SÜPER ZEKA

Hani çevrenizde olup biten, herkesin normal gördüğü ama size mantıksız gelen durumlar vardır ama konuşmaya çekinirsiniz ya, ben de kendi yaşadığım bir örnekten yola çıkarak yazmaya koyuldum.

“Bebeğinizin zekasını geliştirin” gibi sloganları içeren setler var, eğitime önem veren aileler hemen ediniyor; kendileri ya da bakıcıları çocuklara uyguluyor. Düzenli çalışamazlarsa, “eyvah çocuğumuz yaşıtlarından geri kalacak” endişesine kapılıyorlar. Ya da kreşlerde çocuklara sayılar, harfler, renkler, şekiller erkenden öğretiliyor. Ben erken dönemlerde bu tür uygulamalara sıcak bakmıyordum ama fikrimi açıklamaktan da çekiniyordum. Bu konuyla ilgili biraz araştırma yapınca haksız olmadığım kanısına vardım.

Yapılan çalışmalar göstermiş ki, erken yaştaki akademik eğitim çocuklara duygusal ve sosyal gelişim açısından zarar veriyor. Çatışma, problem davranışlar, kişiler arası ilişkilerde sorunlar, suça yatkınlık bu çocuklarda daha fazla. Oysa, keşif, oyun ve sosyalleşme yoluyla öğrenen çocuklar, kişisel sorumluluk ediniyorlar ve olumlu sosyal davranışlar geliştiriyorlar.

Tabi bu açıklamayı yaparken, gelişimsel olarak dezavantajlı çocukları ve ailelerini dışarıda bırakıyorum. Günümüzde otizm, dil ve konuşma bozuklukları, zeka gerilikleri, gelişimsel anormallikler erken tespit edilebiliyor. Böyle durumlarda eğitime ne kadar erken başlanırsa çocuk ve aile o kadar fayda görüyor.

Asıl konumuza dönecek olursak, özellikle 0-3 yaş arasında çocuğa verilmesi gereken en önemli şey “sevgi”; verilmesi gereken en önemli eğitim ise “iletişim”. Ancak bu kavramların iyi anlaşılması gerekiyor.

Sevgi, sürekli öpüp koklamak, hep mutlu etmeye çalışmak, her istediğini yapmak değil zaman ayırmaktır. Aslında “kaliteli zaman geçirmek” dedikleri… Pahalı oyuncaklarla oynatmak, yeni nesil oyun alanlarında zaman geçirmek değil; çocukla çocuk olabilmek, türlü kılıklara girebilmek, ev işlerini oyuna çevirebilmek anlamlı olan. Siz çocuğunuza sevginizi bu şekilde sunduğunuzda, sevilmeye değer olduğunu hissedecek ve sağlam bir benliğin temeli atılacak.

İletişim ise, konuşmak değil, dinlemektir; duygu ve düşünce alışverişidir. Çocuğunuza üzüldüğünüzü, korktuğunuzu, kızdığınızı ifade etmekten çekinmeyin. Çocuk duygularını rahatlıkla ifade edebileceğini sizi model alarak öğrenir. Kendi duygularını fark eden ve ifade edebilen çocuk, başkalarını dinlemek ve anlamak konusunda da başarılı olur.

Çocuğumuza sevildiğini hissettirdiğimizde, kendisini ifade etme ve başkalarını anlama becerilerini geliştirdiğimizde zaten öğrenmeye de açık hale gelecektir.

Toplumumuzun süper zeka ama asosyal olan bireylere ihtiyacı yok. Toplum olarak en büyük ihtiyacımız birbirini anlayabilen, sorunları çatışmaya dönüştürmeden çözebilen sağlıklı beyinler.

Kısaca sosyal ve duygusal zekası gelişmiş bireyler… Asıl “süper zeka” bu olsa gerek… 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.

Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
18 / 6 Açık
Yarın: 17/5 Parçalı bulutlu