EN GÜZEL GÖKYÜZÜNÜN ALTINDA HEP İHMAL, DEMİRYOLU, OTOYOL, BUGÜN JEOTERMAL

Aydın en verimli topraklar üzerinde kurulan binlerce yıllık medeniyete ev sahipliği yapan bir kadim kent.
Bundan tam yüz ellli yıl önce demiryolu, 30 yıl önce Otoyol geçirilerek, 100 metre genişliğinde bir şerit kenti ikiye bölerek, verimli tarım arazilerini bu iki yola kurban ettik.

Bugünlerde nereye kurulacağı söylense, en yakın köylülerin protestosuna neden olan Jeotermal tepkisine, nedense Aydın’ı yönetenler sessiz, o ünlü üç maymunu oynuyorlar.

Sultan Abdülhamit devrinde Osmanlı ile Avrupa devleri arasında iyi ilişkiler sonucu, padişahın ziyaret ettiği Avrupa’da gördüğü tren yollarını çok beğenmişti.

Hatta bunların kendi ülkesinde yapılması için bir adım atmış ve İstanbul -Edirne arasına yaptırmaya karar vermiştir ancak Topkapı üzerinden geçeceği için proje iptal edilmiştir.

Türkiye’nin ilk demiryolu Aydın-İzmir arasında 1860 yılında bitirilerek hizmete girmişti.

Çok önceleri 250-450 kg arasında yük taşıyabilen develer ile İzmir limanına Aydın’dan yola çıkan kervanlar günde ortalama 30 km yol kat ediyordu.

Kervanlar daha çok bölgenin tarımsal ürünlerini limana taşımak için kullanılageldi yıllarca.

Yol güvenliği ise eski derbentlerin yerini alan bir tür koruyucularca üstlenilmekteydi.

 Bu sistemde kervan taşıyıcısı sadece malların yer değiştirmesini sağlamıyor aynı zamanda pazarlama ve kredi mekanizması işlevini görüyordu.

 Deveci, küçük üreticinin malını İzmir’e götürüyor, kendi belirlediği bir fiyattan satıyor ve satış komisyonu alıyordu. 

Demiryollarının inşa edildiği tarihte Aydın civarında yüz bin devenin taşımacılıkta kullanıldığı düşünüldüğünde bu taşımacılıktan geçimini sağlayan ailelerin ne denli sarsıldığını anlamak kolay olacaktır.

Hatta demiryolunun hizmete girmesiyle işsiz kalan devecilerle, geceleri konakladığı hanların sahibi efelerin bu yüzden eşkıyalığa başladığı ve  Osmanlı’ya başkaldırarak dağa çıktığı da söylenir.

 23 Eylül 1856 günü yapımın başlanan ve İngilizlerin yaptırdığı Aydın İzmir arasındaki ilk demiryolu 130 kilometredir ve son Osmanlı padişahı Sultan Abdülhamit tarafından yabancılara verilen imtiyazla yapılmıştır. Sonradan bu imtiyazlar kamulaştırılarak devletleştirilmiştir. 

 

İzmir ile Aydın arasında yapılan hattın nedeni ise ticari ulaşım ağırlıklıdır. 

İzmir ve Aydın şehirleri deniz kıyısındadır ve ticari limanlara sahiptir.

 Bu sebeple de kentler arasında ürünlerin aktarılmasının kolaylaşması için bu yol yapılmıştır.

Bu projenin sonrasında ülkede tren yolu yapımı yaygınlaşmıştır ve sırayla yapılan yollar;


-1860 İzmir-Aydın demiryolu hattı İngilizler tarafından yapıldı.
-1865 İzmir-Kasaba demiryolu hattı döşendi.
-1869-1877 Şark demiryolu (rumeli hattı)
-1872 Anadolu Bağdat demiryolu daha sonra Mekkeye bağlandı.
-1892 Mudanya Bursa demiryolu
-1899 Horasan Sarıkamış Askeri tren hat

Gelelim Aydın’a yapılan demiryoluna.

Aydın ve Söke ovalarının pamuk, incir ve meyan gibi ürünlerini İzmir limanına ulaştırmak üzere inşa edilen demiryolu, tamamen ticari amaçla yapılmıştır.

Ulaşım yönünden de yararı olmakla beraber, asıl amaç başta Forbes Levanten ailesi olmak üzere yabancı yatırımcıların ticari düşünceleridir.

Aydın işte başkalarının topraklarımızda uzun soluklu düşünceleri sonucu ticari yatırımı olarak demiryolu inşa edilmiştir.

GÜNÜMÜZDE ise çift hatlı Hızlı tren projesi ile daha geniş arazilere yine el konacaktır.

 Otoyol ise yapıldığı yıllarda zamanlama açısından çok eleştirilmiş, mevcut karayolunun çift şeritli ıslah edilmesiyle milyonlarca dolar tasarruf edileceği savunulmuştu.

