Gülme Komşuna Gelir Başına

Karşı kıyıda Komşu Yunanistan da felaket, afet üst üste.

Önce yangın, sonra sel tufan.

Ardında bu faturanın karşılığı, ciddi bir ekonomik buhran.

Zaten üç yıl önce de Yunanistan da ekonomi Kağıt üzerinde iflas etmiş durumdaydı.

Çok değil dört sene önce, AB ye kafa tutan Çipras, esip gürleyip popülist söylemlerle halk kahramanı ilan edilmişti.

Ama dün diklendiği Avrupa’ya, pabuç pahalı olunca bugün gene kriz günleri ve hüsran.

Herkes bizde ekonomi sinyal veriyor diye sesleri yükselirken, Yunanistan da da, aynı sesler yakında.

Üretimi olmayan bir ülke, hazıra dağ dayanmaz misali varını yoğunu satıp savıp, tüketmeye başlar.

Bizde her şeyimizi satılığa çıkarmıştık, Yunanistan daha düne kadar adalarını satacağı söyleniyordu.

İki komşunu kaderi ekonomide de felakette de birleşti.

1999 bizde Marmara depremi, 2018 Atina’da, yangın felaketi.

Bir insanın ,bir şirketin iflasını biliyoruz da bir devlet nasıl iflas eder, anlamakta zorlanıyor insan..!

Siyasi ayrılıklar, ekonomiyi olumsuz etkiliyor, ekonomi olumsuz etkilenince, siyasi krizlere dönüşüyor.

Allah düşürmesin, çok değil yüz elli yıl önce “hasta adam” dedikleri Osmanlı devleti 19. yüzyılın ortalarında Dağılma Dönemi'ndeydi.

Sosyo-ekonomik, askeri ve siyasal olarak Avrupa'nın çok gerisinde kalmıştı. Milliyetçilik isyanları Osmanlı'yı yıpratmış, Osmanlı verdiği kapitülasyonlarla ekonomik gerilemeler yaşamıştı.

Rusya, sıcak denizlere inmek ve Balkanlar’ı ele geçirebilmek amacıyla Osmanlı topraklarına göz dikmişti. Zayıf ve hasta Osmanlı'yı parçalamak istiyordu. Bunu İngiltere'ye teklif etmişti. İngiltere ise Hasta Adam'ın yaşamasının daha faydalı olacağı düşüncesindeydi.

''Hasta Adam'' Osmanlı, bu siyasi çıkar çatışmasından yararlanarak denge siyaseti ile ayakta durmaya çalışıyordu. Nihayetinde ''Hasta Adam'', 1878 Berlin Anlaşması sonrası Almanya'ya yaklaşacaktı.

20. yüzyıla girildiğinde ise Rusya ve İngiltere ittifakı oluştuktan sonra birinci Dünya Savaşı sonrası Hasta Adam, tam da İngilizlerin istediği gibi yavaş yavaş can verecekti. Kelime anlamı “genel borçlar” olan Düyunu Umumiye 1881-1939 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu'nun dış borçlarını denetleyen kurumdur. II. Abdülhamit döneminde kurulmuştur. Düyun-u Umumiye kurulduğu yıldan itibaren, Osmanlı İmparatorluğu'nun ekonomik ve mali yaşamı üzerinde etkili bir rol oynamıştır.

Tarih tekerrürden ibaret.

Dün Yunanistan’ın başına gelenler, ondan önceki günler Osmanlının da başındaydı.

Osmanlı İmparatorluğu, ilk dış borçlanmasını, Kırım Savaşı sırasında, savaş maliyetlerini karşılamak için gerçekleştirdi.

Ancak mali durumu düzelmeyen devlet, savaştan sonra da borç almayı sürdürdü. Bundan sonra da borçlanmayı neredeyse alışkanlık haline getiren Osmanlı İmparatorluğu, yaşadığı her ekonomik sıkıntıda dış borç almaya başladı. Bu borçların verimli kullanılamaması sonucu, kısa sürede, değil borçlar, faizleri bile ödenemez hale gelindi. 1874'te devlet mali iflasın eşiğine geldi ve bir kararname çıkardı. Bu kararnamede, Osmanlı İmparatorluğu vadesi gelen borç taksitinin ancak yarısını ödeyeceğini açıklıyordu. Ancak açıklanan bu söz de yerine getirilemedi. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, Osmanlı yönetimi yeni bir mali bunalıma sürüklendi ve Osmanlı Bankası ile Galata Bankerlerinden almış olduğu iç borçlarını da ödeyemeyeceğini açıkladı.

Dün Osmanlı için ellerini ovalayıp akbaba misali tepemizde uçuşan, AB başına bela almamak için dün Yunanistan’ı ekonominin içine düştüğü çukurdan çekti çıkardı.

