İmar Barışı mı, Rant Kargaşası mı..? Bugünün Çözümü, Yarının Sorunu mu..?

Ülkemiz halen önlemez bir yapılaşma kargaşası yaşıyor.

Köylerden kente akın,  yaşanan göç sorunu artarak devam ediyor.

Bunun için adına GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI denilen birim bu soruna çözüm olması için oluşturuldu.

Ortaokuldan bu yana derslerde öğretilen ve Orta Asya’dan başlayan göç, aslında hala bitmedi.

Almaya ya işçi gönderdiğimiz 60’’lı yılların sonunda devam etti.

Henüz İstanbul’u görmemiş eli alet tutan insanımız,  Avrupa da birçok ülkeye dağıldı.

Tarım’ın doyuramadığı gençlerimiz, köylerden kentlere göç ederek milli sanayimiz tarımdan, sanayide ekmeğini aramaya başladı.

Doğudan batıya inşaat başta olmak üzere ekmeğini arayanlar büyük kentlerde umut kuyruğuna girdiler.

Her İl’de mantar gibi Üniversitelerden mezun gençlerimiz, diplomasına uygun iş bulamayınca, çığ gibi büyüyen işsiz kuyrukları oluşturdu.

Bunun sonucu doğal olarak barınma ve konut ihtiyacını kendileri çözme arayışında, başta kamu arazileri ve imara uygun olmayan arazilerde kontrolsüz büyüme başladı.

Siyasi popülist yaklaşımlar belediyelerin bu masum sorunla etkin ilgilenmemesi nedeniyle başını sokacağı konut talebi, dışında artarak fırsattan istifade, büyük yatırımların ruhsatsız ve kaçak yapılmasını özendirdi.

Sonuçta göz yumulan bu aymazlık nedeniyle ülkede yapılan inşaatların üçte ikisi devletle sorunlu hale geldi.

Yıkım yapan belediyeler ve zabıta bir yandan eleştirilirken, yıkılmayan yapılar için yasal gereğini yapmayanlar hakkında işlem yapıldı.

Devletin kurumları bir yandan imar yasası çıkarırken, belediyelerin gözü önünde çarpık yapılaşma çığ gibi büyüdü gitti.

Rahmetli Özal dönemine kadar yürürlükte bulunan ve 1957 yılında kabul edilen 6785 sayılı İmar kanunu ile merkezi idare elinde bulunan yetkiler, 1985 yılında çıkarılan İmar yasası ile belediyeler devredildi.

Böylece imar planı yapma ve değiştirme yetkisi belediyelerin eline geçince, katı kurallardan kurtulan inşaat sektörü, turizm merkezleri ve kıyılardan başlayarak, büyük rantlar ortaya çıktı.

Merkezin elinden bırakmadığı imar yetkisi, gittikçe birçok kuruma da tanınınca,  birçok yetkilinin müdahale ettiği yapılaşma plan bütünlüğünü bozdu.

TOKİ, Turizm bakanlığı, özelleştirme kurulu ve 3194 sayılı yasa 9. Madde yetkisi ile Bakanlığa tanınan imar planı yapma yetkisi şehirlerde tam bir kaosa neden oldu.

Hatta bu öylesine ileri gitti ki, belediyelere sadece ruhsat verme işi kaldı.

Oysa yapılaşmanın anayasası İmar planlarıdır.

Artık şehirlerde imar kargaşası, yapılaşma düzensizliğini yaratarak, yasaları dinlemeden, her kaçak yapı diğerinden cesaret alarak, her boş arsa ve arazi talan edildi.

NEDEN KÜSTÜK, NEDEN BARIŞACAĞIZ?

Seçimlere çok yakın bir zaman kala zamana denk gelen İmar Barışı vatandaşlar tarafından büyük ilgiyle karşılanarak , bugün  2 milyon üzerinde sisteme kayıt  girişi yapıldığı ve  her gün  50-60 bin kayıtın  devam ettiği  imar barışı, beş on yıl sonra yeni bir barışın daha çıkarılmayacağını kim garanti edebilir..?

Sorun yumağı çözülemeyince fiili durum, yasal hale getirilerek kabul edilen imar yasası ile herkesin kaçak inşaatı yasal hale getirilmek üzere İMAR BARIŞI altında şehirlere, kamu arazilerine yapılan tecavüzler yasal hale getirildi.

Ama bu imar affı için hiç kimse şehrin gerçek sahibi belediyelere sormadı.