Rahmetli Özal döneminde, ABD standartlarında ve yabancı ortaklı firmalarla kurulan (Kutlutaş-Dillingham )  konsorsiyumlar aracılığıyla miltonlarca dolar harcanarak, en verimli topraklarımız otoyol uğruna tarım dışına çıkarılmış oldu.

Bugünlerde jeotermal enerji için devam eden çalışmalar da, aynı ticari amaç içindir.

Bu kez yerli yatırımcılar,  milli ve dünya bankası kredileriyle kar elde etmek için Herodot’un en güzel gökyüzü altındaki en verimli toprakları delik deşik etmeye devam etmektedirler.

Kızılcaköy toplantı ve basın açıklamasında konu gene gündeme gelmiştir.

Birilerinin ülke enerjisi için tarım topraklarına göz dikmesi, üstelik yatırımın devlet eliyle desteklenmesi tarım mı, enerji mi?

İkileminin tartışmasını alevlendirmektedir.

Üstelik gene aynı devletin eski adıyla Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yaygın TV’lerde zorunlu kamu spotlarında, “atalarımız tepelere yerleşmişti “ diye başlayan ve ovada tarım arazilerini inşa etmekten kaçınılması gerektiğini belirten spotların aksine, kamuoyu önünde tarım maalesef enerjiye feda edilmektedir.

Oysa bölgemizde RES (Rüzgar) ve GES (Güneş ) enerjileri  kaynakları potansiyeli  öylesine  fazla ki..!


Ağustos sıcağında bugünlerde güneş, boşa akan akarsu gibi, enerjisini üzerimize yağdırıyor.

 

O halde en acil yapılacak tek şey, sürdürülebilir, çevreci RES ve GES projelerini yaygınlaştırmaktır.

Çünkü Jeotermal her ne kadar ÇED raporları düzenlense de, işletmede, çevreci ve sürdürülebilir olmadığı kuruyan ağaçlardan ve kalitesi düşen İncir gibi hassas meyvelerin hazin görüntüsünden Aydın’da tespit edilmiştir.

İlimizde RES ve GES kaynakları bolluğu ortada iken, jeotermal için arzın merkezine yapılan binlerce metrelik kazılar ve işletme masrafları hem çevreye zarar vermekte hem de tarım ili Aydın’da tarım’ı bitirmektedir.

Artık kurumlar susmamalıdır.

Başta çiftçi ve üreticilerin bağlı olduğu ancak sessiz kalan Ziraat Odaları,   Valilik, ADÜ, Çevre ve şehircilik Bakanlığı, baştan beri mücadele eden Ziraat Mühendisleri Odaları ile TMMOB el ele vererek, Jeotermalin işletme zararlarını açıkça Aydın’a anlatmalıdırlar.

Bu kamusal bir sorumluluktur.

Dün demiryolu ve otoyol, bugün Jeotermal,  Aydın’ın geleceğini karartmamalıdır.

Önce demiryolu imtiyazı, sonra otoyol, derken jeotermal binlerce dönüm tarım arazisinin elden çıkmasına neden olmuştur.

Oysa 30 yıl önce, Otoyol yerine, çift şeritli bölünmüş yol yapılsaydı Aydın’a yeterliydi.

Kamusal yatırımlar için feda ettiğimiz AYDIN toprağı, geri getirilemeyecek zenginliğimizdir.

Tarım stratejik bir üründür, milli sanayimizdir,  adeta geleceğin petrolüdür.

Jeotermal den üretilen enerji, genel üretim payı içinde % 1’lerle ifade ediliyor.

Oysa 81 Milyon arasında üleştirilerek hepimizin ödediği, kayıp- kaçak elektrik payının oranı neredeyse  % 15’dir.

Yani eğer kaçak kayıpla baş edebilsek,

Jeotermal enerjiye gerek kalmayacak.

Bugün Tarım’ı mahvederek, kazandığımız paraları, yarın Tarım bittiğinde yiyemeyeceğimize göre, yol yakınken oturup görüşelim.

Aydın’ın  tarım arazilerinin sorununu, çok değil  üç yıl  önceki, aşağıdaki nostalji fotoğrafındaki gibi ,barış yemeğinde masaya yatıralım.

 

Barış yemeğini ısıtıp  tekrar yiyelim..!

Siyaseti ve muhalefeti, Merkezi ve yereli bir araya gelerek, Aydın’ı gelecekte terk edilmiş bir köy olmaktan kurtaralım.

 

SÖZÜN ÖZÜ:

EN VERİMLİ ZENGİN TOPRAKLAR ÜZERİNDE YAŞAYAN VE BUNUN FARKINDA OLMAYAN FAKİR İNSANLARA AYDIN’LI DENİR.

 

MEHMET ÖZÇAKIR  

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER -AYDIN 

GSM :0.542.7608691

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
28 / 12 Açık
Yarın: 28/13 Az bulutlu