Acaba bugün Türkiye böyle bir duruma düşseydi, IMF ve AB bu kadar hoşgörülü olabilir miydi..? İşte yabancı basında yer alan bu başlık haksız mı..?

 

Avrupa kendi batı medeniyetinin hamisi ve banisi olarak gördüğü

Avrupa içinde Yunanistan’ın ekonomide payı yüzde iki.

Yunanistan çökerse ve Euro biriminden çıkarsa, domino etkisi ile diğer ülkelere de yansır mı korkusu AB’nin bu şımarık çocuğunu hala el üstünde tutmaya çalışıyor.

Aslında bizim girmek için can attığımız AB ve Euro birliği açıkça söylenmese de, sallantıda.

İşte İngiltere ben gidiyom, ”eyvallah“ deyip el sallamaya başladı.

Yunanistan’da gene olası bir kriz ve kargaşa kapıda.

Ne demeli, etme bulma dünyası.

Dün bana bugün sana..!

Arapçasıyla “Men Dakka duka..!”

Yunanistan yangın afetinin faturasını gene AB ye ödetecek.

İkiyüzlü AB ve Batı, kendi yaramaz çocuğunu tekrar yerden kaldırmak için er ya da geç harekete geçecek.

Kıssadan hisse, bizde de aynı duruma düşmeden, Türkiye ekonomik gidişatın direksiyonunu gaz ve frenini kontrol edip, fenni muayeneden geçmelidir.

Eğer uzmanların dediği doğruysa, önümüzdeki aylar zor günlere gebe.

Eğer bir dar boğaza girersek, arkamızdan üzülen değil, sevinenler çok olacaktır.

Hem de Yunanistan gibi geçmiş olsuna gelen, elimizden tutan da olmayacaktır.

Bizim ekonomi için de her an tehlike çanları çalabilir.

Osmanlı’dan sonra ikinci bir “hasta adam “ yatağından zor kalkar, kalkınca da, yan etkileri çok ağır olur.

Çünkü bizim yataktan kalkmamızı istemeyen öyle çok hain var ki, ,içerde ve dışarıda, hele bir daha kalkmamak üzere serilsek yerlere, asla izin vermemeliyiz, Buna sevinecek hainlere..!

***

Geçen hafta yaşanan yarım saatlik sağanak yağış,

Temmuz sıcağına bir çare oldu doğrusu.

Kentin bazı kesimlerinde taşan kanalizasyon sistemi nedeniyle kötü koku ana cadde ve arterde hissedildi.

Jeotermal den sonra, yeraltından gelen bu koku, kapalı yeraltı kanallarının temizliğinin yapılmadığını, tıkalı olduğunun göstergesi.

Benim en çok korktuğum başıma gelmedi sevindim.

Alt geçitlerde, su baskını olmuyor artık.

Ama yine de ASKİ tedbirli olmalı.

Sağanak yağış suyun gücünü bizlere öğretmeden, önlemler ihmal edilmemeli.

***

Geçtiğimiz Cuma gecesi kızıllaşan ay tutulması ise sosyal medyada gündeme oturdu.

Cep telefonundan yapılan çekimler görüntüler gırla gitti.

Her ay tutulmasının ardından deprem olacağı tez, bakalım bu kez doğru çıkacak mı..?

***

Aydın valiliği çok güzel bir girişimde bulundu.

Davet edildiğim bir görüşmede Aydın’ın geleceği için özlenen bir projeye başlanacak.

12 Ocak “çalışan gazeteciler” gününde önerimle Çakırbeyli yoluna yüz yıllık taş duvarlı tarihi yel değirmenlerinin bulunduğu tepelik bir arazide Adnan Menderes anıt heykeli ve mesire alanı ile yöresel ürünler pazarının kurulması için hazırlıklar hızla yürüyor. Konu hakkında Bakanlıkla görüşmek üzere geçen hafta Ankara’ya giden Aydın Valisi KÖŞGER, umarım iyi haberlerle döner.

Ama başında belirttiğim gibi, ,ikinci bir önemli proje daha Aydın kültür ve tarihine güzel bir katkı olacak.

Ne olduğunu yazmayayım, bunu daha sonra belki valilik açıklar.

İyi haftalar herkese.

 

SÖZÜN ÖZÜ:

 

YALNIZ YAPTIKLARIMIZDAN DEĞİL,

YAPMADIKLARIMIZDAN DA SORUMLUYUZ.

 

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK: 1110 EFELER –AYDIN

GSM : 0.542.7608691 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
11 / 2 Parçalı bulutlu
Yarın: 10/1 Sağanak yağışlı