• 3 Kasım 2016, Perşembe

DEMOKRASİ

“Devlet ile toplumsal yapılar arasında kurulan sözleşme açısından değerlendirme”

“İdare şeklimizin adı DEMOKRASİ’dir. Bu ad ona birkaç kişiye değil, bütün yurttaşlara dayandığı için verilmiştir. Devlet işlerinde herkesin alabileceği yer şu ya da bu soydan oluşuna değil, gösterdiği yüksek yetenekle kazandığı üne göredir.”

PERİKLES

Bu sözler M.Ö. 460’larda yani bundan yaklaşık 2480 yıl önce söylenmiş sözler. İnsanlığın gelişim serüveninde ve organize yaşadığı dönemlere gelindiğinde, şehirler kurmaya başladığında toplumsal gruplar daha kompleks hale gelerek güç alanları yaratmaya başlamıştır. Buda yönetimsel erkler arasında ve de düşünüş farklarında çatışmaların oluşmasına neden olmaya başlamıştı. Bu çatışmalar iki ucu keskin bir kılıçtır. Fikirsel çatışma halinde kalırsa toplumun daha iyi bir hal almasında kullanılan itici bir gücü oluştururken kontrolden çıktığında ise şehirleri yıkacak savaşlara neden olan bir yapıya doğru devinir. O dönem için şehir savaşları ile yüzyıllarca birbirini yiyen kent devletleri, edindikleri bu acı tablo sonunda bir sentez yaratarak güce değil liyakat esaslarına dayanan, fikirlerin damıtılarak büyük bir gücün elde edilebileceğini keşfettikleri yeni bir anlayış olan demokrasi sistemini yaratmışlardır. Böylece toplumun ruhunu yaratan din, siyaset, etnisite gibi yapıların ahenk içinde çalışmasını ve medeniyet halini almasını sağlamışlardır.

Bugün için gelinen hal; Toplumsal gelişmişlik seviyesinin artma derecesine göre toplumsal yapılarda meydana gelen karmaşık ilişkiler ağının dengede tutulmasını zorlaştırmaktadır. Daha çok etnik parçalanmalar, dini ayırımlarda meydana gelen farklı yorumlar, farklı düşünsel hareketler gittikçe grift ilişkilerin artmasıyla sonuçlanmaktadır. Artık dünyamız daha karışık ve problemlerin çözülmesi daha bir zor hal almıştır. Toplumsal grupların fay hatlarının daha yakın ilişkiler içerisinde bulunduğu bir yüzyılı hep beraber yaşamaktayız. Modern çağın kompleks içerikleri daha entelektüel ve demokrat bir siyasi eliti zorunlu kılmakta. Bunu başaramayan toplumlar nitelikli bir yapı yerine sorunları içinde boğulan, iç savaşlar içinde kalmış bir duruma hızla sürükleneceklerdir.

Özellikle soğuk savaş sürecinin sona ermesiyle boşa kalan devletler yaşanan bu büyük medeniyet buhranının getireceği sorunlarla baş başadır. Yaklaşık olarak 200yy devam eden Batı medeniyetinin tahakkümünün azaldığı ve kadim medeniyetlerinin yavaş yavaş canlanmaya başladığı bir yüz yılı yaşamaktayız. Bu toplumsal uyanışlar dışsal ve içsel etmenlerle büyük sancıların yaşana bileceği zamanlara kapı aralamaktadır. Yeni bir dünya düzeninin önünde duramayacağının farkında olan batı medeniyetinin siyasi elitleri bu uyanışın kendi çıkarları doğrultusunda şekillenmesi adına çatışmaları körükleyen bir tutum içerisindedirler. Toplumsal aktörlerin arasına girerek etnik veya mezhepsel farkların ilerlemeye dönük tarafı yerine çatışmaları arttıran, fay hatlarını körükleyerek zayıflamalarını ve yönetilebilir bir hal almalarını sağlamaya çalışmaktadır. Bizler siyaset yapıcılar iç bünyelerimizdeki bu depremlerden fayda sağlanamayacağını hatta gelecek yüzyılında kaybına giden bir yol olduğunu iyi bilmeliyiz. Asya’nın kadim medeniyetleri batının fikirsel ve demografik gücünün sonuna geldiğini bilerek ayağa kalmaktayken, bizim medeniyetimizin oluşan yeni düzende uyanış yerine Asya’ya karşı batıyı koruyacak bir askeri bir güce devinmek istendiğini iyi bilmeliyiz. İç buhranlardan kurtularak gerçek gündemlere dönüşümüzün yegane yolu ise toplumsal kültür ortaklarımızla konsensüsler oluşturmaktır. Bunun yegane yolu ise demokratik bir anlayışın egemen olmasından geçmektedir. Otoriter bakış açıları iç çekişmelerin artmasından başka bir işe yaramayacaktır. Üst bir bakış açısıyla olaylarda büyük oyunu görerek hareket etmemiz gerekiyor. Unutmayalım ki birlikte rahmet vardır desturunun temeli fikirsel anlayıştır. Tarihte barış havzalarını kuran büyük medeniyetlerin tamamı bu temel ilke sayesinde ayakta kalabilmişlerdir. Pax ottomana (Osmanlı barışı), Pax romana ( Roma barışı ) barış havzalarının elindeki yegane güç toplumsal farklılıklara karşı gösterdikleri hoş görüden geçtiğini hatırlayalım. Batı medeniyetinin bölgemiz ve dünya üzerinde oynadığı büyük ve son oyunu iyi gören siyasi bir elite acilen ihtiyaç vardır. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
28 / 14 Açık
Yarın: 29/13 Az bulutlu