Sayısı 13 milyona yaklaşan ruhsatsız yapıların, imar ve ruhsat sorununa çözüm getirerek, hem ülkemiz için kangren olmuş bir sorunu ortadan kaldırması, hem de ortaya çıkacak gelirler kentsel dönüşüme ivme kazandırması beklenen imar barışı düzenlemesi, kaçak yapı stoğunu yasal kayıt altına alacağından, pek çok yapı sahibini memnun etse de,  en kısa zamanda kentsel dönüşüm uygulanmazsa, ileride daha başka çok ciddi sorunların nedeni olmaya devam edecektir.

Çok daha tehlikelisi de, bir yandan depreme karşı güvenli yapı için ayrı yasalar çıkarılırken, mevcut yapı stoğu depreme dayanıklılığı incelenmeden yasal hale getirilmesidir.

Af edilen yapının, deprem dayanıklılığı, yapı sahibinin beyanına göre ve hiçbir teknik inceleme yapılmadan, olduğu haliyle kabul edilecektir.

Başlar kuma sokularak, riskli yapı olup olmadığına bakılmaksızın yapı belgesi verilecektir.

 Peki olası bir depremde, bu af edilen yapılarda can güvenliği kimin sorumluluğunda olacak?

Binayı kaçak yapan yapı sahibinin..!

Yapı denetim yasası ile bina inşa güvenliği özel yapı denetim firmalarına devredildiği halde, bir yasayla, mühendislik hizmeti almamış yapıların, devlet tarafından, sağlam oturulabilir yapı kabul edilmesi kamu hizmeti ilkeleriyle bağdaşmaz.

İmar barışı ile yasal kabul edilen bir yapı, depremle yıkıldığında, gözlerimizi kapatarak, “yapının güvenliğini  beyan eden yapı sahibine  yüklemek” ne kadar doğrudur..?

PEKİ NE YAPILMALIYDI..?

En azından projesi mevcut ve mühendislik hizmetinden yararlanan kaçak yapıların dışında, kalan mühendislik hizmeti almamış kaçak yapıların, mutlaka bir yapı denetim firmasından yapı standardının ve güvenliğinin belirlenmesi teknik rapora bağlanması gerekmektedir.

Tapusuna şerh verilerek “bu yapının imar affından yararlanılarak yapıldığı” belirtilmelidir.

İmar barışından yararlanan yapıların güvensiz olanları asla yapı kayıt belgesi düzenlenmemeli, kayıt altına alınmamalıdır.

İmar barışı, kaçak yapı yapanların suçunu affetmemekte, aslında suça ortak olmaktadır.

Teknik konuda, fizik ve doğa yasaları, siyasilerin çıkardığı yasalarla değiştirilemez.

Doğa ve fizik yasaları, değiştirilemez ve acımasız, torpil işlemeyen gerçeklerdir.

Nasıl, yerçekimini, fay hattını, hukuki yasalarla değiştiremeyeceğimiz gibi, deprem güvenliğinin olup olmadığı bilinmeyen her yapıyı af etmek, yasal kabul etmek, o denli imkansızdır.

Çünkü dere kenarına yapılan, deprem bölgesinde teknik zorunluluklara uymayan, izinsiz kat çıkılan, projesi bulunmayan, mühendislik hizmeti görmemiş yapılar, bir gün doğanın acımasız hesabına karşı duramayacak, bilim ve teknikten ayrıldıkça, can ve mal güvenliği her zaman tehlikede olacaktır.

 

Yakınlarda beklenen İstanbul depremi öncesi mutlaka kentsel dönüşüm uygulamasıyla affedilen yapılar başta olmak üzere,  acilen güvenli yapılar yapılmalıdır. 

İmar affı gibi,  diğer adli, suçlulara da ceza affının da konuşulduğu günümüzde, devlet af çıkarırken, yakını öldürülen, evi soyulan, gasp edilenlerin muvafakatini almadan af çıkarması nasıl hakkaniyete uygun değilse, imar affı çıkarılırken de bu aftan en çok olumsuz etkilenen şehirlerin gerçek sahibi belediyeler ve Meslek odaları ile görüşerek ortak konsensüs sağlanmalıdır.

Yoksa mağdur olanların mağduriyeti daha da artacaktır.

Bugünün çözümleri, yarının sorunları olmamalıdır.

 

SÖZÜN ÖZÜ:

YASALAR AFFETSE DE,DEPREM AFFETMEZ.

 

 

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110 EFELER – AYDIN

GSM : 0.542.7608691

 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
28 / 12 Parçalı bulutlu
Yarın: 27/10 Parçalı bulutlu