Sanal Hayatlar

Sanal Hayatlar

 

Pek çok ulusal haber sitesinde geçen habere göre, Japonya’da Kondo isimli bir erkek, hologram olan Miku ile evlenmiş. Nasıl olur demeyin, oyun şirketi evliliği belgeleyen bir sertifika bile vermiş ve bu ilk değilmiş!

Kondo geceleri, Miku’nun parmağında yüzük olan oyuncak bebek versiyonuyla uyuyormuş. Yaptığı açıklamalara göre, gerçek kadınlar tarafından kötü muamele görmüş. 10 yıldır Miku’ya aşıkmış, onu hiçbir zaman aldatmadığını, Miku da kendisini aldatmayacağı için onu tercih ettiğini söylüyor. Bu evliliğin boyutlar arası olduğunu ve saygı duyulması gerektiğini düşünüyor.

Açıkçası haberi okuyunca ben dehşete kapıldım. Sanal dünya hayatlarımızın o kadar içine işlemiş ki…

Sanal, adı üstünde “gerçek olmayan”…

Sanal ortamın, özellikle sosyal medyanın insanlar üzerindeki olumsuz etkilerine yönelik pek çok araştırma yapılıyor günümüzde. Çünkü seçimlerimiz, duygularımız, düşüncelerimiz kısacası hayatımız üzerinde ciddi bir belirleyici.

Pek çok kişi sanal dünyada kendine sanal bir kimlik yaratıyor. Kendini çirkin ya da şişman gören biri birtakım uygulamalarla kendini güzelleştiriyor, zayıflatıyor; aldığı “like”larla mutlu oluyor.

Bazıları evliliğinde o kadar mutsuz ki, ilan-ı aşklar, sadakat yeminleri, çiçek fotoğrafı vesaire ile hem başkalarına hem kendine “eşim beni aslında çok seviyor, evliliğim gayet yolunda” mesajları veriyor. O kadar ki, eşimizle, çocuğumuzla çektiğimiz fotoğrafı paylaşmaya korkar olduk. Çünkü herkes birbiri hakkında böyle şeyler düşünüyor.

Birçok çocuk ve genç insan, ailesinin yanında, okulda ve sosyal ortamlarda olduğundan çok daha farklı bir dile, tarza bürünüyor. Günlük yaşamında hiç küfür etmeyen çocuk, ana avrat düz gidiyor; çekingen bir çocuk çok cesur davranabiliyor; hayatında hiç karşı cinsle diyalog kurmamış bir ergen sanal seks yapabiliyor.

Kimisi hiç okumadığı kitabın fotoğrafını paylaşıyor, kimisi laf sokan –aslında altta yazan isme ait olmayan- özlü sözlerle listesindeki bazı kişilere ders verdiğini sanıyor, kimisi oturduğu yerden sosyal sorumluluk videoları paylaşıyor, kimisi de herkes mutlu bir ben mutsuzum diye depresyona giriyor.

Bu örnekler saymakla bitmez…

Hayatımızdaki olumsuz etkilerine gelince, benim en önemli olarak gördüğüm sonuç GÜVENSİZLİK. Kendine, başkalarına ve dünyaya…

Bu güvensizlik tabi ki sosyal ilişkilerde bozulmayı, hatta hiç sosyalleşememeyi getiriyor. Kendine güvenmeyen kişi, en güvende hissettiği sanal ortamda arkadaşlık kurabiliyor. Bu ortamlarda karşılaşılan sahtelikler, yalanlar başkalarına olan inancı zedeliyor. Böylece “gerçek dünya güvenilmez, adaletsiz, tehlikelerle dolu bir yer ve insanlar kötü” düşünceleri yerleşiyor.

Sanal ortamın, özellikle sosyal medyanın olumsuz etkilerinden nasıl korunacağımıza gelince…

Benim düşüncem çocuklarımızdan da kendimizden de mümkün olduğunca uzak tutmak, akılcı yollarla kullanmak gerektiği.

Ayrıca,

Beğenmediğimiz ama değiştirebileceğimiz özelliklerimizi örtmek yerine düzeltmeye çalışmak; değiştiremeyeceğimiz özelliklerimizi kabullenmek, kendimizle barışmak; onaylanma, beğenilme ihtiyacımızı dengede tutmak, GERÇEK ve sağlıklı bir kimlik edinmemize yardım edecektir.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.

Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
12 / 8 Parçalı bulutlu
Yarın: 15/8 Parçalı bulutlu