden, yarım doktor candan edermiş..!

Sağlıkta, çığır da açsanız, bağırıp da çağırsanız, olup olacağı insana endeksli yaşam.

Yani hata da bize, sevapta..!

Kendi başımdan geçen bir başka olay da, kulağımda bir ses yitimi ve çınlama şikayetiyle sağlık ocağına gittim yıllar önce, Doktor uzaktan baktı ve iltihap dedikten sonra epey güçlü bir antibiyotik yazdı.

İlacı bitirmeme rağmen, şikayetler dinmedi.

İkinci kez gittiğimde, iltihap kurumamış diyerek, gene antibiyotik verince, soluğu Uzmanı doktorda aldım.

Kulağa özel bir araçla baktıktan sonra, kim verdi bu antibiyotiği diye sordu, anlattım.

Kafasını iki yana salladıktan sonra, içinden  antibiyotik veren meslektaşlarına bir şeyler mırıldandı.

Kulağın içine uzun bir pense sokarak, çıkardığı kirli pamuğu gösterince afalladım.

Bu hepimizin banyo sonrası, kullandığı kulak temizleme çubuğunun içeride kalmış pamuk parçasıydı.

Kirlenip , kulak içinde kalınca, ilk doktorlar, iyice bakmadığından iltihap sanarak , bizim karaciğeri ne hale çevirdiğini bilmediğim, en güçlü antibiyotiklere dayamış reçeteye..!

Demek ki mekanı iyileştirdik deseniz de,

Şu kadar kişilik hastane yaptık, diye öğünseniz de,

İçindeki insan faktörünü, kaliteyi arttıramazsanız, fayanslarını, mermerlerini yenilediğiniz hastanelerde, Doktorların ve çalışanların hizmet kalitesini arttırmazsanız, bir adım ilerledik diyemezsiniz.

Tıpkı Cumhurreisin neden dünyada ilk 500’de bizim Üniversiteler yok dediği gibi..!

İyi de , bu anlı şanlı Üniversitelerin rektörlerini kim atadı..?

Liyakat olmayınca, böyle oluyor işte.

2014 yılında Bakan Taner, Yıldız “Eğitim seviyesi yükselince oy oranımız düşüyor” demeci medya hafızasında.

Katıldığı bir televizyon programında Sebahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcılığı görevini yürüttüğü sırada "Okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor. Ben her zaman cahil halkın ferasetine güveniyorum" açıklamalarıyla gündeme gelen Prof. Dr. Bülent Arı, YÖK Denetleme Kurulu üyeliğine atanarak ödüllendirilmedi mi..?

Daha ne bekliyoruz ki, bu hocalardan ve Üniversitelerden ..?

Kim atadı bu hocaları, rektörleri..?

Şimdi de neden yakınıyoruz ki..?

Liyakat, akademik başarı, yerine, hangi kriterlerle rektör atandığını yeniden sorgulamalıyız.

Yoksa şikayet etmeye hakkımız olmayacaktır.
Toplam kalite dedikleri de bu işte..!

Hazır söz sağlıktan açılmışken,

Bir Aydın klasiği..!

Kış kapımızda, doğal gaza geçenler varsa da, hala kömür kullananlar az değil.

Kömür ve is kokuları geceleri sobalardan havaya, sabah balkona çıkanlar her yerde kara kömür isi ve pisliği. ya akciğerlerdeki izleri..?

Son yıllarda sigara içmeyenlerde bile tavan yaptı akciğer kanseri.

Tesadüf mü sizce,,?

Sonra hadi hastalar, genç yaşta acılar, ölümler, ardından gelsin yeni yeni devlet ve özel hastaneler,  

(AYDIN  MEMLEKET ( DEVLET )   HASTANESİ )

 

Nüfusu 1970’lerde 40 bin kişi olan Aydın için, bugün 1 milyon nüfusuyla, Işıklıya dev bölge hastanesi projesi hala beklemedeler.

Nüfus arttıkça , hastane artışı  nereye kadar..?
Hasta sayısına göre hastane yapılacağına, hasta olmadan yaşamayı öğretmeliyiz ve öğrenmeliyiz aslında.

Sonu yok ki bunun..?

Çaresi, Koruyucu hekimliktir

Siz Sağlık Ocaklarını “önleyici sağlık hizmetlerini” kaldırırsanız,

Aydın’da artan kanser olaylarına aldırmazsanız, bunun nedeninin Jeotermal ve kömür olduğuna hala inanmazsanız, bataklığı bırakıp, tek tek sivrisineklerle uğraşırsınız..!

Oysa bataklık dururken, sinek ilacı dayanmaz hastalıklara..!

Milyonluk hastaneler yerine, insanımızı bilinçlendirerek, sağlıkta alınacak önlemler, hem yakınılan ilaç ve sağlık giderlerini de en aza düşürecektir, hem SGK açığını azaltacaktır, hem de sağlığından olanların iş gücü kaybı önlenecektir.

Sağlıkta dönüşüm iyi güzel de, hiç hastalanmamak daha iyi değil mi..?

Enerjide “en ucuz enerji, tasarruf edilendir” sloganı gibi, sağlıkta “en sağlıklı yaşayan hasta olmayadır” sloganı ilke edinilmelidir.

Siz pisliği, hava, su ve çevre kirliliğini kentlerden uzaklaştıramazsanız, istediğiniz kadar milyonluk modern hastaneler yapın..!

İçindeki sağlık teşhis ve tedavi kalitesini yükseltemezseniz, dilediğiniz kadar  bol yataklı hastane açmakla öğünün..!

Önce önleyici sağlık tedbirleri, sonra çaresizlere hastane koridorları..!

Artık  bu ülkeye ne hastane yeter, ne de yatak..!

Kulağa sıkışan pamuğu iltihap sananlar, böbrek taşının nerede olduğunu, bilmem artık nasıl bulacak..?

 

SÖZÜN ÖZÜ:

 EN AKILLI VE MUTLU İNSAN, SAHİP OLMADIĞI ŞEYLERE ÜZÜLMEYEN, SAHİP OLDUKLARINA SEVİNENDİR.
 

MEHMET ÖZÇAKIR 

mehmetozcakir@homail.com

GSM : 0.542.7608691 

P.K:110 EFELER – AYDIN

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
12 / 8 Sağanak yağışlı
Yarın: 15/8 Parçalı bulutlu